22 Kasım 2002 Cuma


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 



Evren, Türkiye'nin isteğini seslendirdi

     LEFKOŞA (Güney Kıbrıs)

     Yunanistan çözümden çok, Kıbrıs’ın AB’ye tam üyeliğini istiyor. Çözüm konusunda müthiş bir istek yok.
     Bu da çok doğal. Zira Yunanlılar Kıbrıs’ın yarısını bir daha geri alınamayacak şekilde kaybettiklerini biliyorlar. Hiç değilse Kıbrıs’ın sahipliğini Türklerle paylaşmamak için, çözüm bulunsun diye büyük bir çaba harcamıyorlar. Hatta çözümsüzlük işlerine gelecek, dahi diyebiliriz.
     Bu gerçeği, Salı günü CNN TÜRK’ün özel MANŞET programının Atina’dan yapılan canlı yayınında gördük.
     Çarşamba günü ise, sıra Türk kamuoyunu temsil edenlerdeydi. Mümtaz Soysal, İlter Türkmen, Murat Karayalçın, Özdem Sanberk, Prof. Haluk Kabaalioğlu, Temel İskit ve 7 inci Cumhurbaşkanı Kenan Evren gibi isimler katıldı.
     Doğrusunu söyleyeyim, Kenan Evren açık sözlülüğü ve son derece sağduyulu yaklaşımıyla hem bütün Türkiye’yi şaşırttı, hem de Türk kamuoyunun önemli bir bölümünün düşüncelerine tercüman oldu.
     "40 yıldır çözüldü-çözülecek diyoruz. Artık ne olacaksa olsun" derken, "Bu plan bizim açımızdan müzakere edilebilinecek bir yaklaşım içeriyor" diye hükümete ve Denktaş’a mesaj yollarken, "Harekatta, sonradan geri verebilmek için bu kadar fazla toprak işgal ettik. Tabii ki bir bölümü geri verilmeli" diye konuşurken, özellikle gençlerden alkış aldı.
     Kenan Evren, MANŞET’teki sözleriyle Kıbrıs sorununun çözümünde hükümete son derece önemli bir cesaret vermiş oldu. Tarihi bir konuşmaydı...
     
     TÜRK TARAFI İSE AYAK SÜRÜYOR...
     Kamuoyunun büyük bir bölümü Kıbrıs’ta çözüm istiyor. Bunu gazetelere göz attığınız, televizyon programlarını izlediğiniz zaman hemen anlayabiliyorsunuz. Taksi şöförlerine sorun, size yolcularının Kıbrıs konusundaki görüşlerini aktarsınlar. Ben sordum ve "yüzde 80’i Kıbrıs sorunundan bıktıklarını, Türkiye’nin önünü kapattığını ve bu fırsatın kaçırılmaması gerektiğini söylüyor" yanıtını aldım,
     Kamuoyunun baskısı artıyor, ancak KKTC ve Türk Dışişleri Bakanlığının geçmişte kalmış kafaları hala direniyor. Kimi "çakıl taşı dahi vermem kardeşim" yaklaşımıyla, kimi "Kıbrıs’ı kaybederiz" edebiyatıyla etrafı korkutuyor.
     Hükümet, henüz yönetime el koyamadığını gösteriyor. Onlar da suskun şekilde bekliyorlar.
     Bu bekleyiş, Türk tarafının son derece hayati ve altın değerindeki günleri kaybetmesine yol açıyor.
     Rum tarafı ise, hiç beğenmediği Annan planını zoraki şekilde ilke olarak kabul ettiğini ve müzakerelere hazır olduğunu açıkladı. Türk tarafı ise, hala erteleme peşinde koşuyor. Topu taca atma çabasında. Oysa "bizde ilke olarak kabul ediyoruz ve müzakereye hazırız" dese, kazanacak.
     Bu durumdan Rumlar çok memnunlar. Zira biz direndikçe onlar AB üyeliğine biraz daha yaklaşıyorlar. KKTC, direnen ve çözüm istemeyen taraf olarak göründükçe, onların ekmeğine yağ sürülüyor. 12 Aralık’ta Kopenhag’dan tam üyelik sözünü aldıkları anda da, kendi sorunlarını çözmüş olacaklar.
     
     ÇÖZÜMSÜZLÜK, TÜRKLERE ZARAR VERECEK...
     Dikkatinizi çekmek isterim... Eğer Yunanlılar " çözemeyeceksek ayrılalım" demeye başladılarsa bunu işlerine geldiği için savunduklarını unutmayalım.
     Çözümsüzlük, dolayısıyla Kıbrıs’ın AB’ye tam üyeliği, Rumların da çok işine geliyor. Bu olasılıkta Türk tarafının kazanacağını, zira adanın yarısının elimizde kalacağını sananlar, hem kendilerini, hem de toplumu aldatıyorlar.
     Rumlar tam üye oldukları andan itibaren, arkalarına AB’yi de alarak, KKTC’nin altını çok daha kolaylıkla oyacaklar. İstediğimiz kadar asker yığalım, KKTC vatandaşlarının kaçışını önleyemeyeceğiz. Rum göçmenlerin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvuruları artacak ve yıllar içinde teker teker mallarını geri alacak veya tazminat kazanacak noktaya gelecekler.
     İşte bu gerçekleri bildiklerinden dolayı, Rumlar Türk tarafının ayak sürümesinden çok memnunlar. Kendilerini zora sokmadan, AB ile kötü kişi olmadan, günahları kadar sevmedikleri Kofi Annan planından da kurtulacaklar. KKTC Rumlara çalışmış olacak.
     KKTC ve Ankara’nın yapması gereken, Rumlar gibi, planı ilke olarak kabul etmek, 12 Aralık öncesinde imzayı basıp müzakerelere oturmaktır. Türk toplumunun önemli bir bölümü bunu istiyor...
     
(Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com.tr) yayınlanmaktadır. )     
     
     mabirand@e-kolay.net
     




 SAYFA BAŞI 





Taha AKYOL
Kültürümüz değişiyor

Çetin ALTAN
Dış dinamikler ve iç dubaralar

Melih AŞIK
Kılıç’ın istifası...

Fikret BİLA
Babacan ve türban

Hasan CEMAL
Tayyip’le Kıbrıs’ı kazanmak, Kıbrıs’ı kaybetmek!

Güneri CIVAOĞLU
AKP’nin engelli koşusu

Abbas GÜÇLÜ
Anadolu liseleri tarihe mi karışıyor?..

Hurşit GÜNEŞ
Bu kur yüksek mi?

Hasan PULUR
Başörtülüler değil başı açık olanlar...

Derya SAZAK
Hazine’nin patronu Babacan

Meral TAMER
Karayalçın’dan AKP’ye yoksulluk projesi

Ece TEMELKURAN
Kış kadınlar

Güngör URAS
Vergi dediğin KDV ile ATV

M. Ali BİRAND
Evren, Türkiye'nin isteğini seslendirdi

© 2002 Milliyet