19 Aralık 2002 Perşembe


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 



Görkemli alışveriş merkezlerindeki mobilyalar

     Kış nedeniyle yolları kapanan köylerin yollarını, karlar kapatadursun. Sel baskınlarında kaybolanlar, kayboladursun. Sürünenler de sürünedursun.
     Besbelli ki, 21. yüzyılın dinamikleri, Türkiye’yi de sarmalayıncaya dek; onların yazgıları kolay kolay değişmeyecek.
     ***
     "Gemisini kurtaran kaptan" kavlince, 21. yüzyıl olanaklarıyla bütünleşebilenler, çağdaş bir yaşam düzeyine kavuşacaklar; bütünleşemeyenler de, binbir sıkıntı ve eziyet içinde silinip gidecekler.
     Görünen tablo böyle...
     ***
     Bir de İstanbul’un, New York kopyası; yüksek cam kubbeleri, katları birbirine bağlayan yürüyen merdivenleri, vitrinleri ışıklı çeşit çeşit mağazaları, kafeteryaları, lokantalarıyla alışveriş merkezleri var.
     Yılbaşı hatırına, bir de öylesine süslenmiş ki merkezler; insanın önce gözleri kamaşıyor; sonra da o hengame içinde, sersemlikle soslanmış bir yorgunluk çöküyor üstüne...
     ***
     Cam kubbe boşluklarında, kırmızı giysileri, beyaz sakallarıyla, ışıklar içinde, görkemli devasa Noel Baba’lar...
     Minik minik kandillenmiş binlerce iplikten oluşan ve cam kubbelerden aşağılara doğru bir yıldızlar şelalesi gibi inen düşsel tül yağmurları...
     Ve ucu bucağı görünmeyen; uzun, upuzun, caddeleşmiş, iç içe yer yer taş salonlar ve albenili vitrinleriyle çeşit çeşit mağaza...
     Katlardan katlara inip çıkan, yürüyen merdivenler... Ayrıca camdan asansörler... Ayrıca bildiğimiz türden rahat merdivenler...
     ***
     Kış nedeniyle yolları kapanan köylerin yollarını, karlar kapatadursun. Sel baskınlarında kaybolanlar, kayboladursun. Sürünenler de, sürünedursun.
     50 yıla kadar bu tür alışveriş merkezlerinin biraz daha miniskülleri; oralara kadar uzanacaktır. Çaresiz uzanacaktır.
     Madem ki, İstanbul’da çocukluğumun yitik bitik eski köylerine kadar gelip dikilmiş o alışveriş merkezleri...
     ***
     Açılalı henüz bir ay olmuş böyle bir merkezin üst katında, neredeyse mobilya sergisine dönmüş, bir mobilya kesimi vardı.
     Deri koltuklar; rahat kanepeler; cam masalar, ayaklı modern salon lambaları, değişik çizimli sehpalar...
     Öyle beş - on saniye bakakaldım çeşit çeşit döşeme takımlarına 76 yaşın artık çok gerilerde bırakmış olduğu, garip bir imrenme duygusuyla...
     ***
     Genç yaşlarda kolay mı döşenir, kirası ucuz, iki odalı bodrum katları?
     1950’li yıllarda Ankara’da Cebeci’de bir bodrum katında otururken, ilk aldığım otomatik bir pikapı düşünüyorum.
     Adalet Ağaoğlu da, aynı marka otomatik pikaptan almıştı aynı günlerde...
     Pikapta ilk çaldığımız plaklar...
     ***
     1970’li yıllarda Sağmalcılar Cezaevi’nde yatarken, hiç televizyon alamayacağımı düşünürdüm.
     Abdi İpekçi; "Nar çekirdekleri"ndeki uzun dizileri, imzasız olarak basıyordu Milliyet’te. Her dizi, on - on iki gün sürüyordu ve Basınköy’deki eve, her dizi karşılığında 3 bin lira telif hakkı gidiyordu. Çoluk çocuk onunla geçiniyordu.
     Ve bizim kuşağın sivil - asker bürokratları; hiç mi hiç bilmiyorlardı bir yazı adamının ne kazandığını ve nasıl geçindiğini.
     Hele bir de, Cevdet Sunay Paşa’nın hoşuna gitmeyen şeyler yazdığından ötürü içeri tıkılmışsan...
     ***
     Çileli iştir Türkiye’de, hayatı hak etmek için "yazı"ya layık olmaya çalışmak...
     Böyle bir tutkuyu ne müsteşarlar anlar, ne de genel müdürler...
     Hele hele bizim kuşağın militerleri, bizim piyeslere üniformalarıyla gelip, yan yana ön sıraya oturduktan sonra, tiyatrodan çıkarken;
     - Bunları yazacağına, vatanı yazsın; diye de, piyesin üstüne giyotin indiren tehlikeli bir ahkam keserlerdi.
     Aktörlerin, aktrislerin, dekoratörlerin, kostümcülerin, ışıkçıların, rejisörlerin, yazarların ne kazandığını, neyle geçindiğini de asla bilmezlerdi.
     ***
     New York kopyası, yeni açılmış görkemli alışveriş merkezlerinden bir tanesinin üst katındaki mobilyalara beş - on saniye öyle bakakaldım...
     76 yaşın artık çok gerilerde bırakmış olduğu, garip bir imrenme duygusuyla...
     
     c.altan@prizma.net.tr
     




 SAYFA BAŞI 





Taha AKYOL
Kıbrıs’ı satmak veya kurtarmak

Çetin ALTAN
Görkemli alışveriş merkezlerindeki mobilyalar

Melih AŞIK
Kıvırtma sanatı

Fikret BİLA
Kıbrıs itirazı

Hasan CEMAL
Niye iyimser olmak istiyorum?

Yılmaz ÇETİNER
Ağar, merkez sağı toparlar mı?

Güneri CIVAOĞLU
Duvar

Can DÜNDAR
Kapılar

Hurşit GÜNEŞ
İç borç dinamiği olumlu yönde

Doğan HEPER
Bardağı bırak, ileriye bak...

Sami KOHEN
Kıbrıs’ta son tango!

Hasan PULUR
Avrupalı olmak hayat tarzıdır...

Derya SAZAK
İşkence, tecrit, sansür

Meral TAMER
İTO’nun 50 yıllık ulu çınarı artık yok

Güngör URAS
Fındık hükümetin başına iş açtı

Serpil YILMAZ
Yaşlılar ve özürlülerle yaşıyoruz!

M. Ali BİRAND
Şimdi sıra Yunan'da...

© 2002 Milliyet