
|

R. T. E. cumhurbaşkanı A. Gül başbakan olur mu, olur!..
Bir işadamı, bir gazeteci, bir de üst düzey yönetici dostumla geçen akşam beraber yemek yedik sohbet ettik. İster istemez konu siyasete geldi, günlük siyasete. İşadamı dostum, yeni iktidara fırsat verme eğilimini savunuyordu. Ona göre, taç giyen baş akıllanırdı!
Peki dedim ortadan. Anayasa’yı değiştirmek istiyorlar ama neyi koyup neleri çıkartacaklar? Meclis’in içindeki yüzde 35’in dışında kalan toplumun yüzde 65’i endişe ediyor! İşadamları genelde iyimser oluyorlar, biz gazeteciler gibi şüpheci değiller! Bu iyimserlik bir bakıma da ekonominin ancak huzur içinde olunursa şifa bulacağına inanmalarından geliyor.
İşler umdukları gibi çıkmayınca da perişan oluyorlar! Gazeteciler ise ileriye ihtiyatla bakmak, olayları değerlendirmek zorundalar.
Zafer işareti mi? Dostumuz devam etti:
- Hayır, korkmaya, endişe etmeye gerek yok. Geçmişteki isteklerinin konuşmalarının çıkar yol olmadığını gördüler. Onlar, şimdi DP’nin, AP’nin hatta eski ANAP deneyimlerinin sentezini yapıyorlar.
- Ya Meclis başkanı seçildiğinin ertesi günü Bülent Bey’in türbanlı eşini koluna takıp Cumhurbaşkanı’nı uğurlama törenine (bir inat uğruna) koşmasına ne demeli? Bu bir zafer coşkusu, yandaşlarına yol açmanın işareti değil mi? Hele, Cumhurbaşkanı’nı uğurlama töreninde türbanlı eşimle bulunurum ama orduevinde yapılan törenlerde bunu hiç yapar mıyım sözleri.
Cevap: "Bakma sen ona, o bireysel bir olay. AKP’nin amaçlarının simgesi olamaz. Yapmamalıydı ama olmuş bir kere.
- Peki ya Abdülkadir Aksu ve arkadaşlarının Hilton’da seccadeyi yayıp pabuçlarını çıkartıp, paravanın arkasında, millet öbür tarafta yemek yerken dinsel gösteri yapmalarına ne dersin? Abdülkadir Aksu deneyimli bir İçişleri Bakanı, deneyimli siyasetçi, ne yaptığını bilmez olur mu hiç? Nitekim Başbakan Abdullah Gül akıllı davrandı (ileride kendisi için risk olabileceğini bilmesine rağmen) namazın gösteri haline dönüştürülmesinin doğru olmadığını söyledi de yüreklere su serpiştirdi.
Sigortasız gidenler! Efendim, bunun gibi sohbetler, konuşmalar, şu günler ülkenin her köşesinde yapılıyor. İkili, üçlü, dörtlü ve daha kalabalık. Acaba nereye yolculuk ne tarafa diye endişelenenler hayli çok! Tereddütler, endişeler, güzel bir davranış veya sözle tam yatışırken içlerinden biri çıkıyor (genellikle eski takımdan) ortalığı bulandırıyor! Seçim öncesi verilen sözlerin yerine getirilmesine bir türlü sıra gelmiyor! R. T. E. ile Baykal TV ekranlarında dokunulmazlıklar konusunda sözleşmediler mi? Ama şimdi Anayasa’nın değiştirilmesi, türban gündeme gülle gibi oturdu! Aş, iş, yoksulluk bir kenara itildi.
Şimdi buyurun halk arasında yapılan bir yorumu söyleyeyim. Milletvekili seçimleri 5 yılda bir yapılıyor ya. Biliyorsunuz 3 yıla güç dayanıyor iktidarlar! CHP de haklı olarak bu sürenin 4 yıla indirilmesini istiyor. Cumhurbaşkanı Sezer’in süresi bu dönem dolacağı için, yeni cumhurbaşkanının yeni bir Meclis tarafından seçilmesinin doğru olacağını ileri sürüyor.
Kapan da kaçan mı? AKP tınmıyor bile!
Eee yani? Yanisi manisi şu: Tayyip Erdoğan cumhurbaşkanı, Abdullah Gül başbakan. Söylenen, bazılarının gönlünde bu sevda yatıyor.
SAYFA BAŞI

|
|

|