
|

Irak harekatı şubat ayında...
Artık "Irak'a askeri harekat olacak mı?" sorusu sorulmuyor. Şimdi herkes "Amerikan harekatı ne zaman olacak?" sorusunu soruyor. Bende konuyla ilgili kişilere danıştım. Hem Türk, hem de Amerikalılara sordum. Kimse kesin bir şey söyleyemiyor, ancak bütün tahminler Şubat ayında yoğunlaşıyor.
Salı günü, CNN TÜRK'ün 17:00'de yayınlanan MANŞET programına konuşan ABD Savunma Planlama grubu başkanı Richard Perle'de aynı tarihi gösterdi.
27 Ocak'ta BM silah denetimcileri, Irak ile ilgili son raporlarını verecekler. Şubat'ın hemen başında Kurban Bayramı var. 6 Şubat günü de Başkan Bush, yıllık (Birleşik Devletlerin durumunu anlatacağı) konuşmasını yapacak.
1 Şubat-15 Mart arası, bölge de serin havaların hissedileceği son tarihlerdir. Nisan ile birlikte sıcaklar başlar. Meteroloji ile böylesine yakından ilgilenilmesinin nedeni, harekata katılacak askerlere kimyasal silahlardan korunabilmeleri için özel elbiseler giydirilme zorunluluğu. Saddam'ın son aşamada biyolojik silahlar kullanacağı varsayımından hareket ederek bu önlem alınıyor. Bundan dolayı da, askeri müdahelenin sıcaklar bastırmadan gerçekleşmesi gerekiyor.
1 Şubat-15 Mart tarihlerine işte bu şekilde ulaşılıyor. Tabii herkes yanılabilir ve hareket haftaya dahi başlayabilir. Bunu da unutmamak gerekir.(!)
HERKES, DARBE OLSUN DİYE DUA EDİYOR...
Bu arada, merak edenlere bir de haberim var. Perle ABD'nin harekat için yeni bir BM Güvenlik Konseyi kararı beklenmeyeceğini söyledi ve ekledi: "Eğer Konsey böyle bir karar alırsa memnun oluruz. Ancak şartta değil. Eldeki kararlar askeri müdahele için yeterlidir..."
Amerikalıların önemli bir bölümü dahi, Irak harekatının mantığını ve böylesine risk dolu bir operasyona neden gerek görüldüğünü anlayabilmiş değiller.
Ancak, artık ok yaydan çıktı.
İşin bilançosu ilerde yapılacak.
ABD, büyük kayıplar vermeden ve kısa sürede bu harekatı tamamlar ve Saddam rejimini düşürürse, süpergüç statüsünü daha da katmerleştirecek, dünya üzerindeki etkinliğini daha da arttıracak ve bölgeyi tam anlamıyla kontrolü altına alabilecek.
Aksine, ABD büyük kayıplar verir ve savaşı uzattıkça uzatırsa, bizler başta hepbirlikte kaybedeceğiz. Milyarlarca dolar boşa gidecek. ABD'nin liderlik statüsü de sarsılacak.
Bu aşamada herkesin duası, Irak ordusu içinden birilerinin çıkması ve Saddam Hüseyin'i devirmeleri.
Çok güç, ancak imkansız değil.
Son dakikaya kadar da beklenilmesi gereken bir olasılık.
TÜRKİYE İLE PAZARLIK SON GÜNE KADAR SÜRECEK
ABD, Türkiye üzerinden Irak'a 2 inci bir cephe açmak istiyor. Bir cephe Kuveyt-Katar (Güney) üzerinden olacak, ikinci cephe de Kuzey Irak üzerinden gerçekleşecek.
Bunu gerçekleştirebilmek için, 60-90 bin arasında hem savaşacak hem de destek hizmeti sağlayacak bir asker sevkiyatından söz ediliyor.
Ankara'nın dışarı verdiği izlenim, bu planlamaya yanaşmadığı, Türkiye'nin Arapların gözünde istilacı ülke konumuna sokulmak istenmediği şeklinde.
Ayrıntıları henüz bilmiyoruz. Ancak öte yandan da, Türk Silahlı Kuvvetlerinin Kuzey Irak'a girmek istediği ileri sürülüyor. Pentagon ile " birlikte mi girelim; girersek bizim asker sayımız daha fazla mı, daha az mı olsun?" tartışmaları, pazarlıkları yapıldığı yazılıyor.
Samsun-Trabzon limanlarının açılması da ayrı bir pazarlık konusu. "Karadeniz'deki limanlar Irak harekatında ne işe yarayacak?" diye araştırdım. Almanya'dan, Tuna üzerinden geçip malzeme sevkedilecek ve oradan da kara yoluyla Kuzey Irak'a indirilmek isteniyormuş.
Bu pazarlıklar son dakikaya kadar sürecek. Sonunda da Washington, istediğini şu veya bu şekilde elde edecek.
Dünya'nın gerçekleri böyle işliyor.
Bunlara karşılık Türkiye neler elde edecek?
Bunca riski almaya değecek mi?
Yarın buluşursak, bu sorulara yanıt arayacağız.
* * *
BU KUŞ EMİN'E NE YAPMAK GEREKİR? Sevgili okurlarım, günlerden beri yüzlerce e-mail yolluyor ve Kuş çocuk ile tartışmamıza tepki gösteriyorsunuz.
"... Size yakışmıyor. O adamın düzeyine inmeyin."
"... Karşılıklı itişmeniz bizi ilgilendirmiyor"
"...Bu adam hasta ise bize ne?"
"...Bunca sorun varken bu cahil ile neden tartışıyorsunuz?"
Daha neler, neler. Hepsini yazmaya kalkarsam, bizimki yine hastanelik olur. Zaten şu sıralarda sürekli müşahade altında tutuluyor.
Okurlarımın bu tepkisini anlayışla karşılıyorum ve tam "artık burada keselim" diyorum ki, Kuş yine abuk sobuk laflarla saldırıyor. Yanıt veriyorsun aldırmıyor. Yazdıklarının yalanlarını gösteriyorsun (tam 45 defa yazdım) oralı olmuyor ve aynı sözleri tekrarlıyor.
Bu ne yapayım?
İşte dünkü yazısı...
Tutturmuş, TV'de tartışalım diyor ve verdiğim yanıtları yine görmezden gelip ekliyor: "M.Ali pes etti"
Hele en güzeli, (Fıkrayı bilmeyenlere: Ruslar Moskova metrosunu Amerikalılara gezdiriyorlarmış. Her dakikada bir istasyondan bir metronun geçtiğini söylüyorlarmış. Ancak bir dakika 10 saniye olmuş ve metro geçmemiş. Amerikalı bunun üzerine dönüp "bakın dediğiniz gibi dakikada bir metro geçmiyor" demiş. Rus da bir an düşünüp "siz de kızılderilileri öldürdünüz" demiş) fıkrada söz edilen geri zekalı ve gerekçe bulamayan adamın, karşısındakini "Sen de kızılderilileri öldürdün" diye suçlamasına benziyor. Kuş çocuk yazısında "M.Ali bu durumlara düşmekten utanmıyor, bari Kıbrıs Rum kesimi utansın" diyor.(!)
Tam bir akıl hastası ile karşı karşıyayım.
Bu adam hasta değilde nedir?
(Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com.tr) yayınlanmaktadır. )
mabirand@e-kolay.net
SAYFA BAŞI

|
|

|