19 Aralık 2002 Perşembe


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 



Yaşlılar ve özürlülerle yaşıyoruz!

     Gelişmişlik adına Avrupa Birliği ülkelerinden verilen örneklerin birçoğu, birey yaşamına karşı toplumsal sorumluluğun seviyesine ait olurken, Kopenhag kriterleri denince, siyasal özgürlüklere takılır katılırız.
     Sormayız Türkiye bireyin günlük yaşamına dönük ne hizmet veriliyor diye...
     Lüks gelir evden çıkamayan bir yaşlının adresinin bağlı olduğu eczaneden ilaçlarının alınıp alınmadığının takip edilmesi.
     Yaşama hakkını en temel hak sayarız da, kazalarla ilk muhatap olan şoförlerin ilkyardım bilgisinin olması gereğini göz ardı ederiz.
     Parklar, bahçeler yaparız da, bu bahçelerde engellilerin de gezmesi için özel yollar veya kaldırımlar yapılması gereğini sorgulamayız.
     Özürlü çocukların eğitime katılmaları yarınların sorunu olarak kalır.
     Görme engelliler, piyada çıkan kitapları duymuyor, yayınlardan haberleri olmuyor sanırız adeta. Oysa körlere istediği dokümanı kasete okuyan gönüllerin olduğu bir stüdyonun kurulduğunu da aklımıza getirmeyiz.
     Bir yerde 320 zihinsel özürlü çocuğa okul açtırılıyorsa, Milli Eğitim Bakanlığı’nın da her okula bir engelli sınıfı açmasını bekler dururuz...
     Yeşil karta muhtaç olmak zaten bir dert, daha büyük dert ise bu yeşil kartı alabilmek için bile evinden dışarı çıkamayacak durumda olmak; işte bunların evlerine yeşil kart servisi verildiğini de hiç düşünmeyiz.
     Yaşlılar da sinemaya gitmek isterler, onları götürecek bir belediye servisi verilmesi bize uzak gibi gelir.
     Uluslararası film şirketlerinin izleyici takibi yaparak, bilet satışlarını kontrol ettiği piyasada, muhtaçların film izleyebilmesi için bunların merkezlerinin bulunduğu ABD gibi ülkelerden izin istenmesini de abartılı buluruz.
     Hele hele deprem kuşağının üzerinde yaşadığımız evin onarılması için bile yolsuzluk çetelerinin aşılıp, yerel idarelerin gücüne ihtiyacımız olduğunu aklımıza bile getirmeyiz.
     Bütün bu saydıklarımın tek adresi var; Bakırköy Belediye Başkanı Dr. Ahmet Bahadırlı.
     Bahadırlı ile dün Ataköy’de geliri Mardin’e giden, içinde ördeklerin yüzdüğü havuzun üzerindeki kafede kahvaltı ediyoruz, O anlatıyor, ben dinliyorum: Oylarımızla seçtiğimiz yerel yönetimler bireye ne verebilir?
     Bahadırlı, özürlüler ve yaşlılara konsantre olmuş bir başkan; görevinin amacı ve hedefi bu!
     Bahadırlı, Cumhuriyet’in ilk gönüllü öğretmeni olarak Hatay’a giden bir annenin çocuğu; gönüllülüğün ne demek olduğunu bilerek yetişmiş...
     Bakırköy’de sivil toplum örgütlerine yerler dağıtıyor, karşılığında kent halkına hizmet götürüyor. Örneğin Kızılay’a yer veriyor, kadınlara meme kanseri testleri yaptırıyor.
     İlçede halkın sivil toplum örgütlerine katılma oranı yüzde 25, yani Türkiye ortalamasının 5 katı.
     Bahadırlı bu durumun siyasal çözümünü şöyle yapıyor:
     "25 milyon engelli ve yaşlımıza ne götürebiliyoruz?.. Tepki oylarını atanlar işte bu insanlar."
     Bu yılın başında İçişleri Bakanlığı’nın kurduğu Strateji Merkez Başkanlığı’nın valiliklere ve yerel yönetimlere gönderdiği bir genelgeyi hatırlatmak istiyorum.
     Kamusal alanlarda özürlülere yönelik bir uygulama yoksa, o yöneticiler suç işliyorlar demektir! Hesap sorabilirsiniz.
     Bunun adına ister Kopenhag, ister Bakırköy kriteri deyin, fark etmez.
     
     syilmaz@milliyet.com.tr
     




 SAYFA BAŞI 





Taha AKYOL
Kıbrıs’ı satmak veya kurtarmak

Çetin ALTAN
Görkemli alışveriş merkezlerindeki mobilyalar

Melih AŞIK
Kıvırtma sanatı

Fikret BİLA
Kıbrıs itirazı

Hasan CEMAL
Niye iyimser olmak istiyorum?

Yılmaz ÇETİNER
Ağar, merkez sağı toparlar mı?

Güneri CIVAOĞLU
Duvar

Can DÜNDAR
Kapılar

Hurşit GÜNEŞ
İç borç dinamiği olumlu yönde

Doğan HEPER
Bardağı bırak, ileriye bak...

Sami KOHEN
Kıbrıs’ta son tango!

Hasan PULUR
Avrupalı olmak hayat tarzıdır...

Derya SAZAK
İşkence, tecrit, sansür

Meral TAMER
İTO’nun 50 yıllık ulu çınarı artık yok

Güngör URAS
Fındık hükümetin başına iş açtı

Serpil YILMAZ
Yaşlılar ve özürlülerle yaşıyoruz!

M. Ali BİRAND
Şimdi sıra Yunan'da...

© 2002 Milliyet