22 Aralık 2002 Pazar


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SANAT  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 




Tasarrufa tepkiler

Kimi haberler hükümet icraatındaki sorunlara işaret ediyor, ama kimi gerekli ayrıntılar eksik kalınca okurlar da tartışmaya katılıyor. Neyse ki, ‘takibi’ var

     Emekli yüksek yargı başkanları ve cumhuriyet savcılarına resmi konut tahsisi, devletin geleneksek uygulamaları arasındaydı. Ta ki 8 Aralık tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan hükümet kararıyla kaldırılıncaya kadar.
     Ankara mahreçli, ANKA kaynaklı, Kamu Konutları Kanunu’ndaki değişikliklerle ilgili haber, Milliyet’in 9 Aralık sayısında Tehlikeli Tasarruf ifadesiyle manşet oldu. İç sayfadan da İntikam Tasarrufu başlığıyla sunuldu.
     Haberde FP’nin kapatılması kararında, Erbakan’ın hüküm giydiği "trilyonlar" davalarında rol oynayan yüksek yargı mensuplarının güvenliği ile bağlantılar kuruluyor; Yargıtay eski Başsavcısı Vural Savaş ile Anayasa Mahkemesi eski Başkanı Yekta Güngör Özden’in tepkilerine yer veriliyordu.
     Okurumuz Kübra Uçar, haberdeki "yaklaşım tarzını" doğru bulmuyor.
     Şöyle yazmış: "Bugüne dek, lojman uygulamasına karşı gazetemde bir yığın yazı okudum. Bazı kamu görevlilerine emekli olduklarında lojman tahsis edilmesine, bunların ısınma, elektrik, su, gaz, temizlik, telefon, kapıcı, aşçı, kaloriferci, bahçıvan ve tamirat gibi giderlerinin de devletçe karşılandığını doğrusu bilmiyordum. Manşetinizden ve yazı içeriğinden bu uygulamayı onayladığınızı, kaldırılmasına muhalefet ettiğinizi tahrik edici bir biçimde verdiğinizi düşünüyorum. Üzüldüm."
     
     Bir başka okurun tepkisi:
     "Bu işin tehlikeli olup olmadığını bilmiyorum, ama ‘intikam’ görüşünü kimden ilham alarak başlığa koyduğunuzu doğrusu haberden anlayabilmiş değilim. Sanki bu kişilerden başka tehdit alan devlet memuru yok mu? Bir yandan etkin devlet deniyor, öte yandan hala eski düzenin devam etmesi isteniyor. Güvenlik önlemleri başka ülkelerde nasıl oluyor, onu da anlatmalısınız. Çünkü halk yeterli bilgiye sahip değil, belki bu uygulama konusunda emekli bürokrata kızarken haksızlık ediyor, belki etmiyor."
     
     İsmet Altınbol:
     "Devlette aşırı harcamalar yüzünden batağa gidildiğini en çok yazan ve temiz toplum isteyenlerin başında gazetemizin yazarları geliyor. Kamuda giderlerin azaltılması gerektiğini artık herkes bilirken, siz hükümet kararının gerekçesi ile ilgili bir hükümet yetkilisinin veya makamının resmi görüşlerini de almalıydınız."
     Yorum: Yeni hükümet kararının tasarruflar çerçevesinde alındığı aşikar. Ama, riskli işler yapan yargı görevlilerinin güvenlik sorunları olabileceğini de biliyoruz. Örneğin İtalya’da pek çok yargıç, el attıkları soruşturmalar nedeniyle mafya bağlantılı terörün kurbanı olmuştu. Yani, haberin çıkış noktasındaki "güvenlik sorunu" işareti yerinde. Ama eksik olan yönler var. Hükümetin acaba açıklaması, gerekçeleri nedir? Daha da önemlisi: "Eğer güvenlik çok önemliyse şimdi bu kişilerin güvenliği nasıl sağlanacak?" İşte bu soruların yanıtları o günkü haberde yok. Ama ertesi gün var.
     Adalet Bakanı ve hükümetin ayrı ayrı açıklamaları 10 Aralık tarihli gazetedeki habere girmiş. Ve eksik kalmış gibi görünen, haklı tepkilere yol açan kimi detayları da - örneğin kararın Danıştay önerisiyle alındığını -bir gün sonra öğreniyoruz. Burada temel problem, bu tür önemli haberleri hazırlarken, ilgili tüm taraflara ve gerekli bilgi kümelerine zamansızlık veya ihmal yüzünden ilk elde erişilememesi, yani "olgunlaşmamış" haberle okura gidilmesi.
     
     Son bir nokta: İç sayfa başlığına yansıyan İntikam Tasarrufu açık bir yorum. Bunu kim öne sürüyor? Haberde adı geçen Özden ve Savaş’a ait böyle bir suçlama yok. Dolayısıyla, gazetenin yorumu gibi yansıyan bu ifadeyi okurların "tavır" olarak algılaması da doğal.
     11 Aralık tarihli gazetede Çoraplı Bakan başlıklı bir minik haber vardı. Bir resimle desteklenen bu haberde, Dışişleri Bakanı Yaşar Yakış’ın ABD’ye uçak yolculuğu sırasında, uçakta dağıtılan uçuş çorapları ile ayakta soruları yanıtlaması anlatılıyordu.
     
     Bazı okurlar bu haberi gereksiz buldu.
     "Sizin gibi bir gazeteye ‘Çoraplı Bakan’, ‘uyuyan başkan’ gibi haberler hiç yakışmıyor. Daha seviyeli ve içeriği dolgun haberler görmek dileğiyle, biraz daha gayret rica ediyorum" diye yazıyordu Hasan Günhan Sarıoğlu.
     Yorum: Meslektaşımız Ekrem Dumanlı, uzun bir süredir, "detayın haberi" diye adlandırdığı, basınımıza ait bir mesleki sapmadan söz ediyor. Bu haber de aynı kategoride sayılabilir.
     Kaldı ki, uzun süreli uçuşlarda pek çok yolcu bu tür çözel çoraplarla kabinde geziyor.
     Ama haberde bakanın kişilik haklarını rencide edici bir ifade yok. Hatta, "işte hoş bir haber" de denebilir. Kimi okurlar bunu bakanla alay olarak algılamış. Buna katılmıyorum, ama böyle bir haberde herhangi bir "kamu yararı" bulmakta da güçlük çekiyorum.
     
     Ziya Tuğlu, 9 Aralık tarihli gazetenin baş sayfasında yer alan Türkiye - AB kampanyasıyla ilgili Bu Çiçek Şaşırtacak haberini ilgiyle okumuş. TÜSİAD’ın Avrupa gazetelerine verdiği ilanla ilgili haberin yanı başında bulunan "saksıdaki Türkiye çiçeği"ni ilgiyle incelemiş. Ama, iç sayfadaki haberin devamında aynı "saksı ve çiçeği" görünce haklı olarak sinirlenmiş. "İç sayfada bu resmi ters basmışsınız" diyor. " Ters basınca, aslında Türkiye biçiminde olan çiçek de tamamen ters bir Türkiye haritası olarak çıkmış. Anlamsız bir hal almış. Dikkatsizlik galiba."
     




 SAYFA BAŞI 






Herkes düşünce ve ifade özgürlüğü hakkına sahiptir; bu hak serbestçe düşünme, hangi yoldan ve nereden olursa olsun bilgi ve görüş alma, araştırma ve yayma özgürlüğünü içerir.
İnsan Hakları Evrensel bildirgesi Madde 19




Okur Temsilcisi, Milliyet gazetesinin içeriği (haber, yorum, fotoğraf, başlık, spot, sayfa düzeni, baskı, kağıt vs.) ile ilgili olarak okurlardan gelen şikayetleri ele alır; bunları basın etiği (doğruluk, denge, tarafsızlık, adil yaklaşım...) ve temel kalite ölçütleri açısından inceleyerek görüşlerini okurlarla paylaşır. Görüşleri kendisine aittir. Okur Temsilcisi, Milliyet'in gazete ve internet içeriği ile ilgili tüm şikayetlerinizi bekliyor. Tel: (90) 212 505 68 40 fax: (90) 212 505 68 09 posta: Yavuz Baydar, Milliyet, Doğan Medya Center, Mahmutbey, 34554 Istanbul

© 2002 Milliyet