
|

Terim’in noel çamı
Çaresi yok!.. Bir takımın hocası popülarite yönünden tüm takımın toplamına fark atıyorsa, ne kadar sevgi, ümit, nefret, hayal kırıklığı varsa gelip onda odaklanır ve acı bir yenilginin ardından, takımda girişeceği revizyonun sinyali değil de, devirdiği "futbol çamı" noel ağacı yapılır.
Sadece medyanın değil, doğanın kanunu bu.
Sayın Terim’in Ankara’daki basın toplantısında ağzından kaçırdığı, "Hem beni hem Galatasaray’ı yenmek için motive oluyorlar" tesbiti, kuşkusuz "nakavt sırasında hakemin yumruk attığından şüphelendiğini söyleyen boksörünki kadar" anlamsız ve bir o kadar da şuursuzcadır.
"Malumun ilanı" ile savunamazsınız o kariyeri.
"Bunlarla olmuyor"
Ama bilerek ve isteyerek de bazı şeyler söyledi o basın toplantısında Terim:
"Futbolcular gerekeni yapmazsa sistemin bir önemi kalmaz" dedi mesela...
Bu laftan sonra Galatasaray’ın düşen grafiği altında hayali buzağılar aramanın anlamı var mıdır ? Her şey ortada... "Bu adamlarla olmuyor" diyor.
Hocaya inanıyorsanız takımı, inanmıyorsanız hocayı değiştirirsiniz artık. Bu aşamada "ikinci şıkkı" aklından bile geçirebilecek bir yönetim tanımıyorum ben. Doğal olarak, Terim de değişecek takımın işaretini vermiştir işte...
Yani, ikinci yarıda Galatasaray toparlanabilir. Ama tarihin bu olası tekerrürüne hangi futbolcular şahit olabilir; orası başlı başına üzerine gidilmesi gereken bir bilmecedir.
Lucescu - Terim terazisi
Biz kolayını yaptık... Bilmeceyle uğraşmaya üşenip Terim’in yanlış söylediği "tekerlemesini" dilimize doladık.
Eksik olmasın Terim de yardımcı oldu ve "Beni kimseyle kıyaslamayın" deyip, Lucescu - Terim terazisini kendi eliyle kurdu. "Herkes bize motive" deyip, subjektiflik denilen lezzetli zehri kendi elleriyle sundu bize. Sadece medya ile değil adeta geçmişteki Fatih Terim’le bile kavga etmeyi seçti agresif tutumuyla.
Popülarite, "benmerkezciliğin" verimli tarlası, "benmerkezcilik" aynı tarlaya kazılan "popülarite kabristanı" oluyor gözümüzün önünde...
Sayın Terim ile gurur duyan bir Türk vatandaşı olarak ben gelişmelerden memnunum. Tersi olsa ve bu hüzünlü günleri yaşayıp çevresinin tenhalaşmasına tanık olmak yerine Terim bıraktığı yerden tırmanmaya devam etse belki de daha yüksekten düşüp toparlanma ihtimali kalmayacaktı.
Başarısızlığı tattı. İnsanları tanıdı. Önce futbolcuları, sonra tutumunu ve ikinci yarıda Galatasaray’ın yolunu değiştirecektir eminim.
İlhan Mansız Bugün hepimiz Denizlisporluyuz... Hepimiz Beşiktaşlıyız...
Biz başarılı olsunlar diye dua ediyoruz... İlhan Mansız hatim indirmeli.
Dinamo Kiev karşısında herhangi bir aksilik halinde, otomatik olarak gündeme "kendini oyundan attırması" gelecek çünkü...
Denizli dedi ki... Mustafa Denizli, "Futbolu medya yönlendiriyor" demiş...
Başkan Aziz Yıldırım gazete aldı da, benim haberim yok herhalde.
Nouma Beşiktaş-Adana maçı hakeminin "Böyle Pascal Nouma’ya can kurban" sözleriyle bir kere daha inandım ki, değişmeyen tek şey değişimin kendisi.
Dilini ısır hocam... Bundan çıkan sonuç; Pascal her an değişebilir...
BİLİM KURGU 2008 Tanrım... Şu 2008 Avrupa Şampiyonası adaylığımız bir an önce olumlu ya da olumsuz bir sonuca bağlansa da kurtulsam.
Yoksa bu yaştan sonra "kafatasçı" olacağım.
İlk günden beri şampiyona için Türk - Yunan ortak adaylığını bizim inisiyatifimiz dışında Atina Olimpiyatı’nın huzur içinde düzenlenmesi yolunda bir parmak bal olarak değerlendiren benim tezim, adım adım yaşama geçtikçe tepkilerimin milliyetçilik sınırlarını zorlamasından çekiniyorum.
UEFA Başkanı Johansson "Türk - Yunan 2008 adaylığı tehlikede" dedi mi, demedi mi ? Demese ne olur sanki... Şükrü Saracoğlu’ndaki Yunan fanatiklerin göbeğindeki yazıları görmedik mi?..
Tamam, birlikte dolma sarar rakı içeriz; şarkıcılarımızı da değiş tokuş ederiz ama... Maç izlemeye giden Türkler’e mafya itirafçısı gibi koruma gereken bir ülke ile ortak spor organizasyonu fantezisi biraz abartı değil mi?
Komedi... İsviçre basını, Johansson’un demecini yazıyor. Futbol Federasyonu Başkanımız Sayın Ulusoy, gazetecinin İsviçrelisi’ni - Türk’ünü ayırt etmiyor ve "Johansson’u kandırıp ağzından laf almışlar" diyor. UEFA’daki temsilcimiz Şenes Erzik, "Johansson ile konuştum, öyle bir demeç vermemiş" diyor.
Dediyse kaybettik, demediyse kazandık, kandırıldıysa şansımız var mı yani?
Midem bulanıyor.
‘Duygu’sal bir yazı Nasıl davranmalıyım?..
Spor basınını toptan "taraflı, kıro, maço ve terbiyesiz" ilan ettiği için eleştirdiğim Sayın Duygu Asena’dan özür mü dilemeliyim şimdi?
Evet... Öyle yapacağım! Çünkü, o "genelleme"sini düzeltti... Ben de olayı "kişiselöleştirmeyeceğim.
Sadece, benim alınganlık göstermem için bir neden olmadığını belirtme inceliğinden değil, daha da önemlisi, Duygu Hanım’ı biraz üzdüğümü hissettim.
Bir sürü kötü vasıf taşıyabiliriz; bari duygusuz olmayalım!
Sakın, Erman Toroğlu ve Ahmet Çakar hadisesi yüzünden Sayın Asena’nın haklı çıktığını düşündüğüm sanılmasın.
İki çakırkeyf sokak kabadayısının birahane polemiğinden motifler içeren "hocalararası hint horozu yetenek yarışması" ile yaşanan medya kirliliği umurumda bile değil. Kimin koca popolu olduğu, kimin neresinin kesileceği beni mesleki olarak bağlamaz.
Her şeyden önce ikisi de eski hakem... Hakem camiasının onlarla ilgili fikirleri belli. Konu meslek disiplini ise, daha sırada Tabibler Odası ve Kabzımallar Derneği var. Özeleştiri yapacaklar arasında Spor Yazarları o kadar geride ki...
Sayın Asena’ya iyi yorumlar dilerim.
eguven@milliyet.com.tr
SPOR


YAZIK
At yarışları
Figo’ya mayfa usulü tehdit!
POTADAN BOŞ DÖNDÜK: 74-73
2. LİG
Hido’dan beş sayı
Aslan işi uzattı: 3-2
‘SAVAŞMAYANA TUR YOK’
Üzgünüm Başkan
BAŞKAN PES ETTİ
YARIŞ KIZIŞIYOR
Bizler inandık siz de inanın
Taraftara izin çıktı!
Mehtap ağlıyor
Johansson’a 2008 öfkesi
Haber turu...
Geçmiş değil gelecek önemli
Terim’in noel çamı
Sessizlik içinde tur arayışı
Sadece İbo yetmez
SAYFA BAŞI

|
|
|