19 Aralık 2002 Perşembe


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 




Erkek Mezdeke

Dört erkekten oluşan Dreamboys adlı grup Mezdeke dans grubu gibi maskelerle sahneye çıkıp tekno müzik eşliğinde dans ederek mekandaki müşterileri coşturuyor

     YİĞİT KARAAHMET

     Günlerden cumartesi, saatler 01.00’i gösteriyor. Harbiye’deki Love Club’da eğlence son hızıyla devam ediyor. Hafta sonu olduğu için kulüp tıklım tıklım dolu. Birden ışıklar kapanıyor. Ve kulübün içindeki ufak sahneye yüzlerinde maske, üzerlerinde sliple dört erkek dansçı çıkıyor. Mekanda yükselen tekno müzikle beraber boyunlarında asılı düdükleri çalarak dans etmeye başlıyorlar. Kalabalık da çığlıklarla onlara eşlik ediyor. İki şarkı boyunca dans eden grup daha sonra korumalar eşliğinde müşterilerin arasından mekanın uzun barına geliyor. Sonra barın üstüne çıkıyorlar. Yaklaşık 45 dakika süren şovun geri kalanı barın üstünde devam ediyor. Grup şov biter bitmez, mekanda bir dakika bile geçirmeden taksiyle oradan ayrılıyor.
     Onlar, Türkiye’nin ilk "go-go boyöları. Yani grubun kurucusu Tolga Hamza’nın ifadesiyle "asla kadınsı olmayan bir şekilde, müşterilerin temposu eşliğinde dans eden vücut çalışmış erkekler".
     Dreamboys adlı grubun üyeleri (soyadlarını vermemeyi tercih ediyorlar) Tolga Hamza, Semih, Ozan ve Tamer aynı vücut geliştirme salonunda tanışıyorlar. Tolga’nın önerisiyle de beş ay önce böyle bir grup kuruyorlar. Başlangıçta tepkilerden çekinen grup, geçen hafta sonu iki gece üst üste ortalama 500 kişiye dans etti. Onlar bize bu şovu, nasıl hazırlandıklarını ve gelecekteki projelerini anlattılar.
     
Bir barda maske takıp sliple dans etme fikri nereden çıktı?
     Tolga Hamza: Ben New York ve Miami’de gördüğüm şeyleri Türkiye’de uygulamak istedim. Biz klasik anlamda bir dans grubu değiliz. Türkiye’de bu işi yapan tek grubuz. Buradaki kostümleri de Semih’le biz tasarladık.
     
Teklif geldikten sonra düşünme süreci nasıl geçti?
     Semih: Ben bundan iki yıl önce kulüplerde profesyonel olarak dans ettim zaten. Tolga teklif edince de hiç düşünmeden kabul ettim.
     Tamer: Benim çocukluğumdan beri dansa ilgim çok fazlaydı. Zaten böyle sahne olaylarını çok severdim.
     Ozan: Açıkçası benim aklımda böyle bir şey yoktu. Tolga bize yıllarca vücut geliştirme salonlarında kazandığımız altyapıyı kullanarak para kazanmayı teklif etti. Eğlenceli de bir iş. İlk başta kararsızdım ama sonradan alıştım.
     
     "Seyyal Taner şova bayıldı"
Şovunuz beğenildi mi?
     T.H.: Biz ilk şovumuzu Love’da 450 kişiye yaptık. Ve o gece süper tepkiler aldık. Ama beni asıl sevindiren Seyyal Taner’in bize "Çok başarılısınız. Bayıldım" demesiydi.
     
İlk çıktığınız gece neler hissettiniz?
     O.: Ben anlatayım çünkü o gece ilk ben çıktım. Açıkçası son yarım saate kadar pek bir şey yoktu. Girip çıkanları kameradan izliyor, içeriden insanların seslerini duyuyorduk. Kapının açılmasına 10 saniye kala kalbim duracak gibi oldu. Sonra kapı açıldı, bütün gözler bana döndü. O anda birden kendimi olduğumdan büyük hissettim. Sanki profesyonel bir dansçıydım.
     S.: İlk şov için bir koreografi yapıldı ama ikinci şovda hedeflediğimiz dansı yaptık. Bizi en çok izleyicilerin çığlıkları motive etti.
     
Seylirciler nasıl tepki gösteriyor?
     T.H.: Bir kere kadınların tacizine uğradım. Bacağımı falan tuttular. Kadınlar çok taciz ediyor. Beraber geldikleri eşlerini, sevgililerini bırakıp bize dokunmaya çalışıyorlar. Para sıkıştırıyorlar. Bunlar normal şeyler çünkü çok güzel olduğumuzu biliyoruz. Ama çok rahatsız edecek bir tacizle karşılaşmadık.
     
İyi para kazanıyor musunuz?
     S.: Henüz tam tatmin olmadık. Ama standartlara göre iyi kazandığımızı söyleyebilirim.
     
     "Vücudumuz iş elbisemiz. Sürekli bakım yapıyoruz"
Formunuzu korumak için neler yapıyorsunuz?
     T.H.: Haftanın dört günü ikişer saat vücut çalışıyoruz.
     T: İnanılmaz yoğun bir antrenman yapıyoruz. Yani bu işin en yorucu tarafı bu. Dans etmek kolay ama antrenmanlar gerçekten çok zor. Ama şov için bunu yapmalıyız.
     
Bütün bunlar için değer mi peki?
     S.: Kesinlikle değiyor. Çünkü müthiş bir heyecan. Sahnede olmak mükemmel bir duygu.
     T.H.: O heyecanı yaşamak orgazm gibi bir şey. Spor salonunda daha aktif çalışmak için bizi daha çok gaza getiriyor.
     
Bakım yapıyor musunuz?
     T.: Mutlaka bakım yapmamız lazım. Çünkü bizim vücudumuz iş elbisemiz. Bizi izleyenler karşılarında bakımsız bir vücut görmek istemezler herhalde. Formumuza, beslenmemize çok dikkat ediyoruz, spor yapıyoruz. Şovdan bir gece önce de vücudumuzdaki tüyleri makineyle alıyoruz.
     S.: Bu bir iş sonuçta ama göze estetik görünmesi lazım. Bu yüzden cilt ve vücut bakımlarımızı hiç aksatmadan yapıyoruz.
     
İlk Türk erkek go-go dansçıları
Aileleriniz ne diyor? Hiç izlemeye geldiler mi?
     T.H.: Benim annem 75 yaşında. Bu fikrimi söylediğim zaman beni çok destekledi. "Madem sen bu işi seviyorsun ve hakkıyla yapacaksın, yap o zaman" dedi. En büyük desteği o verdi.
     S.: Mutlaka onların kendilerine göre düşünceleri ve kültür yapıları var. Karşı olduklarını söylemeseler de mutlaka soru işaretleri var kafalarında. Ama hiçbir zaman "yapma" demediler.
     O.: Bu bana çok normal geliyor çünkü biz denize de böyle giriyoruz. Tek fark, burada kalabalığın karşısında dans ediyorsun. Ben daha çok akrabalarımın tepkisinden korktum. Bana sordular, "Sen striptiz mi yapıyorsun?" diye. Ben de "Hayır. Ben direkt soyunup çıkıyorum" dedim. Ailelerimiz bizi daha izlemedi ama ben onların karşısında prova yapıyorum.
     T.: Sonuçta Türkiye’de yaşıyoruz, burada bazı şeyleri kabul ettirmek biraz daha zor. Ailelerimiz modern olmasaydı kabul ettirmekte zorluk çekerdik. Ben söylediğimde ilk önce duraksadılar. Ama bana güvendikleri için fazla tepki göstermediler.
     
     Tolga Hamza
     30 yaşında. İstanbul doğumlu. 12 sene sigorta sektöründe çalıştı. Dansa başladıktan sonra işini bıraktı. Aynı zamanda vücut geliştirme antrenörlüğü yapıyor. Grubun kurucusu.
     
     Semih
     26 yaşında. İstanbul doğumlu. Moda tasarımı eğitimi aldı. Grafikerlik yapıyor. Yılbaşından sonra çalıştığı işten ayrılıp sadece dansa devam edecek. Uzun zamandır dans ediyor. İleride masörlük yapmayı düşünüyor.
     
     Tamer
     24 yaşında. Asıl işi erkek kuaförlüğü. Çocukluktan beri dansla ilgileniyor. Kuaförlüğe devam ediyor.
     
     Ozan
     19 yaşında. İstanbul doğumlu. Asıl işi tornacılık. Meslek lisesi torna-tesviye bölümünden mezun. Babasının yedek parça ithalatı işinde çalışıyor. Daha önce iki sene boyunca vücut geliştirme salonunda kondisyonerlik yaptı.
     



 PAZAR


Yemek 2002’nin yükselen değeri oldu
"Hâlâ TİP’li olsaydım bu kitap yüzünden atılırdım"
Queen’i yeniden keşfeden Kaşif
Kuştepe gençliğine Bilgi yaradı mı?
Erkek Mezdeke
‘İşim benim için bir eğlence’
Üç kuşağın hayatı at üzerinde geçti
Pamukbank fotoğraf koleksiyonunu sergileyecek
"Tılsımlı Eller" müze kuruyor
Şarapların kralı İstanbul’daydı
Çocukların dilekleri gerçek oluyor
Ege’den gelen özel bitkiler
Aman bitrul, canın çıksın!
Bir cinayetin anatomisi
İngiliz tacına ne oluyor?
İlk turistler kişi başına 2 bin 250 kuruş harcadı
Mevlana’dan çocuklara öyküler
Türküz haa, ona göre!


 SAYFA BAŞI 





© 2002 Milliyet