14 Aralık 2002 Cumartesi


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 



İpin gölgesinden takvime

     Buraya kolay gelmedik, kolay harcamayalım. Daha önce İngiltere iki kez geri çevrilmişti. İspanya iki kez masadan kalkmak zorunda kalmıştı. Girişleri yıllarca ertelenmişti.
     Türkiye ince uzun yolda yürüyüşünü sürdürmeli. AB hikâyesinin filmini bir kez daha başa saralım... Anımsayalım.
     1961’de Yassıada’dan İmralı Adası’na bir askeri bot idam mahkûmları taşımaktadır. Bunlardan biri 27 Mayıs İhtilali’nin devirdiği Cumhurbaşkanı Celal Bayar’dır, diğeri ise Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu, aralarında hararetle konuşmaktalar onları dinleyen, subay, astsubay ve erler hayret içindedirler. Çünkü Bayar, eski Dışişleri Bakanı’na şöyle demiştir:
     "Fatin Rüştü Bey biz 1959’a Ortak Pazar üyesi olmak için başvurmuştuk. Sonra iç siyaset alevlendi. Hadiseler, gösteriler derken ihtilal oldu, mahkeme kuruldu... Şimdi bana yolculuk boyunca şu Ortak Pazar’ı iyice anlatır mısınız?
     Zorlu, uzun uzun anlatır.
     Ciddidirler.
     Sanki idam sehpasına yani ölüme değil de AB zirvesine gitmektedirler.
     İşte devlet adamlığı...
     İhtiyar kurdun kuşkusu
     1963’te AB ile Yunanistan arasında anlaşma imzalanınca Türkiye, bir atak daha yaptı. 1963 Ankara Anlaşması’yla AB’ye "resmen" ilk adımı atmış oldu. O gün çiçeği burnunda bir stajyer gazeteci olarak oradaydım.
     Dinlediklerimi not etmişim.
     Anlaşma imzalanmadan, devrin Başbakanı İsmet Paşa son olarak güvendiği bakanları ve Dışişleri’nin uzmanlarıyla bir toplantı yapmış ve sormuş:
     "İstiklal Savaşı’yla kurtulduğumuz kapitülasyon belası bu Ortak Pazar üyeliğiyle geri mi dönüyor?"
     Böyle olmadığını izah için saatlerce anlatmışlar.
     Paşa bir soru daha sormuş:
     "İstediğimiz an anlaşmayı feshedebilir miyiz?"
     İsmet İnönü’ye, "gerekli gördüğü an Türkiye’nin anlaşmayı feshedebileceğinin" güvencesini vermişler.
     İşte bundan sonra Türkiye’nin AB ile yolculuğunu başlatan Ankara Anlaşması’na imza atılmıştır.
     Ada’da Rumlar, Türklere kıyıma kalkıştığında, İnönü, AB yol haritasında fay kırığı yapmamak için özen gösterdi.
     Ada’daki Türkleri, kalıcı harekâtla değil, havadan jetlerle vurarak korudu.
     İsmet Paşa dünya basınına titizlikle şu demeci veriyordu:
     "Bu bir sınırlı polis müdahalesidir. Türkiye anlaşmalardan doğan güvenlik sağlama görevini yerine getirmiştir. İşgal niyeti yoktur."
     İsmet Paşa silahlı müdahale kalıcı olursa, aslında Kıbrıs’ın Türkiye dış politikasının tutsak alacağını daha o zamandan görmüştü.
     Haklılığını dün Lefkoşa mitingi ortaya koydu.
     Erbakan çelmeleri
     1970’li yıllarda Yunanistan AB’ye tam üye olurken Türkiye’ye "siz de gelin" denmişti.
     Ama o sırada CHP, Erbakan’ın MSP’siyle hükümet ortağıydı. Erbakan’ın aklı İslam Ortak Pazarı’ndaydı. (!)
     Ortağı Erbakan direnince, Ecevit "hayır" cevabına bir ideolojik üniforma giydirdi.
     "Onlar ortak biz pazar... Tarım ülkesi Türkiye’yi, sanayileşmiş Avrupa’nın bahçıvanı yapmak istiyorlar."
     Erbakan’la ortaklığı devralmış olan Demirel başbakanlığında da bu "hayır" çizgisi sürdürüldü.
     Türkiye de, Yunanistan gibi, 1980’de AB’ye tam üye olsaydı, 12 Eylül’de tank sesiyle uyanır mıydı?
     İnce uzun yol
     Türkiye’nin üyelik girişimi 1987’ye kadar buzlukta kaldı.
     1987’de Başbakan Turgut Özal Brüksel’de Türkiye’nin AB’ye tam üyelik başvurusunu yaparken gazeteci olarak oradaydım.
     "Uzun ince yola girdik. Çok zorlanacağız. Belki onurumuzla da oynanacak. Ama yılmak yok. Sonunu getirmeliyiz" demişti.
     Gerçekten, kaç kez onurumuzla oynandığı izlenimleriyle isyan ettik.
     Fakat, yürüyüş sürdü. 1996’ta Gümrük Birliği gerçekleşti. 1999’da ise tam üyeliğe adaylığımız açıklandı.
     Ve daha üç ay öncesine kadar "tarihi aklınıza bile getirmeyin" söylemleri varken, şimdi takvimini beğensek de beğenmesek de görüşmelerin başlangıcı için 2004 sonuna gün verilmiş bulunuyor.
     Evet... İdam ipinin gölgesinden, takvime 40 yıl.
     İki yıl daha dişimizi sıkalım.
     
     g.civaoglu@milliyet.com.tr
     




 SAYFA BAŞI 





Taha AKYOL
Kritik bir döneme girdik

Çetin ALTAN
"Megalo" havalanmalar ve sosyolojik gerçekler

Melih AŞIK
Baykal arazi...

Fikret BİLA
Kıbrıs ve Irak

Hasan CEMAL
AB ile devam...

Güneri CIVAOĞLU
İpin gölgesinden takvime

Can DÜNDAR
Şimdi savaşa dikkat!

Abbas GÜÇLÜ
Yalova Lisesi yeniden doğuyor

Sami KOHEN
Karar iyi değil, ama...

Mehmet Y. YILMAZ
Ne çok sevinelim ne de kahrolalım

Meliha OKUR
Küresel sosyete!

Hasan PULUR
Demek, yine "çocuk oyuncağı" dediler...

Derya SAZAK
Birleşik Avrupa Satrancı

Meral TAMER
Kötü yabancı sermaye gelmesin

Güngör URAS
AB için, Ayşe Hanım Teyzem bekleyip görecek

M. Ali BİRAND
Türkiye bağcıyı dövmeyi yeğledi

© 2002 Milliyet