15 Kasım 2002 Cuma


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 



Eski hipnozlar ve küresel değişimler...

     Tıpkı bazı siyasal partiler gibi, bizim aslan Galatasaray da, Barcelona yenilgisinden sonra büsbütün buruşup, futbol tarihimizin kör kuyularına savruldu.
     Yeni bir dönem bu... 21. yüzyılın ilk çeyreğinde daha kimbilir neler ve neler buruşup kör kuyulara savrulacak...
     Yerden alıp gökte yeme megalosunun, "ben istediğimi ihya, istediğimi imha ederim" havalanmaları usul usul gaz kaçırmada...
     Çünkü evrensel bir saydamlığın şafağı; "resmi görüş" etiketli, hamasi bir nutukçuluk arkasındaki ekonomik çöplüğümüzle, iç talancılık üstüne de sökmede...
     ***
     İster istemez şu 3 sorunun yanıtı da, yavaş yavaş su üstüne çıkacak:
     1- Son 70 yılda Hazine arazilerinin ne kadarı, kimler tarafından ve kimlerin aracılığıyla yağmalandı?
     2- Son 70 yılda devlet bankalarından alınıp da, geri dönmemiş kredilerin toplamı ne kadardır?
     3- Son 70 yılda silah alımlarına kaç milyar dolar harcandı ve bu silahların miadı ortalama kaç yılda doldu?
     ***
     Bendenizin gençliğinde bazı sorunların saydamlaşmasını istemek ve buna çaba harcamak; Askeri Ceza Yasası’nın 171. maddesine göre "Milli menfaatlere aykırı hareket etmekle" suçlanır ve bazı ülke sorunlarında saydamlık isteyen kalem sahibi sanık, elleri kelepçelenerek Askeri Ceza Mahkemesi’ne sevk edilirdi.
     ***
     Kore Savaşı sırasında, Kore’ye gönderdiğimiz askeri birliğin "standart" olduğunu, yani eksildikçe tamamlanacağını; NATO Başkomutanı Norstad’dan edindiğim bilgiye göre yazdığım zaman, benim de başıma aynı şey gelmişti.
     Cumhuriyet bayramlarında tekrarlanıp duran, "çağdaş uygarlık düzeyine varma hedefi" nutukları, yazıya layık olmaya çalışmış kalemleri imha etmeyi engellemiyordu.
     Neyse ki, Balıkesir milletvekili Sıtkı Yırcalı, Meclis kürsüsünden Kore’deki birliğimizin standart olduğunu açıklamıştı da, bizim dava düşmüştü.
     ***
     20. yüzyılın iki büyük yanılgısı oldu. Bunlardan biri, "Leninizm"in "Komünizm" sanılması; öteki de, "ekonomi"nin siyasal partilerin iradelerine göre değişik biçimlerde uygulanabilecek bir mekanizma sanılması.
     Oysa "Komünizm" siyasal bir rejim değil, bir "evren düzeni"ydi, yani bir Kozmos düzeniydi. Kuşların, ağaçların, balıkların ve hem galeksimizin, hem güneş sistemimizin düzeniydi. İnsanoğlu, bu düzenin dışında kendine özgü bir olgu değildi.
     ***
     Teknoloji ilerledikçe, Kainat’ın verileri, insanoğlunun yaşamını kolaylaştırdıkça; örneğin 1 saniyede 1 trilyon iletişimin gerçekleşmesi gibi, Arz küremizin her yerine birkaç saatte ulaşmak mümkün oldukça; "ulus - devlet" modeli de aşılıyor, eski hipnozlarımız arınıyor; tüm insanlık tek para ve tek dile doğru yöneliyordu.
     Ve doğal olarak; "ulus - devlet" modellerine göre bölünmüş bir Arz küresi üstündeki yerel politikacılarla, bürokratların da; eski egemenlikleri ırgalanıyordu. Genel bir saydamlık Dünya’yı kaplamaya başlıyordu.
     ***
     Henüz ne kitleler, ne yerel yönetim kadroları, "monizm"i algılayabilecek bir düzeydeler. Onlara "ulus - devlet" modelinin değişimi, çok uzaklarda görünüyor... Bir ABD eski Başkanı Bill Clinton farkında, bu değişimin çok hızlanmakta olduğunun...
     ***
     Bu değişim çağdaş bir İslamla da bütünleşmek zorunda...
     1 milyar 300 milyonluk yoksul bir İslam nüfusuna tahammülü yoktur modern teknolojilerin.
     Ve Arz küresinin İslam kesimi de, mutlaka çağdaş bir değişimin mayası içine katılacaktır.
     Şu sıralarda Türkiye’ye, bu değişimin öncülüğünü yapma rolü düşmede... Bu yeni Dünya senfonisinin orkestra şefliğini de; hem ABD, hem AB yapma egzersizleri içinde...
     ***
     Böyle bir değişim süreci, çok şeyi değiştirecektir Türkiye’de... Soğuk Savaş döneminde ucuz bir insan deposu olarak değerlendirilen Türkiye; İslam profilli bir çağdaşlık ve kalkınmışlık örneği olarak, çok çarpıcı bir misyonunu yüklenme arifesinde...
     "Yerden alıp gökte yeme" ve "ben istediğimi ihya, istediğimi imha ederim" türü, megalo beyin sakatlanmalarıyla; olduğundan fazla görünme şarlatanlıkları, ister istemez iflasa sürüklenecektir.
     "Değersiz önemliler" oligarşisinin, "önemsiz değerliler" bahçeciğini, her türlü çürütmecilik avadanlığıyla, barbarca bir bokluğa dönüştürme geleneği de, usul usul dezenfekte edilecektir.
     50 yıl sonra kimbilir neler konuşulacak Türkiye’de...
     İnsanlık kötüye gitmez, Türkiye de gitmez. Enseyi karartmayın.
     
     c.altan@prizma.net.tr
     




 SAYFA BAŞI 





Taha AKYOL
İyi bir başlangıç

Çetin ALTAN
Eski hipnozlar ve küresel değişimler...

Melih AŞIK
CIA ziyareti...

Fikret BİLA
Sevindirik olmayalım

Hasan CEMAL
12 Aralık: Kopenhag değil, Türkiye zirvesi!

Güneri CIVAOĞLU
Ruh çağıralım

Abbas GÜÇLÜ
Türkiye’nin heba olan kaynakları

Hurşit GÜNEŞ
Borsaya hücum!

Sami KOHEN
Ankara’nın tutumu ne?

Hasan PULUR
Simültane çeviri nedir, bilir misiniz?

Derya SAZAK
Yeni Meclis

Meral TAMER
Her seçim, sadece o anın fotoğrafıdır

Ece TEMELKURAN
En ‘modern’ Rıdvan: Siyasal İslam!

Güngör URAS
Dolar 1.621.000 TL

M. Ali BİRAND
Türkiye'nin son üç adımı kaldı

© 2002 Milliyet