
|

Boğuşma sürecek, sağlam sinir lazım!
İktidar ve muhalefet liderleri Tayyip Erdoğan’la Deniz Baykal 3 Kasım sonrasında ikinci kez kamuoyunun karşısına birlikte çıkıp Avrupa Birliği’ne aynı mesajı bir defa daha vurgulayarak gönderdiler:
Tarih, Türkiye’nin hakkıdır!
AB umarız bu mesajı almıştır.
Tayyip Erdoğan şöyle dedi:
"Biz görevimizi yaptık, yapıyoruz. Demokratikleşme sürecini hızlandırmak ve zenginleştirmek için iktidarla muhalefet işbirliği yapacak. Şimdi sıra AB’de! Tarih almak hakkımız. Türkiye kırk yıldır oyalanıyor. Ama artık tahammülümüz kalmadı."
Şunlar da Baykal’ın sözleri:
"Türkiye’nin takvim isteme hakkı doğmuştur. Bu bakımdan geçen parlamentonun da hakkını yemeyelim. Türkiye’nin önünü açan bir atılım yaptı çünkü. Biz hakkımızı istiyoruz. AB eğer saygınlığının, inandırıcılığının, tutarlılığının devamını istiyorsa, müzakere tarihi vermelidir."
Mesaj çok açık.
İki lider söz veriyor, AB yolunda eksiklerin giderilmesi, demokratikleşmenin hızlanması ve zenginleşmesi için.
İşbirliği yapacaklarını söylüyorlar.
İktidar lideri yalnız muhalefetle değil, sivil toplum kuruluşlarıyla da diyalog kanalları örülerek bu işin yapılacağını belirtiyor.
Bu arada, Başbakan Yardımcısı Ertuğrul Yalçınbayır’la AB Genel Sekreterliği, daha önce Kopenhag kriterleri konusunda açıklanmış olan ve AB’nin Türkiye eleştirilerini kapsayan 9 maddelik planı detaylandırıp Bakanlar Kurulu’na sunmak için çalışıyorlar.
Hedefleri, 12 Aralık’tan önce bu paketin TBMM’ye sunulması. Başbakan Gül’ün deyişiyle AB’yi 12 Aralık öncesinde şok etmeye yönelik bir hamle hazırlanıyor.
TBMM’ye gelecek olan paket herhalde orada rafa kalkmayacak. Çünkü eskinin güçsüz, çok parçalı koalisyon hükümetleri yok artık.
Tek parti hükümeti var.
Üstelik, iktidar - muhalefet işbirliğiyle böyle bir demokratikleşme paketinin çok daha büyük bir mutabakat ve hızla Meclis’ten geçmesi gündemde artık...
Evet, geriye Kıbrıs kalıyor.
Sayın Denktaş’ın AB’den tarih konusunda 12 Aralık’a beş kala tarihi bir yanlış yapacağına ihtimal vermiyorum.
Sayın Denktaş’ın, belki de Cumhuriyet tarihinde Lozan’dan sonra en kritik kavşakta olan Türkiye’ye zarar verecek herhangi bir davranış içinde olmayacak kadar tarih bilincine sahip olduğuna inanmak istiyorum.
Dünyaya hala soğuk savaş gözlükleriyle bakan, dünyayı hala dost - düşman diye siyah - beyaz gören ve savaşın bittiğinden habersiz Japon askerleri gibi şaşkın bazı ‘eski tüfekler’den etkilenmeyecek kadar uyanıktır diye düşünüyorum Sayın Denktaş hakkında...
Kıbrıs’la Türkiye’nin kaderi iç içe!
Çelik gibi sinir yapısını gerektiren kıran kırana bir pazarlık sürüyor. Kofi Annan planı genel olarak olumlu. Rahatsız edici yanları elbette var. Ancak, ‘ilkeler dizisi’ni imzalayıp bu planla masaya oturmaktır doğru olan...
Tabii bunu yapmak üzereyken, tarih konusuna da bakılacak hiç kuşkusuz. Nasıl bir tarih sorusunun karşılığı aranacak. Tabii AB de ‘tarih kartı’nı kullanıp 12 Aralık’a kadar bizi sağmaya, taviz koparmaya çalışacak. Atina da aba altından veto kartını sallayacak.
Büyük pazarlık!
Sağlam sinir ve kararlılık lazım.
Sayın Denktaş’la Ankara’daki devlet büyükleri herhalde bilincindeler, Türkiye’nin Lozan’dan sonra en kritik tarihsel kavşakta bulunduğunu...
h.cemal@milliyet.com.tr
SAYFA BAŞI

|
|

|