
|


Mevlana’dan çocuklara öyküler
Bugün sizlere, kültürümüzün önemli düşünce ve yazın insanlarından biri olan Mevlana’nın iki öyküsünü anlatacağım. Ünlü eseri "Mesnevi"den aldığım bu öyküleri seveceğinize inanıyorum. Sanki bu öyküler yetişkinlere değil de, çocuklara yazılmış gibi. Biri, bir dil bilgininin öyküsü. Öteki de, fabl dediğimiz Ezop ve Lafonten’de okuduğumuz türde bir hayvan masalı.
Dil bilgini ve kayıkçı Bir gün kendini beğenmiş ve kibirli bir dilbilgini, kıyıda duran bir kayığa binip karşı yakaya geçmek ister. Bir kayıkçıyla anlaşır. Kayığa biner ve yola çıkarlar. Bu arada dil bilgini hem çevreyi izlemekte, hem de kayıkçının bilgisini, görgüsünü sınamaktadır. Bir ara şöyle bir soru sorar:
"Kayıkçı, sen hiç dilbilimi kitabı okudun mu?"
"Hayır, beyim. Ben cahil bir kayıkçıyım. Üstelik okuma da bilmem."
Bilgin onu biraz da aşağılayarak, alaycı bir biçimde şöyle der:
"Yazık, çok üzüldüm. Demek ki sen yaşamını boşa geçirmişsin."
Kayıkçı hiç sesini çıkarmaz. Sahilden bir hayli uzaklaştıktan sonra hava bozar ve bir fırtına çıkar.
Bilgin belli etmese de, her halinden korktuğu belli olmaktadır.
Kayıkçı dayanamaz ve şöyle söyler:
"Ey her şeyi çok iyi bilen dilbilgini dostum! Sana bir soru sormak isterim."
Dilbilgini, sor anlamında başını sallar.
"Yüzme bilir misin?"
"Hayır!"
Bu kez kayıkçı şöyle yanıt verir:
"Vah vah, çok üzüldüm, yaşamını boşa harcamışsın. Çünkü biraz sonra kayık batacak ve seni dilbilgisi değil, yüzme bilgisi kurtaracak!.."
İsterseniz dünyanın en bilgili insanı olun, ama bu bilgi bir yerde sizin yaşamınızı kurtarmanıza yetmiyorsa boşuna kafanızı doldurduğunuz kırıntıdan başka bir şey değildir, demektir.
Ava giden avlanır Aslan, kurt ve tilki arkadaş olmuşlar ve bir gün birlikte ormanda ava çıkmışlar. Anlaşmaları şöyleymiş: Akşam herkes avladığı avı aslanın inine getirecek ve orada paylaşacaklarmış. Gerçekten de şansları yaver gitmiş; biri bir dağ öküzü, biri bir yaban keçisi, biri de bir tavşan yakalamış. Herkes avını mağaraya getirmiş ve sofraya koymuş.
Aslan, "Arkadaşlar, haydi birimiz şunları paylaştırsın da yemeye başlayalım," demiş.
Kurt aklınca bir plan yapmış ve aslana dönerek, "Ey ulu sultanım, bence bu dağ öküzü sizin payınız. Gövdenize de bu yakışır. İzniniz olursa eğer, ben de şu yaban keçisini alayım... Tilki kardeş bildiğim kadarıyla tavşanları çok sever. Bu tavşan da onun olsun," demiş.
Aslan, bu söze öyle kızmış ki, gözleri yuvasından fırlayacak gibi olmuş: "Sen kim oluyorsun da böyle bir paylaşım yapıyorsun. Benim bütün hayvanların kralı olduğumu unuttun galiba. Ben buradayken sana hiçbir yaban keçisi düşer mi?" demiş ve bir pençe atıp zavallı kurdu yere sermiş.
Sonra tilkiye dönüp, "Sevgili tilki, sen akıllı hayvansındır. Paylaştır bakalım şu avı da, bir an önce yiyelim," demiş.
Tilki, "Ey büyük sultanım, sizin sofranızda av paylaştırmak bana mı kaldı. Ama mademki benim paylaştırmamı istiyorsunuz, o zaman söyleyeyim. Bu tavşan sizin sabah kahvaltınız olsun. Yaban keçisini de öğlen yersiniz, akşam da dağ öküzünü," demiş.
Bu paylaştırma öyle hoşuna gitmiş ki aslanın, "Ey akıllı tilki, kimden öğrendin böyle adil olmayı?" demiş tilkiye.
Tilki de boynunu bükerek, yerde cansız yatan kurdu göstermiş ve, "Şu haddini bilmeyen densiz kurttan efendim," demiş.
Akıllı insan her olaydan bir ders çıkarmasını bilen insandır. n
Yazara e-mail
PAZAR


Yemek 2002’nin yükselen değeri oldu
"Hâlâ TİP’li olsaydım bu kitap yüzünden atılırdım"
Queen’i yeniden keşfeden Kaşif
Kuştepe gençliğine Bilgi yaradı mı?
Erkek Mezdeke
‘İşim benim için bir eğlence’
Üç kuşağın hayatı at üzerinde geçti
Pamukbank fotoğraf koleksiyonunu sergileyecek
"Tılsımlı Eller" müze kuruyor
Şarapların kralı İstanbul’daydı
Çocukların dilekleri gerçek oluyor
Ege’den gelen özel bitkiler
Aman bitrul, canın çıksın!
Bir cinayetin anatomisi
İngiliz tacına ne oluyor?
İlk turistler kişi başına 2 bin 250 kuruş harcadı
Mevlana’dan çocuklara öyküler
Türküz haa, ona göre!
SAYFA BAŞI

|
|

|