14 Kasım 2002 Perşembe


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 



İlkleri unutulmaz kılmak

     Fenerbahçe’nin çalkantılı hayat hikayesi, yasal holiganların fişeklediği holiganizmin tüm sorumluluğunun üzerine yıkılmaya çalışılmasıyla pek durulacakmış gibi görünmüyor. ‘Nefret neden stadlarda’ sorularıyla yatıp kalkan medya, nefreti doğuran sebepleri arşivlerini karıştırarak araştırmayıp holiganizmi Fenerbahçe eksenli ırkçılığa dökerken, Sarı - Lacivertliler sırtlarını dönüp, Atina’da bir diriliş avına çıktı.
     UEFA Kupası’nı kazanan ilk Türk takımı Galatasaray’ın kat ettiği yolun henüz başlarında olan bir takım hüviyetiyle, 31 yıla yayılan Avrupa kupaları seyahatlerinde ilk kez 3. tur tadına varmaktan daha fazlasını yaşayabilirler. Türk ve Yunan takımlarına nihayet kupada karşılaşma vizesi sunan UEFA nezdinde de ‘tarihi maç’ mertebesindeki eşleşmeden turla çıkıp ilk olmak gibi.
     Werner Lorant, ilk maçın ardından gol yemiş olmanın memnuniyetsizliği ve ikinci golü bulamamanın üzüntüsüne rağmen, ‘turun ilk yarısını oynadık. Atina’da ikinci yarıyı oynayacağız’ diyerek ‘eee, bunu biz de biliyoruz’ alaycılığında tepkilere maruz kalacak basit bir açıklama yapmıştı. Bir grup taraftar da, o ruh haliyle turun iki ayaklı bir mücadele olduğu bu basit felsefeyi unutup, Lorant’ı istifaya davet etmişti.
     Ama ayakları yere indirmenin mümkün olmadığı tarihi bir Galatasaray galibiyetinden 3 gün sonra, Fenerbahçeliler’in ancak başlama düdüğü çaldığında farkına vardığı Samsun deplasmanında mağlubiyetten galibiyeti çıkarmak, başlıbaşına kemikleşmiş bir saplantının yerle bir edilmesiydi. Lorant’a karşı kurutulan güvenin yeşermesi için bir fırsat oldu. 2000’deki şampiyonluğa gidiş günlerinden sonra belki de ilk kez isyankar taraftar, baskı altında yıpratılan teknik adam, futbolcular ve yönetim arasında sımsıcak bir hava esiyor.
     Bu havalar genelde Fenerbahçe’de fazla uzun sürmez. Şartlanmalar, başarısız sonuçlarda patlamaya yol açar. Hiçbir zaman kendini ispatlama zorunluluğu bitmez. Maç kazanır, tesadüf denilir ve futbolu detaylı incelemeye değer bulunmaz. Şampiyon olur, Şampiyonlar Ligi’nde tur atlamadıkça ne anlamı var ki denir. 3 gol atar, neden 5 yapmadı diye eleştirilir. Teknik adamlar da futbolcular da bir türlü kendilerini beğendiremez kamuoyuna ve taraftarlarına. Yani Fenerbahçe, içinde hep bir güvensizlik besler. Panathinaikos rövanşı, bu güvensizliğin son iki maçta alevlenen iyimser bakış açısıyla yakılması için bir fırsat olacak. Belki de bizler yakın bir zamanda diyeceğiz ki, Fenerbahçe’deki futbol düşünce devriminin başarısındaki kırılma noktası Aziz Yıldırım’ın en nihayetinde gözünü karartıp, Lorant’ı kovmayışıdır.
     
     ekoksaldi@milliyet.com.tr


 SPOR


AMİRAL BATTI: 3-1
At yarışları
AVRUPA LİGLERİ
ÜLKER SÜPER: 93-84
2. LİG
Mehmet ikide kaldı
Aslan’ı, Güneş çarptı: 3-0
Kartal tek yumruk
ATİNA'DA GERİLİM
OPERASYONA DEVAM
Trabzon’da kavga
TUR İÇİN 3 DEFA
Denizlispor siper aldı!
Moskova’da vals: 2-0
İlk raunt tamam
Fedail Güler bakanlık müşaviri
Dünya turu
Kazanmayı unutmak
Elveda Avrupa
‘Çıt çıkarmadan’
İlkleri unutulmaz kılmak
Arşimet ve Terim


 SAYFA BAŞI 





© 2002 Milliyet