09 Aralık 2002 Pazartesi


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 



Erdoğan’ın ABD seferi

     AKP liderinin gezileri batıya giderek Hindistan’a ulaşmaya çalışan denizcilerin Amerika’yı keşfini andırmaya başladı. Tayyip Erdoğan bu kez ABD üzerinden, AB hedefine ulaşmaya çalışacak.
     Kopenhag, Washington, 12 Aralık’ta tekrar Kopenhag!
     AB’den müzakere takvimi alabilmek uğruna Türkiye’nin koz olarak kullanabileceği ne varsa masaya konuluyor.
     Kıbrıs’ta çözüm mü? Kesin tarih verilirse kolay! ABD, Irak’ı nasıl olsa vuracak, Washington istemeden üsleri açarsak, Bush, Batılı liderleri Türkiye konusunda ikna eder.
     AB Dönem Başkanı Danimarka Başbakanı Rasmussen, istediği kadar ‘Kopenhag zirvesinde tarih verilmeyecek’ dese de, Erdoğan - Gül yönetimi bastırmaya devam ediyor.
     Başbakan Abdullah Gül’ün, ‘Kopenhag’da Türkiye’ye hak ettiği tarih verilirse, Kıbrıs’ta çözümün çok daha kolaylaşacağı gayet açıktır. AB liderleri meseleye stratejik yaklaşmalı, küçük hesaplar peşinde koşmamalı’ sözleri anlamlıdır. Çünkü Gül’ün sözleri, ‘AB müzakere takvimi vermekten niye kaçınıyor?’ sorusunun yanıtını da içermektedir.
     AB ülkeleri, başta Fransa ve Almanya, tam da Gül’ün dediği gibi AB’nin geleceğine ‘stratejik’ baktıkları için Türkiye’yi Avrupa sınırlarına dahil etme konusunda bağlayıcı olmaktan kaçınıyorlar.
     Çünkü AB’nin genişleme stratejisinde ilk hedef 10 yeni ülkenin birliğe dahil edilmesidir. İki Almanya’nın birleşmesinin ağır ekonomik yükü altında ezilen Berlin hükümeti, 2. Dünya Savaşı’nın günahlarından arınma uğruna Polonya’ya da ‘evet’ demiş, ‘doğudaki yaşam alanları’ Çek Cumhuriyeti, Macaristan gibi ülkelere arka çıkmıştır. Almanya artık durmak istiyor. Fransa da, çok fazla genişlemenin Avrupa’daki ağırlığını sarsacağı inancında.
     ABD’nin Irak’ı vurarak Ortadoğu petrolleri üzerinde söz sahibi olması da Almanya ve Fransa’nın işine gelmiyor. Bush’un Türkiye baskısının, Avrupa’da soğuk karşılanmasının önemli bir nedeni askeri stratejiler.
     Avrupa, İngiltere’yi nasıl ABD’nin ‘Truva atı’ gibi görüyorsa, Türkiye’yi de güney Akdeniz kanadında öyle görüyor.
     AB’nin sınırlarının İran, Irak, Suriye’ye dayanması istenmiyor. Dolayısıyla Kıbrıs çözülse de, AB üyeliği gerçekleşmeyebilir. Çünkü AB içinde, Türkiye, Ukrayna hatta üyelik için tarih verilen Romanya ve Bulgaristan’ın yer alacağı ‘komşu ülkeler’ tanımıyla, yeni bir harita çizilmesi bunun Norveç gibi birlik üyesi olmayan ülkelerle, Rusya gibi ilerde ilişkilerin geliştirileceği alanları da kapsaması tartışılıyor.
     Öteki ekonomik, kültürel gerekçeler bir yana asıl tereddüt burada yaşanıyor.
     Avrupa’nın sınırları nerede son bulacak?
     Fas da AB üyesi olmak isterse ne yapılacak?
     Kopenhag zirvesi Türkiye açısından tarihi bir eşik. Chirac ve Schröder’in 2005 tarihinin hiçbir bağlayıcılığı yok. 2004’ten önce müzakerelere başlama kararı çıkmazsa, AB tam üyeliği hiçbir zaman gerçekleşmez!
     Erdoğan durumun farkında, ‘AB’ye giden yol Washington’dan geçer’ diye Beyaz Saray’ı zorluyor.
     
     dsazak@milliyet.com.tr
     




 SAYFA BAŞI 





Taha AKYOL
‘Muhafazakâr demokrat inkılap’

Çetin ALTAN
Bir eski yazar

Yasemin CONGAR
ABD, aradığı lideri buldu mu?

Hurşit GÜNEŞ
Irak’ın gölgesinde AB pazarlığı

Hasan PULUR
Boş laflar...

Derya SAZAK
Erdoğan’ın ABD seferi

Ece TEMELKURAN
Yaptım! Ama niye yaptım?!

Osman ULAGAY
Avrupa Türkiye’den, Türkiye AKP’den kaygılı

Güngör URAS
İşçi, memurdan çok vergi veriyor

© 2002 Milliyet