18 Aralık 2002 Çarşamba


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 



"Akıl akıl gel orama takıl" döneminin sonu

     2003 yılının nasıl geçeceğini ve nasıl biteceğini, bilmiyorum, öngörebilen biri var mı?
     Örneğin şu Irak sorunu, hiç beklenmedik ne tür sürprizlerle dallanıp budaklanacak kimbilir?
     Dünkü Hürriyet’in manşeti çarpıcıydı:
     "Sizin 60 bin olursa biz fazla yollarız - Türkiye, Irak harekatı için ABD’ye şart koştu: ‘Kuzey Irak’a siz 60 bin asker sokarsanız, bölgeye bu rakamdan daha fazla Türk askeri girecek’".
     Bu arada "Sürpriz bir şekilde Türk Hava Kuvvetleri’ne bağlı C - 135 tanker uçakları, Türkiye hava sahası üzerinden transit geçen ABD askeri uçaklarına yakıt ikmaline" başlamış.
     Irak Devlet Başbakan Yardımcısı Taha Yasin Ramazan, "ABD’nin Irak’a saldırı başlatmasına destek vererek, kendisine gerek hava sahasını; gerek toprağını açan ülkeler de savaşa girmiş olur" demiş.
     Yani olası bir ABD - Irak savaşında; Irak, Türkiye’ye de saldıracak.
     Çok heyecanlı değil mi?
     ***
     Türkiye 80 yıldır hiç savaş görmedi. Şayet ABD, Irak’a saldırırsa; bir nebze olsun Türkiye de görecek savaşın ne olduğunu...
     Medyada savaş haberleri ön plana çıkacak.
     Siyasetçiler, ekonomik durumu eleştirenlere yanıt verirken; savaşı gerekçe gösterecekler.
     Dış TV’ler, iç TV’lerin ıskaladığı, yahut ihmal ettiği bazı ilginç savaş sahnelerini yayımlayacaklar.
     Belki hamaset edebiyatı da biraz daha kanat büyütecek.
     ABD generalleri övüp duracaklar bizim kahramanlıklarımızı.
     Ve sonunda tabii Saddam yenilmiş olacak.
     Bunun bize maliyeti ne olacak; sanırız bir hayli tartışmalı olacak bu sorunun yanıtı...
     ***
     Acaba bu arada AB üyeliği için yapılması gerekli düzenlemeler de, azıcık rafa kalkmış olur mu; ne dersiniz?
     Dünkü Cumhuriyet’in birinci sayfasında çarpıcı bir haber daha vardı:
     "Avrupa ile uçurum büyüyor Türkiye ‘sıfır’ aldı."
     Pricewaterhouse Coopers, AB ile Türkiye arasındaki gelişmişlik açığının büyüdüğünü vurgulamış. "Makro ekonomik istikrar, ekonomik yapı, altyapı ve Avrupa entegrasyonu" ölçülerine göre hazırlanan endekste Türkiye, AB üyesi ve aday 28 ülke arasında sonuncu olmuş.
     ***
     Hoş, zaten "Türk’e Türk propagandası" ve hamaset edebiyatıyla Türkiye’nin 20. yüzyılı da nasıl ıskalamış olduğunu hep biliyoruz.
     Soğuk Savaş yıllarında, Ankara’nın Hazine’den geçinmeli itibarlı kadroları; bol harcırahlı dış gezilerle ömürlerinde görmedikleri bir lüksü yaşadılar ve bol bol da pohpohlandılar.
     O sırada ABD’nin, Türkiye’deki "sözlü ikili antlaşmalara" dayanan üsleriyle kimsenin ilgilendiği yoktu. Kuzey Kıbrıs’taki Türklerin sayısını arttırma ve ekonomik destek verme çabalarıyla da kimse ilgilenmiyordu.
     Kazara bu tür konuları kurcalayan birileri çıktı mı; vatanını, milletini, tarihini herkesten çok seven bir koro, hemen bağırmaya başlıyordu:
     - Moskova’ya, Moskova’ya...
     ***
     21. yüzyıl, beklenmedik bir saydamlıkla arz - ı endam etmeye başladı.
     Kuzey Kıbrıs sorunu, bayrağının ipi kopmuş bir gönder gibi kaldı ortalıkta.
     Dünkü Posta’da Mehmet Ali Birand, yazısına şu başlığı atmıştı:
     "Kıbrıs’ta penaltı golü yedik..."
     Şayet Mehmet Ali, 30 yıl önce atmış olsaydı böyle bir başlığı, adı derhal "Moskova’nın adamı"na çıkardı.
     Ve işte şimdi Soğuk Savaş yıllarındaki çürütmeci demagojilerin bedeli, boylu boyunca dikilmeye başladı Ankara’nın karşısına...
     Türkiye’nin; AB üyesi ve üye adayı 28 ülke arasında, gelişmişlik açısından skoru "0" olarak açıklandı.
     ***
     Şimdi olası bir Irak Savaşı da tırmanmaya başladı manşetlere...
     Doğrusu 2003 yılı müthiş heyecanlı olacağa benziyor.
     2020 yılında Türkiye de AB üyesi olunca, her şey çıkar düzlüğe...
     Ama o zamana dek... Kimbilir ne beklenmedik sürprizler, kimbilir ne hayal dışı olaylar ve şaşkınlıklar yaşanacak.
     Bizim için 20. yüzyıl, "akıl akıl gel orama takıl" yüzyılı olmuştu. 21. yüzyıl ise Ankara egemenleri için, bir rica yüzyılı olacağa benziyor:
     - Akıl akıl ne olur gel, biraz da bizi akıllı kıl...
     
     
     c.altan@prizma.net.tr
     




 SAYFA BAŞI 





Taha AKYOL
Irak, Atatürk ve Mac Arthur

Çetin ALTAN
"Akıl akıl gel orama takıl" döneminin sonu

Melih AŞIK
Beyaz Saray’da

Fikret BİLA
Erdoğan’ın Kıbrıs’a bakışı

Hasan CEMAL
Tarih mahkûm eder!

Güneri CIVAOĞLU
Son anında Saddam

Abbas GÜÇLÜ
Anadolu liseleri ne oldu?..

Hurşit GÜNEŞ
Markalaşmadan küresel rekabet olmuyor!

Nail GÜRELİ
Dokunulmazlık ve ihale işleri

Mehmet Y. YILMAZ
İyi ki siyasete heves etmemişim

Hasan PULUR
Ne "Gavur Avrupa!" kaldı, ne "Haçlı emperyalizmi!"

Meral TAMER
Yoksul gencin hayali "sağlık"!

Ece TEMELKURAN
Tek tabanca

Güngör URAS
498 milyar dolar yatırıma 4.3 milyar dolar teşvik

M. Ali BİRAND
Kıbrıs, sürekli karşımıza çıkarılacak

© 2002 Milliyet