26 Aralık 2002 Perşembe


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 



Saddam gitmeli... Öyle ya da böyle...

     Irak’ta yaklaşan savaşı Türkiye’nin tek başına muhalefeti ile önlemek mümkün değil. Bugün için hazırlıkların ulaştığı boyut, savaşın artık kaçınılmaz olduğunu gösteriyor.
     Türkiye içinde de olsa, dışında da kalsa bu savaş olacak.
     Saddam devrilene kadar Amerika ve müttefikleri bu işin peşini bırakmayacak.
     
     Sonuç ortada...
     Türkiye’nin Amerika’dan kaynaklanan talepleri, tümüyle reddetmesinin pratikte nasıl bir sonuç doğuracağı da çok açık: Kuzey Irak’ta işler tümüyle kontrolümüzden çıkabilir ve sınırlarımızdaki savaşın bitmesi daha uzun bir zaman alır.
     Sınır komşumuzda uzayıp giden bir savaşın ekonomide ve en önemli gelir kaynağımız olan turizmde yaratacağı tahribat da daha büyük olur.
     Türkiye’nin başından beri savunduğu Irak’ın toprak bütünlüğünün korunması da ciddi olarak güçleşir.
     Devletin zirvesinde bu değerlendirmenin yapıldığı gazetelere yansıyan haberlerden de anlaşılıyor.
     
     O zaman devrilseydi
     Türkiye’nin çıkarı, bölgede uzun süreli ve istikrarlı bir barış ortamının sağlanmasındadır.
     Saddam iş başında kaldığı sürece de bunun mümkün olamayacağı artık açıkça görülüyor.
     Körfez Savaşı’nı takip eden günlerde Irak’ta Saddam’ın devrilmesi mümkün olabilseydi, Irak’ta demokratik ve güçlü bir yönetim oluşturulabilseydi Türkiye’nin güneydoğusunda yıllar içinde on binlerce insana ve yüz milyonlarca dolara mal olan terörün gelişme seyri de böyle olmayacaktı.
     Savaşa karşı çıkarken reel politikanın gerçeklerini göz ardı etmemek gerekiyor.
     Irak’ta ya da dünyanın başka herhangi bir yerinde savaşa karşı çıkmak elbette insan olmanın bir gereği.
     Ama bunun kaçınılmaz olduğu durumlarda savaş karşıtlığının bir tür aydın romantizmine dönüştürülmesinin de bir anlamı olmadığını biliyoruz.
     
     Romantizme yer yok
     Uluslararası ilişkilerde romantizme yer yoktur. Romantizm bir ulusal strateji de olamaz.
     Miloşeviç bir gecede Kosova’yı işgal edip, sivil halkı yerinden yurdundan ettiğinde, Sırbistan ile savaş nasıl kaçınılmaz bir hal aldıysa bugün Irak’ta olan da budur.
     Sırbistan’da Miloşeviç’e karşı savaşı destekleyip, Irak’ta Saddam’a karşı savaşa muhalefet etmek en hafif tabirle tutarsızlıktır.
     
     Bir anlayabilse..
     Bugün geldiğimiz noktada savaşı önleyebilecek tek güç doğrudan doğruya Saddam’ın kendisidir.
     Hazırlıkların ciddi olduğunu, savaşın kaçınılmaz olduğunu ve bu savaşta en büyük kayba uğrayacak olanın masum Iraklılar olacağını dileyelim ki Saddam da görsün.
     Irak’ta masum insanların uğrayabilecekleri zararın Saddam’ın umurunda bile olmayacağını tahmin etmek için de büyük bir falcı olmak gerekmiyor. Saddam eğer bu savaştan kendi paçasını kurtaramayacağını anlayabilirse ve bırakıp gitmeyi göze alabilirse hepimize ne mutlu...
     
     mehmet.yilmaz@milliyet.com.tr
     




 SAYFA BAŞI 





Taha AKYOL
Saddam’sız çözüm

Çetin ALTAN
Yılbaşı şarkıları mı; savaş borazanları mı?

Melih AŞIK
Temiz kitap...

Fikret BİLA
Beyaz Saray’a giden fatura

Hasan CEMAL
Öyle bir Ortadoğu hayal ediyorum ki!

Yılmaz ÇETİNER
Savaş rüzgarları eserken... Anılar...

Güneri CIVAOĞLU
Önalmak kozu

Can DÜNDAR
‘Ağlama!..’

Hurşit GÜNEŞ
Savaş çıkınca ne olacak?

Doğan HEPER
Çanlar kimin için çalıyor?

Sami KOHEN
Mesele sadece Irak değil...

Mehmet Y. YILMAZ
Saddam gitmeli... Öyle ya da böyle...

Hasan PULUR
"Mutlu ol Nazım!"

Derya SAZAK
İsmet Paşa’dan Özal’a

Meral TAMER
3 - 4 yılı da Irak yüzünden kaybederiz!

Güngör URAS
Irak faturasını ödemeye başladık

M. Ali BİRAND
Irak harekatı şubat ayında...

© 2002 Milliyet