
|

Turhan Selçuk’a mektup
Bin yılın dostu sevgili Turhan, Nihayet 80’inle de tanıştın. Az şey değil, bir çizim mucizesi kalemin 80’iyle de tanışması...
Bilmem hatırlıyor musun; 45, yahut 44 yıl önceydi, sen Ankara’ya gelmiştin. Henüz Ankara - İstanbul, yahut İstanbul - Ankara arasında uçak yolculuğu yaygınlaşmamıştı. Trenle İstanbul’a döneceğin akşam, birlikte gitmiştik Ankara Garı’na. Biraz da erken mi gitmiştik neydi; kalkış saatine kadar istasyonun içinde bir köşeye oturmuş, deli divane konuşmaların göklerde sallanan trapezleri arasında kahkaha akrobasileriyle vakit geçiriyorduk.
Her zaman olduğu gibi, yine sadece ben konuşuyordum. Sen gerekli yerlerde, tek sözcüklü noktalarla nükte saltolarının çift perendesini tamamlıyordun. Gülüyor, eğleniyorduk. Trenin kalkış saatini de, biraz unutur gibi olmuştuk galiba... Ama biliyorduk ki, beşer dakika arayla üç kampananın çalışından sonra kalkıyordu tren. Daha birinci kampana bile çalmamıştı...
Derken efendim, pencerelerden peronda koşuşan yolcuların yoğunlaştığını gördük. Saate baktık. Tren kalkmak üzereydi. Meğer o gün, istasyonlarda trenlerin kalkış saatinin çok yaklaştığını kampana çalarak yolcuları uyarma yöntemi sona ermiş.
Sen zor yetiştin trene, neredeyse hareket ettiği sırada...
Geçen ay İsveç Pen Kulübü’nde bir konuşma yapmak için Stockholm’e gitmiştim.
Stockholm’ü oluşturan; birbirine, Paris’teki Seine Nehri üstündeki köprülere benzer, köprülerle bağlanmış 200 - 250 metre aralıklı adalar arasındaki daracık bir denizin üstünde; dimdik duran bir tahta iskemle gördüm.
Yürüdüğüm kıyı caddesinin demir korkuluklarına yaklaşarak, daha iyi bakmak istedim, denizin ortasında dimdik duran tahta iskemleye...
Ve gözüme, korkuluklara takılmış bir plaka ilişti. Plakanın üstünde, "Erick Dietman’ın iskemlesi, kendisinin anısına..." diye yazıyordu ve bir de, geceleri iskemleyi aydınlatan bir projektör konmuştu yanına...
Erick Dietman, İsveçli bir Fluxus mizahçısıydı ve ünlü karikatürist Roland Topor’un da yakın dostuydu.
Biliyor musun ne kadar duygulandım, Stockholm’deki bir avuç denizin ortasına dimdik konmuş o tahta iskemleye bakarken...
Vaktiyle İsviçre, dünyadaki karikatüristler arasından seçtiği yedi tanesinin yapıtlarından bir karikatür antolojisi oluşturmuş ve kapağa da senin; önünü kapayarak başını kaldırmış çınar ağacındaki yapraklara bakan, o özgün Adem’ini, renkli olarak koymuştu.
Dünya karikatür tarihinde Turhan Selçuk’un yeri, Türkiye’den ne kadar göründü, ne kadar görünmedi bilemem ama; benim gönül dünyamda senin gibi mucize bir çizim yaratıcısı dostun bulunması, ortak tükettiğimiz takvim yaprakları uzayında, tıpkı Stockholm denizlerinin ortasında gördüğüm dimdik bir iskemle gibi duruyor.
Kutlu olsun 80’inle tanışman; darısı 80’den sonrakilere...
c.altan@prizma.net.tr
SAYFA BAŞI

|
|

|