14 Kasım 2002 Perşembe


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 



Türkiye için tarihi dönüm noktası!

     Türkiye çok kritik bir kavşakta. Hatta, üst düzeyde bir diplomatımızın deyişiyle, Lozan’dan beri en yaşamsal dönüm noktasına gelmiş bulunuyoruz. Ülkenin kaderini gerçekten etkileyecek tarihi adımlar gündemde çünkü...
     Neden?
     (1) Kırk yıllık Kıbrıs sorununda nihayet sona gelindi. Çözüm ya da çözümsüzlük, uzlaşma ya da oyun bozanlık öylesine önem kazandı ki, tercihlerimiz Türkiye’nin önünde istikrar ya da istikrarsızlık kapılarını açabilecek. Bundan en başta Avrupa olmak üzere yalnız dış ilişkiler ağı değil, iç düzenimiz de olumlu ya da olumsuz etkilenecek.
     (2) Avrupa Birliği, Türkiye’nin ‘uygarlık projesi’dir. Bu topraklarda kökleri iki yüzyıllık bir geçmişe giden modernleşme çabalarının, Cumhuriyet Devrimi’yle büyük bir sıçrama kaydeden çağı yakalama hareketinin devamıdır AB projesi... Bu konuda da oyunun en kritik aşamasındayız.
     (3) Irak ve savaş! Yanı başımızda. Bir saatli bombanın tik tak sesleri gün geçtikçe kulağımıza daha yakından çalınıyor.
     Kısacası:
     Tarihi kararların eşiğindeyiz.
     Herkese büyük sorumluluk düşüyor.
     Hem iktidara hem muhalefete.
     Türk diplomasisinin yaratıcılığı hiç kuşkusuz önemli.
     Çünkü özellikle Kıbrıs ve AB konularında topların hatalı oynanması, yanlış tercihler ya da iyi niyetten yoksun sözde milliyetçi kasıtlı tutumların benimsenmesi, ülkemizin ufkunu karartabilir. Türkiye’yi tarihsel yörüngesinden kaydırabilir.
     Bu bakımdan değerli diplomatlarımızın kıvraklık ve uyanıklığına şimdi her zamankinden daha çok ihtiyaç var.
     Ama öncelikli görev ve sorumluluk siyasi otoritenin. En başta, yeni kurulacak AKP hükümeti oynayacak bu oyunu. Doğru tercihlere dayanan siyasal kararlılık gerekiyor sonuç alabilmek için...
     Kimsenin kuşkusu olmasın:
     Kıbrıs’la AB iç içe!
     Resmi söylem farklı olabilir. Ama şurası bir gerçek: Kıbrıs’ta çözümsüzlük, Türkiye’ye AB kapısını açmaz. Kıbrıs’ta topa yanlış vurmak, AB’den gol demektir.
     Kıbrıs sihirli bir anahtar!
     Türkiye’nin elindeki koz aynı zamanda. Kıbrıs kartını iyi oynarsak, AB kapısı da açılır.
     Evet, AB de Türkiye’ye böyle söylüyor. "Kıbrıs’ı halledin iyi olacak!" diyor. Elbette, Türkiye’nin önce ne kadar iyi olacağını görmesi lazım. ‘Müzakere tarihi’ni nasıl alacak, bunu anlaması şart...
     İşte, al ver burada başlıyor.
     Verilecekler var; verilemeyecekler var. Bu bir pazarlık. Bu süreçte kısa süreli kriz durumları da çıkabilir. Nerede, nasıl sağlam duracağını, nerede esnekleşeceğini, Kıbrıs kartını şantaja varmadan, ama bazen aba altından sopayı hissettirerek kullanmayı iyi ayarlamak lazım.
     Bu pazarlıkta diplomasinin rolü büyük; yaratıcılığı ve uyanıklığı çok önemli. Muhalefetle birlikte sivil ve asker bürokrasinin, sivil toplum kuruluşlarının desteği, sonucun alınmasında ağırlık taşıyacak.
     Bu mekanizmalar halen çalışıyor.
     En tepede Sayın Cumhurbaşkanı olmak üzere iktidar ve muhalefet liderlerinin yapıcı bir işbirliği anlayışıyla AB’den tarih konusuna kilitlendikleri görülüyor.
     İktidar lideri Tayyip Erdoğan Avrupa başkentlerinde mekik dokumaya başlamış durumda. CHP lideri Baykal, Avrupa sosyal demokrat liderleriyle görüşmek üzere Varşova’ya uçtu. TÜSİAD, TOBB, İKV zaten seferberlik halindeler...
     Fakat demin belirttiğim gibi, Kıbrıs ve AB’ye ilişkin bu tarihi pazarlığın esas sahibi yeni hükümet tabii Başbakan’la Dışişleri Bakanı olacak. Kopenhag’da 12 Aralık’ta 12’ye 5 kala’ya kadar devam edeceği anlaşılan tarihi pazarlıkta son sözleri bu ikili söyleyecek.
     O yüzden, Başbakanlık ve Dışişleri Bakanlığı koltuklarının böylesine tarihi bir dönüm noktasının gereğini yerine getirebilecek kişilerle doldurulması gerekiyor.
     Hükümetin hızla atması gereken bazı adımlar var AB ile ilgili olarak. Ancak AB ve müzakere tarihi deyince, herkes aklında tutsun, Kıbrıs’ta atılacak adım belirleyici olacak. Öyle anlaşılıyor ki, BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın Kıbrıs raporu olumlu bir gelişme...
     Fırsat kaçmasın.
     Bu fırsat yalnız Türkiye’yi ilgilendirmiyor. Fırsat iyi kullanılırsa bundan Kıbrıs Türkleriyle Rumlar da, Yunanistan da, Avrupa da kazançlı çıkar.
     Kimse kaybetmez, herkes kazanır!
     
     h.cemal@milliyet.com.tr
     




 SAYFA BAŞI 





Taha AKYOL
İran’da yargı sorunu

Çetin ALTAN
Tanzimatçıların "lise modeli" kazığı...

Melih AŞIK
Kemal Uluer...

Fikret BİLA
Lojman, kira ve kayyum

Hasan CEMAL
Türkiye için tarihi dönüm noktası!

Yılmaz ÇETİNER
Milli değerlerimizi harcamayalım

Güneri CIVAOĞLU
Üçgen

Can DÜNDAR
Kulüp milliyetçiliği

Hurşit GÜNEŞ
ABD’nin Irak savaşının bize maliyeti yüksek olacak!

Sami KOHEN
Bu fırsat kaçmamalı

Mehmet Y. YILMAZ
Evet! Bu, medyayı ‘soygunculardan’ kurtarma kavgası

Hasan PULUR
Fener - Galatasaray rekabetinin keyfi...

Derya SAZAK
Erdoğan’ın Batı seferi

Meral TAMER
AKP de nükleer santral yapamaz

Güngör URAS
Şimdi moda ‘fon modası’

Serpil YILMAZ
Erdoğan bir ilden çıkacak

M. Ali BİRAND
Giscard konuştu Türkiye kazandı !

© 2002 Milliyet