
|


‘SAHNE VE EKRAN TAKLİTLERİMLE DOLDU’
Beyaz, Cem Yılmaz, Yılmaz Erdoğan, Mehmet Ali Erbil... Daha kimler, kimler var onun listesinde. Bütün starların göz bebeği olan Huysuz Virjin kendini ilk kez dobra dobra anlattı ve son sözünü söyledi
Edepsiz ama şirin, huysuz ama tatlı bir kadın! Trabzonlu Hafız Mehmet Efendi’nin 6 çocuğundan biri. Boğaziçi Lisesi, Deniz Koleji, ardından İngiliz Filolojisi, Sosyal Sigortalar’da memuriyet hayatı ve 33 yıllık sahne yaşamı... Kendi dalında bir star. Bugün konuğum Seyfi Dursunoğlu, yani Huysuz Virjin.
ŞD-Sizi ilk olarak Kulüp 12’de izlemiştim. O zaman esprileriniz daha müstehcendi sanki.
SD-Genelde bana laf atılırdı. Atanlar iyi arkadaşlarım olduğu için çok rahat cevap verebilirdim. Bunu müşteriye yapsam olay çıkardı. O zamanlar çok eğlenirdik. Şimdi de aynı ama televizyon için geçerli değil bu. Seyirciyi havada tutmak için sahnede her şeyi söylerim. Ekranda zor. Bilirim ki fazla müstehcen olanlar yayında kesiliyor ya da ‘bip’leniyor. Gazino aynı espriyi kaldırır. Televizyonda olmuyor. Çünkü çocuklarıyla birlikte oturmuş aileler, o saatte yemek yiyorlar, hoş değil.
ŞD-Çoğu iş adamı, kariyer sahibi kişi, esprileriniz nedeniyle size korkarak geliyor. Çok ısrar etmeme rağmen sevgili yayın yönetmenim Rifat Ababay’ı bile size getiremedim. Ama seyredenler arasında size bayılanlar da var. Dozu nasıl ayarlıyorsunuz?
SD-Rifat’ı çok severim. Benim evime giren, röportaj yapan nadir gazeteci arasındadır. İyi bir aile çocuğudur. Ama eskiden çıkardığı Klips Dergisi’ne, yaşıma ve kariyerime uygun olmayan bir başlık atınca kırıldım. Gelsin, sevinirim. Ben sevdiğime espri yaparım. Sevmediğime laf atmam. Onu masa gibi, sandalye gibi görürüm.
ŞD-Bence rakipsizsiniz. Siz kendinize rakip görüyor musunuz?
SD-33 senedir benim işimi yapan çıkmadı. Benim doğaçlama yeteneğim, atılan lafa anında cevap verebilme özelliğim var. Rakibim yok. Seyircim ukalalık kabul etmesin ama rakipsizim.
ŞD-Çok titizsiniz. Bu nedenle mi evlenmeyip yalnızlığı tercih ettiniz?
SD-Efendim, titizliğim hastalık derecesinde değil. Temizliğimin evlenmememe etkisi 1 puandır. Ben fazlasıyla becerikliyimdir. İyi yemek yaparım, dikiş dikerim, koltuk da masa da yaparım. Benimle birlikte olabilecek kadının çok becerikli ve kıvrak zekalı olması lazım. Bir kadın düşünün ki misafire kahve getirirken üstüne döküyor. Eskiden olsa, 3 defa ‘Boşsun’ der, boşardım. Şimdi mahkemelerde uğraşırım. Dengimi bulamadım.
ŞD-Huysuz Virjin ve Seyfi Dursunoğlu gibi iki farklı karakteri anlatır mısınız?
SD-Seyfi Dursunoğlu senin de bildiğin gibi dost tarafı olan, dürüstlüğü seven, yalandan nefret eden, fazla esprili olmayan ama sohbetinden keyif alınan, az sayıda dosta sahip biri. Huysuz Virjin ise aklı hep bir yerinde, tatmin olmamış, kendini hâlâ güzel gören, çirkin, yaşlı, agresif, azgın ve her erkeğin onun için deli olacağı bir tip.
ŞD-Yeni kuşaktan kimleri beğenirsiniz? Beyaz, Mehmet Ali Erbil, Okan Bayülgen, Ata Demirer, Yılmaz Erdoğan, Cem Yılmaz...
SD-Beyaz henüz yeni. Özel yaşamı, şöhretine takviye oluyor. Çok büyük sanatçıdır diyemem. Yaptığı, kolay iş. Ama benden daha çok kazanıyor. Mehmet Ali Erbil senelerdir benim taklidim olmanın dışına çıkamıyordu, sanırım yavaş yavaş kurtulmaya başladı. "Sen şovmensin, niye Huysuz’u taklit ediyorsun?" diye soruyor insanlar. Seyircinin kucağına oturmak, mikrofonu kafasına vurmak... Bunlar hep benden aldıklarıdır. Ama bugün Türkiye’nin en çok beğenilen sanatçısı. Okan Bayülgen çok dürüst. Ama bence biraz sert, yumuşarsa daha iyi olacak. Ata Demirer, Sibel Can’la çalışmak istemediğim için bana alternatif olarak düşünüldü. Kadın olarak da erkek olarak da çok güzel yapıyor bu işi. Ama daha yolun başında. Sebat etmesi lazım. Yılmaz Erdoğan çok güzel yazıyor, bayılıyorum. ‘Yasemince’ adlı programın başlangıcında beğenmiştim ve bana da yazmasını istemiştim ama "Hiç vaktim yok" demişti. Cem Yılmaz da Yılmaz Erdoğan da yazılmış olan bir metni seyirciye sunuyorlar. Metin üzerinde çalışıyorlar. Ben kendimi onlarla aynı kefeye koyamıyorum.
ŞD-Sahnede pek çok starla çalıştınız. Sibel Can, Ajda Pekkan, Emel Sayın, Muazzez Abacı, Nükhet Duru, Gülben Ergen, son olarak da Petek Dinçöz... Nasıldı? Aralarında size en yakın isim hangisi oldu?
SD-Sibel Can’ı alaturka okuması için sahneye ilk çıkaran benim. Çok saygılıdır. Gazino çalışmalarında, ekstralarında hiç rahatsız olmadım. Ancak televizyon programlarında rahat çalışamadım. Ayıplamam. Özel yaşamı onun için çok önemli! 3 gün Miami’ye gidiyor. Döndüğü gün de çekim istiyor. Ben ona göre kendimi ayarlayamam ki. Ayrıldım. Ajda Pekkan ile çok keyifli çalıştık. Son derece dakik ve çok kibar, Süper Star gerçekten. Emel Sayın çok sevdiğim bir sanatçıdır. Sahneye çıktığında tanıdıkları varsa dalıp programı uzatır, ben içerde beklerim. Ben, diğer sanatçı sahneden iner inmez çıkmayı severim, seyircinin ilgisi dağılmamış olur. Böyle olunca da sıkılırım. Sevmediği insanlar varsa Emel Hanım programı kısa keser, bu sefer de yetişemem. Saati saatine uymaz. Muazzez Abacı profesyoneldir. Ben kuliste onu dinlerken dalar giderdim, çünkü muhteşem okur. Makyajım yetişmezdi, çoğu kez geç sahne alırdım. Nükhet Duru çok keyif aldığım, canayakın, anlayışlı bir insandır. Ayrı severim onu. Gülben ve Petek’le de güzel çalıştık. Gülben Ergen’in Günay’da çıkması için çok ısrar ettim. Tüm isteklerime "Evet" dedi. Çalışmayı çok seven bir kız, o yüzden başarılı. Çok dakik. Hiç zorlamadı beni. Ancak ilk Günay programını biraz çamur gördüm. Hafif şarkılar vardı. Petek Dinçöz, ilk gecesinde Gülben’den iyiydi. Petek, Gülben’in geldiği yere gelir mi bilmem. Şimdilik çok iyi gidiyor. Yani klibini seyrediyorum, gerçekten çok güzel dans ediyor. Oryantal filan değil.
ŞD-Esprilerinden dolayı size darılan sanatçı dostlarınız oldu mu?
SD-Seda Sayan’la çalışırken oldu ama ben kırgın kalamam. Bir ekstrada karşılaştık, dedim ki "Ben sabah programına geleyim, bu kırgınlığı kaldıralım" ama daha çağırmadı. Herhalde canlı yayın olduğu için.
ŞD-Bugüne kadar sahnelerde sizi en iyi taklit eden kim oldu?
SD-Aydın. Dayanamadı, kadın kılığına bile girdi sonunda. Gülben de ‘Dadı’ dizisinde benden esinlendi. Bu beğenidir, birebir taklit değildir ama benim şovumdan alıntılardır. Seda da öyledir. Zaten kendisi de zaman zaman "Ben senden çok şey kaptım" der.
ŞD-Çocuğunuz olsun ister miydiniz?
SD-İsterdim de istemezdim de. Bir ahbabımın dünya iyisi iki çocuğu var. O aile 100 yaşına da gelse çocuklar onlara bakar. Bir başkasının da 3 tane kötü evladı var. Çocuk büyük sorumluluk. Olsaydı iyi olurdu belki ama bazen "İyi ki yok" diyorum.
ŞD-Yaşamınızı rahat sürdürecek ekonomik özgürlüğünüz var. Allah gecinden versin, bu mal mülk kime kalacak? Hiç hesabınızı yaptınız mı?
SD-Senin sandığın kadar birşeyim yok. 33 senedir alınteriyle çalışan herkesin birşeyleri olur. Benim de bir evim, bir arabam var. Eğitim Gönüllüleri Vakfı’nı bilirsin. Benim ev numarama yakın numaraları olduğundan çoğu kez vakfı ararken benim numaram düşer. O nedenle kendime yakın hissettim bu vakfı. Ama bazı koşullarım var. Mesela durumu iyi olmayan birkaç arkadaşıma, yeğenlerime filan her ay belli bir para vermeyi kabul etmeleri lazım. Bu şartları kabul ederlerse vakıf ile birşeyler yapacağım.
ŞD-Kadın giysileriyle sahneye çıkmanıza aileniz tepki göstermedi mi?
SD-Amatör olarak sahneye çıktığım zamanı biliyorlar. Profesyonel olduğum zamanı göremediler. Üvey amcamın oğlu, zamanında "Soyadını değiştirsin" demiş. Ablam da gereken cevabı vermiş. Zaten şöhretim arttıkça bana yakın olmaya çalıştılar.
ŞD-Siyaset ve sporla aranız nasıl?
SD-Sahne hayatım başlı başına maraton. Yüzmeyi severim. Futbolla ilgiliyim ama fanatik değilim. Trabzonsporluyum. Maçlarda dua ettiğim zaman Trabzon mutlaka kazanır. Okumadığımda da kaybeder. Siyaseti şimdi daha çok seviyorum. Demek ki bana siyaseti siyasiler sevdiriyor. Tayyip Bey’le Deniz Bey’in konuşmasının sıcaklığını sevdim. AKP’yi iyi görüyorum. Tayyip Bey "Vaat ettiklerimi yazın, yapmazsam hesabını bana sorun" diyorsa, yapacak demektir. Şimdilik ekonomi de iyi.
ŞD-Sanat, siyaset, spor alanından pek çok ünlü sizi izledi. Kimlere laf attınız? Tepki geldi mi?
SD-Kulüp 12 zamanında bir gece Günay dedi ki; "Timur Selçuk burada, sakın ona laf atma". Ben de atmadım. Program çıkışı Timur Selçuk kulise gelip "Bana neden laf atmadınız?" diye sordu. "Dünyanın her yerinde sizin yaptığınız şovda ünlülere laf atarlar" dedi. O günden beri gelen şöhretli insanlara takılırım. Masayı terk edene rastlamadım. Bir seferinde rahmetli Turgut Özal ile Semra Hanım izliyorlardı. Baktım, hep el eleler. "Ne bu haliniz" deyince Semra Hanım "Biz hep böyleyiz" cevabını verdi. Ben de "Aman dikkat edin, sıcaklarda pişik olursunuz. Ellerinize bebe tozu serpin bari" dedim, birlikte gülüştük.
ŞD-Elinizin sıkı olduğu söyleniyor.
SD-Bu lafa çok sinirleniyorum. Enayi gibi para harcayamam, yapılması gereken şeyi yapmasını da bilirim. 3 günde bir davulcu geliyor. Kardeşim, siz orduyla mı geziyorsunuz? Niye ‘cimri’ diyorlar, söyleyeyim; Bu işe başladığımda hiç param yoktu, çünkü memurdum. Elimden geldiğince para biriktirerek bir ev almam lazımdı. Evi aldım, bu sefer döşemem lazım. Onu da yaptık. Bu sefer üstüme, başıma birşeyler almam lazım. Ahbaplık kurduğum insanlar onlara yardım etmediğim için adımı cimriye çıkardı. Bir de Muazzez Abacı, Sevim Tuna, Ajda Pekkan, Emel Sayın, Nükhet Duru’nun beğenmediği elbiselerini ben değiştiririm ve gösteririm "Bak, senin beğenmediğin elbiseler" diye. Çok da şık olur. Kendime elbise diktirmediğim için adımı cimriye çıkardılar.
ŞD-Seyfi Dursunoğlu’nun 24 saati nasıl geçiyor?
SD-71 yaşındayım, çok uyuyamıyorum. Bana "Evinde otursun, emekli olsun" diyenler oluyor. Mühim olan sıhhattir. Sabah kahvaltımı yardımcılarım hazırlar. Ben zeytinyağlı domatesle peynir yerim. Sebze severim, balık severim. Tavuk ve hindiden sıkıldım artık. Komşularım var, çoğu evli. Çocuklarını küçüklüklerinden beri tanıdığım ahbaplarım da vardır. Onlara giderim. Ama yemeklerini beğenmem. İyi yemek yaptığımı iddia ediyorum ya. "Bana gelin de size yemek yapayım" derim. Öyle geçer işte zaman.
ŞD-Zeki Müren’li devirlere dönelim.
SD-Benim yeni meşhur olduğum zamanlardı. Zeki Müren sık gelirdi izlemeye. Bir gece kolumdan tuttu ve "Seyfi şöhret olmaya başladın ama birşeye kendini hazırla. Şöhretin büyüdükçe yalnızlığın çoğalacak" dedi. Gerçekten öyle. Şöhretiniz ve paranız arttıkça çevrenizdekilerin beklentileri değişiyor. Şöhretli insanı taşımak zor. Taşınamayınca yalnızlık doğuyor.
ŞD-Türkiye yerine başka bir ülkede yaşamak ister miydiniz?
SD-İngiltere olmaz, İngilizler soğuk insanlar. Fransızlar efeminedir. Japonlar çok ufak-tefektir, ben kocaman kalırım aralarında. Ruslar fuzuli irilerdir, üstelik ülke çok soğuk. Habire votka içip uyurlar. Yunanlılar korkaktır. Ben buradan memnunum.
ŞD-Hayatınızı yazacak mısınız?
SD-Ben saatlerce konuşur, dinletirim. Yazma yeteneğim yok. Biri yardımcı olursa tabii ki isterim. Neden olmasın?
ŞD-Sanat dünyasında büyücülere gidenler, nazara inananlar var. Sizin böyle inançlarınız var mı?
SD-Aptallık bence. Büyüye filan inanmam ama rüyaya inanırım. Rahmetli annemi, babamı görmek hoşuma gider. Rüyalarımın çoğu da çıkar, inan. Bir gün rüyamda cüzdanımı düşürdüğümü gördüm, ertesi gün gerçekten düşürdüm.
Efendim, bugün çok anlamlı bir gün. Öğretmenler Günü. Hayatta olan canım öğretmenlerimin ve tüm öğretmenlerin bu özel günü kutlu olsun. Hepsini saygıyla selamlıyorum. Evet efendim, iyi pazarlar, kalın sağlıcakla.
Yazara e-mail: sdudek@simge.com.tr
MAGAZİN


Kaya ‘yeni’ köşke pek çıkamayacak
Playboy’a gönül verdi
‘Eğlence’ mühürlendi
‘Köyün adını da söyleseydin bari’
Gündüz yönetici gece bodyguard
Nefise için koruma tuttu
‘SAHNE VE EKRAN TAKLİTLERİMLE DOLDU’
SAYFA BAŞI

|
|

|