12 Aralık 2002 Perşembe


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 




Çocukların en sevdiği ayıp fıkralar

     Okul söyleşilerimde fırsat buldukça, yeri olsun veya olmasın, kesinlikle bir fıkra anlatmadan kürsüden inmem. Bazı arkadaşlarım bu davranışıma öyle alışmışlardır ki, eğer fıkra anlatmadan konuşmamı bitirmişsem hemen beni uyarırlar. Bu yüzden midir bilmiyorum; okurlarım bana mektup gönderdiklerinde ya başlarından geçen, ya da çok sevdikleri bir fıkrayı kesinlikle mektuplarının sonuna eklerler. Bunların içinde çok ilginç olanların yanı sıra, çocukların deyimiyle "ayıp fıkralar" da vardır.
     Yıllardır bana gelen ve aralarında benzerlik olan bu fıkraları hep bir yerlere not etmişimdir. Her fırsatta da küçük arkadaşlarıma bazılarını anlatmışımdır. Her zaman, içlerinde en çok güldükleri hep bu iki fıkra olmuştur. Mademki gerçek budur; bazı büyüklerimiz kızsalar da, ben yine de bu fıkraları bilmeyen tüm arkadaşlarım için yazıyorum.
     ***
     Küçük kız, dedesiyle parka gider. Birlikte tahterevalliye binerler, kaydıraktan kayarlar, kum havuzunda oynarlar. Sonunda dede yorulur ve parkın banklarından birine oturur. Küçük kız oyuna doyamamıştır. Salıncağa binmeyi ve dedesinin de onu sallamasını ister. Dede öyle yorgundur ki, onun kendi başına oynamasını, salıncağa binmesini engellemek için sudan bir sebep uydurur. "Elbisesinin boyunun kısa olduğunu, salıncağa binerse parktaki çocukların külotunu görebileceğini," söyler.
     
     Küçük kız dedesinin sözünü dinler ve kum havuzunda oynamaya başlar. Bu arada dede de bir yandan gazetesini okumakta, bir yandan da göz ucuyla küçük kızı izlemektedir. Bir ara onu gözden kaybeder. Bir de bakar ki, küçük kız salıncağa binmiş, kendi kendini sallamaya çalışıyor. Dede yerinden kalkar, küçük kızın yanına gider ve der ki, "Yavrum, ben sana salıncağa binme, çevredeki çocuklar külotunu görürler demedim mi?"
     "Dedin dedeciğim," der küçük kız.
     "Eee, öyleyse niye sallanıyorsun?" diye sorunca, bu kez küçük kız şu yanıtı yapıştırır:
     "Sen merak etme dedeciğim. Kimse külotumu göremez. Çünkü ben onu çıkardım, öyle sallanıyorum."
     ***
     İkinci fıkra o kadar eskidir ki, ben bile ortaokulda okuduğum yıllarda duymuştum. Bugün hâlâ çocukların ilgiyle birbirlerine anlatmaları, onların gerçekten beğenisini kazandığını gösteriyor.
     Öğretmen, ilköğretim birinci sınıf öğrencisini tahtaya kaldırır:
     "İki iki daha kaç eder?" diye sorar.
     Çocuk parmaklarını sayarak, "Dert," der.
     Öğretmen, "Saymadan söyleyeceksin. Götür bakalım şu ellerini arkana ve söyle; üç üç daha kaç eder?" der.
     Bu kez çocuk elleri arkasında, ıkına sıkına, "Altı eder," der.
     Öğretmen, doğru bildiğini ama yine parmaklarıyla saydığı için bu yanıtı da kabul etmediğini belirtir ve çocuğun ellerini pantolonunun cebine sokmasını ister.
     Bu kez, "Söyle bakalım, beş beş dehe kaç eder?" diye sorar.
     Çocuk ellerini bir cebinden öteki cebine uzatarak sorunun yanıtını bulmaya çalışır. Neden sonra, öğretmene sorunun yanıtını şöyle verir:
     "Buldum öğretmenim! Beş beş daha on bir eder!"
     Çizen: Semih Poroy
     
     Yazara e-mail
     



 PAZAR


‘Müşterilerle yarışıyoruz, kaybeden bulaşık yıkıyor’
‘Elim herkesin yakasında’
Gençlerin yeni eğlencesi eski 45’lik partileri
"Artık tuvaletleri atmanın zamanı geldi"
Asabi melek
Ömrü sadece üç filme yetti
Bu oyunu oyna müdür ol
Artemis Fowl, Harry Potter’a karşı
Buz’a bir kardeş geldi
Atla arabaya, bas Ağva’ya
İç ısıtan kokteyller
Yat manzaralı yemek ve eğlence
"Kendime sürekli yeni hedefler koydum"
Gayyegolar aramızda
Ece’de yılbaşı hazırlığı var
Erotica Fuarı ve sekste yeni açılımlar
Sinema-tarih buluşması
Çocuğun sanatla ilişkisi mercek altında
Çocukların en sevdiği ayıp fıkralar


 SAYFA BAŞI 





© 2002 Milliyet