
|

Mc Kinsey Raporu Kopenhag’ı solladı
İstanbul Sanayi Odası’nın (İSO) Tepebaşı’nda 1880’lerde inşa edilen tarihi bir binada faaliyet göstermesi, sanayimizinde yüz yıllara dayandığını ifade etmiyor: altı üstü 50 yıllık geçmiş.
Dün ve önceki gün İSO 50. yıl çerçevesinde paneller düzenledi. Kopenhag öncesinde toplantıya gelen sanayicilerin ilgisi ‘yol haritasını’ çizmek açısından yoğundu denilebilir. İSO Meclis Başkanı Hüsamettin Kavi ile 13 Aralık tarihinde Kopenhag’dan gelecek tarih üzerine görüştüm. Öncelikle belirtmeliyim ki, 2005 tarihi sanayiciler arasında olumsuz bir beklenti yaratmıyor. Kavi, AB takvimini açıklıyor;
"Gönül istiyor ki, 2003 Haziran ayında Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Atatürk’ün doğduğu şehirde AB’ye giriş müzakere tarihi alınsın. Ancak bu gerçekleşmekte 2005’te bizim için olumsuz bir tablo çıkarmaz. 2009 - 2010 yılında AB’ye tam üye olacağımızı düşünüyorum. Bu süre bizim için yararlı olur." Yarardan ne kastediliyor?
Uluslararası Nakliyeciler Derneği Başkanı Çetin Nuhoğlu, ‘yarar’ bölümünü biraz açıyor. "AB’ye giriş tarihi yakın zaman olsaydı yabancı sermaye girişi artmazdı. Yabancı sermaye ülkemizin geleceğinden emin olmak istiyor. Ama günün fırsatlarınıda kulanmak için geliyor". Çetinoğlu’na göre için olumlu koşul, ‘Fırsatlar ülkesi konumunu korumak.’
Kavi’ye geri dönüyorum. Kavi, Harvard Üniversitesi Uluslararası İktisat Profesörü Dani Rodrik’in "Türkiye Güney Amerika’dan iyi, Uzakdoğu’dan kötü durumda" tezini önemsiyor. Kavi’nin de Rodrik gibi önem verdiği bir diğer ortak alan uluslararası danışmanlık firması Mc Kinsey’in ülke raporu. Kavi, Mc Kinsey’in yetkililerine "Bu Türkiye raporunu hazırlamanızı kim istedi" diye sordu, aldığı yanıt "Kimse istemedi, biz yaptık. Demek ki Türkiye ellerinde pazarlanabilir bir ürün" yorumunu yapıyor Kavi.
Türkiye’ye yatırım yapacak yabancı sermayeye yol gösterecek bilgilere sahip olma avantajını kullanacaklar. Mc Kinsey raporunda Türkiye üzerinde umut yaratan saptama; verimlilik potansiyeli.
Ocak ayında tamamlanacak Mc Kinsey raporunda Türkiye’de işletmelerde verimliliğin yüzde 30 seviyesininde düşük olduğunu kaydediyor. Bu yüzdeye ilave edilecek 20 puanlık bir çıkışın 10 yıl gibi bir süre almasına karşılık, hemen eksiden artıya geçişin mümkün olduğu da vurgulanıyor.
Gelelim AKP iktidarının sanayi, yani reel sektör üzerindeki etkilerine... Kavi, yabancı sermaye girişleri açısından gerçek talep akışını görülebilmesi için 2003’ün ilk yarısını beklemek gerektiğini düşünüyor.
İSO tarafından hazırlanan "Türk Sanayi" kitabında siyasi liderlerden yalnızca 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel de 3 yazı ile yer almış. Kitapta diğer siyasiler, eski TOBB Başkanı ve Sanayi Bakanı Ali Coşkun, Hüsnü Doğan, Şahap Kocatopçu, Ekrem Pakdemirli ve Kemal Derviş’le sınırlı. Derviş’in sanayiye çizdiği tablo ile konuyu noktalamak istiyorum ki, bu 50. yılında anlamlı bir öz eleştirisini içinde taşıyor.
"Ankara’da rant kavgası yapmayla değil; teknolojiyle, bilgiyle, pazarlamayla başarılı olacağını; Ankara’dan vergi kolaylığı isteyerek değil, hakikaten b tür başarılarla ileriye gidileceğinin görülmesi lazım."
syilmaz@milliyet.com.tr
SAYFA BAŞI

|
|

|