
|

Ufak / dev adım
Bir görebilseler ki... Kopenhag’da tarih yeniden yazılacak. Uygarlıklar, dinler uzlaşması için dev bir adım atılacak.
Tıpkı Ay’a ilk basan astronot Armstrong’un söylediği gibi... "Mesafe olarak sadece bir adım... Ama insanlık için dev adım... Uzay tarihinin miladı başlıyor."
Evet...
Kopenhag şafağına kadar Türkiye’nin yapabileceği her şey ortaya kondu. Artık, tek değişken Kıbrıs olabilir. Örneğin... Bu sabah, Kıbrıs’ta çözüm için olası ilk adım... Kıbrıs’ta çözümsüzlük bugüne kadar, Türkiye’nin önünde hep negatif etken oldu. Yani Türkiye’nin karşısına "önce Kıbrıs’ta çözüm" bariyeri konuldu.
Tutun ki...
Bugün Kıbrıs’ta anlaşma olacağının ciddi işaretleri verildi... Örneğin, "Kofi Annan önerisinin görüşüleceği" yolunda imzalı bir mektup. Acaba, bu işaretlerle birlikte Kıbrıs "pozitif etken" olmaya dönüşecek mi?
Daha açıkçası...
Böyle bir gelişme sonrası AB ile tam üyelik görüşmeleri için Türkiye’ye tarih verilmesi daha makul ve kabul edilir bir takvime bağlanır mı?
Bu kuşkunun nedeni var.
Yıllarca, başta Almanya olmak üzere AB ülkeleri Türkiye’ye karşı Yunanistan’ın ardına saklandılar.
"N’apalım... Yunanistan istemiyor. Veto eder" bahanesini kullandılar.
Şimdi...
Yunanistan "Türkiye’nin tam üyeliğini istediğini, Kopenhag’da tam görüşme tarihinin açıklanması gerektiğini" söylüyor ama manzara işte ortada. Direnenler Almanya, Fransa... Daha da katı olan İsveç, Finlandiya, Avusturya ve Hollanda.
Acaba bu kez de ardına saklanılan bahane Kıbrıs mı?
Çanlar kimin için çalıyor? Kıbrıs’ı artık sadece bu çizgi üzerinde görmek yanlış olur. KKTC’de çözüm için ciddi ve yaygın bir kamuoyu oluştu. Eski Dışişleri Bakanı deneyimli İsmail Cem’in uyarılarına kulak verilmeli.
Cem’e göre makul bir formülle çözüme gidilmezse... Sorun mitoz bölünmeye gidebilir. Önce Kuzey ve Güney Kıbrıs ayırımı, bir tarafın AB’ye, diğer tarafın Türkiye’ye savrulmasıyla daha da keskinleşebilir... Ve ayrıca Kuzey Kıbrıs’ta da toplumun bölünmesi, Denktaş ve yönetimin görüşmelerde artık Kuzey kesimini temsil yetkisini yitirmeleri olasılığı...
Gerçekten, Ada’nın Kuzey kesiminde ortam çok duyarlı. Kıbrıs Türkü onurlu bir çözümün üretilmesi için yay gibi gergin.
Uluslararası geçerliği olan pasaport, ticaret yapabilmek, çalışma olanakları, ABD Kızılderilisi ya da Avustralya yerlisi Aborjinden daha eksik insanlık hakkına artık razı değil.
Yani, Denktaş üzerinde iç baskı da var.
Bu sabah Kopenhag’da taraflar ve BM’nin güvercini De Soto arasında özel gündemli bir Kıbrıs toplantısı, belki de son kartların masaya konması olacak.
Sonucunu görmek için çok beklemeyeceğiz.
Akil adam Kâbus senaryosu Kopenhag’dan Türkiye’ye bütün sigortaları attıracak bir karar çıkmasıdır.
Kıbrıs’ı karıştırmanın, AB’ye başına dert açtırmanın ötesinde, kopacak fırtına herhalde Türkiye AB ilişkilerinde buzul çağını başlatabilir.
Türkiye bunların olmaması için sağduyunun bütün gereklerini - her zamanki gibi yumurta kapıya gelince de olsa - yerine getirmiştir.
Başbakan Gül ve R. T. Erdoğan bir olumsuzluk ihtimalini göze alarak gene de Kopenhag’a gittiler.
İpleri germediler.
Tehditte bulunmadılar. Sadece olası ve kaçınılmaz olumsuzlukları önceden göstermeye çalıştılar. Gözleri açmaya çaba gösterdiler.
Diliyoruz ki AB’de de sağduyu egemen olsun.
Adil, dürüst, akılcı, "kabul edilebilir bir takvim" çıksın Kopenhag’dan.
İnsanlık için o dev adım atılsın.
g.civaoglu@milliyet.com.tr
SAYFA BAŞI

|
|

|