09 Kasım 2002 Cumartesi


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 



Asr-ı ihanet

     Bir süredir "kadın - erkek ilişkileri"nde tartışıp durduğumuz ihanet meselesi, son seçimde "seçmen - parti ilişkileri"nde de boy gösterdi.
     Araştırmalar, "Her zamanki partime oy verdim" diyenlerin hızla tükendiğini, 41 milyon seçmenin 11 milyonunun "Bir de bunu deneyeyim" düşüncesiyle parti değiştirdiğini gösteriyor.
     Bunlara "yüzer - gezer oylar" deniliyor.
     Seçmen, fırtına görmüş köksüz ağaçlar gibi, her seçimde, kitleler halinde o partiden bu partiye savrulup göçüyor. Bir seçim baş tacı ettiğini, bir sonrakinde ayak altında eziyor.
     Aşkta olduğu gibi, siyasette de delice tutkunun, körü körüne bağlılığın, mezara kadar birlikteliğin, üstüne gül koklamamanın, bir yastıkta kocamanın devri geçiyor.
     "Sadakatin çağı bitiyor."
     ***
     Yıllar önce bir yazımda Barbi bebekleri üreten şirketin "Kullanılmış bebeğinizi getirin, düşük bedelle yenisiyle değiştirelim" çağrısına değinmiş, çocukların koşa koşa gidip bebeğini değiştirmesinin, bizim gibi oyuncağına ölesiye bağlı yetişmiş kuşaklar için ne kadar hayret verici olduğundan dem vurmuştum.
     Alvin Toffler "Şok" kitabında bu tavrı "Kullan - at toplumu olduk" diye açıklıyordu.
     Dün bebeğini yenisiyle değiştiren çocuklar, bugün seçmen oldu; her seçimde partisini değiştiriyor.
     Sadece partisini mi?
     Liderini, memleketini, görüşünü, eşini, dostunu da...
     Toplumsal hareketliliğin ve değişimin inanılmaz hızı, üzerinde durduğumuz zemini kayganlaştırıyor; habire ayağımız kayıyor.
     Kalıcı ilişkiler kuramıyoruz artık.
     Çevrenize bir bakın:
     İşyerinizde en kıdemlilerden kaç kişi kaldı?
     Son yıllarda etrafınızda kaç kişi boşandı?
     En eski komşunuz kaç yıldır orada oturuyor?
     Kaçınızın doğduğu ev hala yerinde duruyor?
     ***
     Kanal değiştirir gibi kolay değiştiriyor insanlar birbirini, evlerini, partilerini...
     Bir zamanlar uğruna can verdikleri partilerin kapanışını, taptıkları liderlerin asılışını, ebediyet yemini ettikleri yuvaların dağılışını umursamaksızın, zincirlerinden boşanmış gibi, yeni partilere, yeni liderlere, yeni sevgililere koşuyorlar.
     "Depozitolu ilişkileröde, hızla birbirlerinin içini boşaltıp kapının önüne koyuyorlar.
     Kimse, kimse için "çantada keklik" değil artık...
     İhanetin suyu bulanık akvaryumunda "yüzüp - geziyor" insanoğlu... daha iyi maaş için işini, daha yakışıklı lider için partisini, daha rahat yaşam için ülkesini terk edebiliyor.
     ***
     Peki böylesi daha iyi değil mi?
     Fanatizmin, partizanlığın, kör bağnazlığın, koşulsuz sadakatin, sorgusuz kabullenmenin karşısında bağımsız, mesafeli, akılcı bir tavır daha sağlıklı sayılmaz mı?
     Elbette öyle...
     Ama korkarım, burada karşı karşıya olduğumuz şey, rasyonel bir düşünce tarzı, karşılaştırmalı bir sorgulama mekanizması filan değil, köksüzleştirilmiş bir toplumun çaresizlikle, seçeneksizliğin bulamacında kıvranan insanlarına özgü "Hepsi aynı n’asolsa... Bi de bunu deneyelim" kaderciliği...
     Bir türlü gideremediği tatminsizliğinin kaynağındaki toplumsal koşulları göremeyen, yaşadıklarına mana veremeyen, hayatın işleyiş mantığını çözemeyen, birlikte çözebileceği örgütlerden de yoksun bırakılmış kitlelerin omurgasızlık göstergesi...
     Kısa süren, sönüp yiten, gelip geçici ilişkiler kuşağının oy kullanma tarzı bu...
     Korkarım aşkta olduğu gibi, siyasette de yalnızlıktır sonu...
     
     candundar@superonline.com
     




 SAYFA BAŞI 





Taha AKYOL
Başbakanlık sorunu

Çetin ALTAN
Hadi gelin gülelim hep beraber, kah kah kah...

Melih AŞIK
Irak ve Türkiye

Fikret BİLA
Akçakoca’nın itirazı

İpek CEM


Hasan CEMAL
CHP neden gümbür gümbür olmadı?

Güneri CIVAOĞLU
Baykal’dan Terim’e...

Yasemin CONGAR


Can DÜNDAR
Asr-ı ihanet

Abbas GÜÇLÜ
ÖSS, YÖK, AKP ve unutulan gençlik

Hurşit GÜNEŞ


Nail GÜRELİ


Sami KOHEN
Savaş olasılığı zayıflıyor

Mehmet Y. YILMAZ
İlk aşk mektubumun hazin sonu...

Meliha OKUR


Tuncay ÖZKAN


Mustafa ÖZYÜREK


Hasan PULUR
Hükümetlerin başarı karnesi

Derya SAZAK
Ilımlı İslam senaryosu

Meral TAMER
Evet yeni bir sol parti, hemen şimdi!

Ece TEMELKURAN


Tamer HEPER
Anayasa nasıl değişir

Osman ULAGAY


Güngör URAS
ABD’de pişer bize de düşer

Serpil YILMAZ
SPK, ‘Tombala’ diyecek

M. Ali BİRAND
Baykal çok doğru yapıyor

© 2002 Milliyet