19 Aralık 2002 Perşembe


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 



Kıbrıs’ta son tango!

     Eninde sonunda iki lider oturup görüşecekler. Denktaş ile Klerides’in masadan kaçmaları mümkün değil. AB’den BM’ye kadar bütün dünyanın gözü üzerlerinde çünkü...
     Bu kez BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın plan taslağını konuşacaklar; ama "kabul veya ret" koşuluna bağlı bir çözüm önerisi olarak değil, yeni bir müzakere zemini olarak...
     Bu görüşmelerde önerilen 28 Şubat’a kadar bir anlaşma sağlanır mı? Geçmiş deneyimler - bu arada son olarak yıl boyunca süren müzakereler dahil - iyimserliğe fazla yer bırakmamakla beraber, bu sefer tarafları çözüme zorlayacak önemli faktörlerin bulunması, gene de bir nebze umut veriyor...
     ***
     İLK bakışta Kıbrıs’ta çözüm için şu anda özendirici ("incentive") bir faktör yok.
     Rum tarafı AB üyeliğini garantilemekle istediğini elde etti, avantajlı bir pozisyona geldi. Diğer bir deyişle Rumlar, şimdi Annan planı çerçevesinde bir anlaşma uğruna özveride bulunmak ihtiyacını duymayabilirler. Klerides’in de, 28 Şubat’ta görevi sona ereceğine ve bir daha adaylığını koymayacağına göre, kariyerini varılan noktada bitirmek daha çok işine gelebilir...
     Türk tarafı - daha doğrusu Denktaş yönetimi - AB’nin Kıbrıs adı altında sadece Rum kesimini üye olarak kabul etmesinden sonra, fiili durumun pekişeceğini, böylece adada iki ayrı devletin varlığını sürdürebileceğini düşünüyor. Kıbrıs Türk halkının önemli bir kesimi farklı düşünse de, Denktaş’ın böyle bir çözümsüzlükten rahatsız olmadığı, sonunda yavru vatanla anavatanın birleşeceği ve bunun da Türkiye’nin çıkarlarına daha uygun olacağı kanısını taşıdığı biliniyor.
     ***
     EVET, ilk bakışta iki tarafın saydığımız nedenlerden ötürü yeniden masaya oturmak ve hele 28 Şubat’a kadar bir anlaşmaya imza atmak konusunda pek hevesli olmadığı düşünülebilir.
     Ancak, mesele bu kadar basit değil. İki taraf için de geçerli olan öyle faktörler var ki, eninde sonunda çözüm yolunu açabilir.
     Rum tarafı için başlıca nedenler:
•  Klerides yönetimi, mutlaka 28 Şubat’a kadar Türk tarafı ile anlaşması için, AB’den, ABD’den, BM’den ve hatta Atina’dan yoğun baskı altına girecek... Özellikle AB, bölünmüş bir Kıbrıs ile karşı karşıya kalmak istemiyor. Dolayısı ile Rum tarafı "AB’ye girdik, iş bitti" diyemeyecek...
•  Kıbrıs Rumları - şimdiki zafer sarhoşluğunun ardından - yeşil hattın devamlı sınır haline gelmesinin sakıncalarını dikkate almakta gecikmeyecekler. Rumlar Kuzeyi artık unutmak zorunda kalacakları gibi, yanı başlarında o kadar endişe duydukları Türk askeri varlığını da hissedecekler. Yani tek taraflı AB üyeliği de onlara huzur sağlamayacak...
***
TÜRK tarafını da çözüm arayışını devam ettirmeye zorlayacak faktörler var:
•  Kıbrıs Türk halkı çözümsüzlükten yorgun düşmüş durumda. Bu halin sürmesi, önemli sayıda Kıbrıs Türkünün göç etmesine, Türk kesiminin demografik yapısının değişmesine yol açabilir...
•  KKTC devam eder, ama uluslararası platformda izole olur. Ankara’ya bağımlı hale gelir. AB’ye katılma ve hızla yaşam standardını yükseltme şansını kaybeder...
•  Türkiye de AB, BM ve hatta ABD karşısında zor duruma düşer, destek kaybeder. Adada - Kuzeydeki askeri varlığı ile de - yeni bir sınır veya yeni bir cephe ile karşı karşıya kalır.
***
BÜTÜN bu faktörlerin, tarafları "olan - biten" ile yetinmeyip, kalıcı bir çözüm bulmak için tekrar müzakerelere başlamaya sevk etmesi gerekir. Yeter ki, sağduyu hakim olsun.
Yaşlarını başlarını almış, siyasal yaşamlarının sonuna gelmiş Denktaş ile Klerides için bu gerçekten son fırsat veya "son tango" olabilir...

skohen@milliyet.com.tr





 SAYFA BAŞI 





Taha AKYOL
Kıbrıs’ı satmak veya kurtarmak

Çetin ALTAN
Görkemli alışveriş merkezlerindeki mobilyalar

Melih AŞIK
Kıvırtma sanatı

Fikret BİLA
Kıbrıs itirazı

Hasan CEMAL
Niye iyimser olmak istiyorum?

Yılmaz ÇETİNER
Ağar, merkez sağı toparlar mı?

Güneri CIVAOĞLU
Duvar

Can DÜNDAR
Kapılar

Hurşit GÜNEŞ
İç borç dinamiği olumlu yönde

Doğan HEPER
Bardağı bırak, ileriye bak...

Sami KOHEN
Kıbrıs’ta son tango!

Hasan PULUR
Avrupalı olmak hayat tarzıdır...

Derya SAZAK
İşkence, tecrit, sansür

Meral TAMER
İTO’nun 50 yıllık ulu çınarı artık yok

Güngör URAS
Fındık hükümetin başına iş açtı

Serpil YILMAZ
Yaşlılar ve özürlülerle yaşıyoruz!

M. Ali BİRAND
Şimdi sıra Yunan'da...

© 2002 Milliyet