
|

AKP de nükleer santral yapamaz
"AKP, net tavır ortaya koymak açısından Cumhurbaşkan-lığı seçimlerine kadar vaziyeti idare etmeye çalışacaktır"
İster tek parti iktidarı olsun, isterse parlamentoda yüzde 65 çoğunluğu elde etsin, AKP iktidarında da Türkiye, dünyada modası geçmiş nükleer santralların kakalandığı ülke olmayacaktır.
Süleyman Demirel ve Mesut Yılmaz, nükleer lobilerin desteğinde yıllarca didindikleri halde bu demode teknolojiye devlet kesesinden tonlarca paranın heba edilmesini başaramadılar. Batı’da gözden düştükçe bizim gibi gelişmekte olan ülkelere asılan nükleer lobinin AKP’yi kafa kola alabileceğini sanmıyorum ben.
Hayrola, nükleer öfken neden aniden yeniden kabardı diyenleriniz olabilir. Sebebi Yeni Şafak’ın önceki günkü medya sayfası:
"AKP’nin seçim bildirgesinde Türkiye’de nükleer santral yapılacağı belirtilmişti. Bu projenin somutlaşmakta olduğuna dair işaretler de var. Ancak ne haber sayfalarında, ne de köşelerde muhalif tek bir ses yok. Ecevit hükümeti, toplumdaki ve medyadaki tepkileri dikkate alarak nükleer santraldan son anda vazgeçmemiş miydi? Şimdi herkes AKP’nin dümen suyuna mı girdi?"
Yeni Şafak’taki bu sitemi üzerime alındım. Çünkü 57. hükümetin nükleer santral kararına şiddetle itiraz edenlerin elebaşlarından biri de bendim. Son 10 gündür ise okurlarımızın değerli katkılarıyla sağ - sol değerlendirmeleri yapıyoruz. Seçimlerin hemen ertesindeki duygularımızı, korkularımızı, beklentilerimizi değişik bakış açılarıyla kayda geçiriyoruz.
CHP ANAP’laştı
Aslında bugün de köşemi tümüyle okur görüşlerine bırakacağımı vaat etmiştim, ama nükleer santralı görünce dayanamadım, yazıyı yarılayıverdim. Sizlerden gelen mesajları bu akşam CNN Türk’te Tayfun Ertan’ın 18.05’teki Baş Sayfa programında değerlendireceğim. Nusret Selen’in değerli görüşleriyle seçim sonrası genel sağ - sol değerlendirmelerini noktalıyorum:
"CHP, bu seçimlerde ANAP’laştı. Hem de kötü bir kopyası olarak. ANAP, hiç olmazsa, köylüden ve gençlerden de oy alırdı. CHP, adeta tuzu kuruların partisi oldu (oy aldığı bölgelere bakarsak). Esas taban ise çoktan AKP’ye kaymıştı.
Sevgili Deniz hocamızın bu seçim son şansıydı, hiç olmazsa bir koalisyonla da olsa hükümete girmek ve siyasal yaşamını böyle noktalamak istiyordu. Ama, kendisinin düzenlediği kadrosu dışa dönük çalışma yapacak yerde, içe dönük seçim yapacak tarzda eğitilmişti. Elhak namusluydular ama, bir sosyal demokratikleşme projeleri bile var mıydı?
Ne CHP ne de DSP’yi elinde bulunduran patronlar, mallarını kimseye vermezler. Oraların içine girip de, ele geçirmek ham bir hayaldir. Buna defalarca teşebbüs edildiğinden - zaman zaman içinde ben de bulunduğum, tanığı olduğum için - imkansızlığını iyi biliyorum.
Evet, yeni bir sol parti kurulmalıdır. Hatta içinde Sayın Karayalçın, Sağlar, Karakaş, Gürkan ve şu anda isimleri aklıma gelmeyen diğer ünlülerden de hiçbirinin yer almadığı ve adı da - eğer olanak varsa - SOSYAL DEMOKRAT PARTİ olan bir örgüt acilen kurulmalıdır. Şu anda kamuoyu bir Tayyip aymazlığı içindedir, sinsice devlet kadrolarını değiştirmeden de sanırım pek uyandırılamayacaklardır. AKP, net tavır koymak açısından Cumhurbaşkanlığı seçimlerine kadar vaziyeti idare etmeye çalışacaktır.
Derhal bir program çalışması yapılmalı ve CHP’nin içini doldurmadığı, sadece Hacıbektaş’a gidilen günlerde hatırladığı ANADOLU SOLU kavramına netlik getirilmeli, içerik kazandırılmalı ve halka öyle gidilmelidir. Bunu yapacak çok değerli düşünürler solda mevcuttur."
mtamer@milliyet.com.tr
SAYFA BAŞI

|
|

|