30 Aralık 2002 Pazartesi


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 


BELGELER

AB- KATILIM ORTAKLIĞI BELGESİ
KOPENHAG KRİTERLERİ



Körfez Savaşı dönemi Bağdat Büyükelçisi Sönmez Köksal
SOHBET ODASI

Kuzey Irak’a dost güç olarak girmemiz lazım

     Derya SAZAK

     Köksal, Kuzey Irak’a "Biz de girelim. Ama bizim ‘dost güç’ olarak girmemiz lâzım" diyor ve ekliyor:
     "Böyle krizli dönemlerde düşman sayısını artırmamak lâzım. Dost unsurları çoğaltmak gerekir"
1990’da Körfez krizi patladığında Türkiye’nin Bağdat Büyükelçisi’ydiniz. ABD, Irak’ı yeniden vurmaya hazırlanıyor. 12 yıl önceki anılara dönelim. Saddam nasıl ayakta kaldı?
     - Bağdat’ta 1986’dan 1990 sonuna kadar görev yaptım. Fiilen son büyükelçiydim ama benden sonra Necati Utkan atandı. 15 Ocak’ta da harekât başladı. Savaştan sonra Saddam’ın neden ayakta kaldığını anlamak için Irak rejiminin mekaniğine, BAAS partisinin yapısına bakmak gerekiyor. Saddam ailesi, onların etrafında üç ana aşiret, özel kuvvetler, Cumhuriyet Muhafızları, Baas mensupları, halk ordusu gibi iç içe geçmiş bir mekanik var. İhtilalle, kanlı geldikleri için aralarında dayanışma var. Bunun Saddam gitmeden çözülmesi çok zor. Bir sabah kalın sesli bir spiker Saddam rejiminin son bulduğunu açıklasa en iyi çözüm olur!
     Körfez Savaşı sonunda da bir hata yapıldı. Herkesin beklentisi ABD’nin öncülüğündeki koalisyon güçlerinin Bağdat’a gireceği yönündeydi. O nedenle Irak’ın güneyinde ve kuzeyinde isyanlar çıktı. Amerikan ordusu, Kuveyt’in işgaline son verip Irak zırhlı birliklerini imha ettikten sonra çekildi. Savaş yarıda kalmış oldu. Girseydi ne olurdu? Benim geriye baktığım zaman düşündüğüm şudur: ABD’nin işi bugünkünden kolay olurdu.
     
Bağdat düşer miydi?
     - Kolay olmazdı tabii. Bugün de Bağdat kolay düşmez. Bağdat büyük metropol, varoşları olan, Baas rejiminin kalesi, iktidarın odak merkezi. Bağdat’ın teslim olması, Irak’ın teslim olması demektir. 1991’deki Körfez harekâtında sanki daha kolay sonuca gitmek mümkündü diye düşünüyorum. O zaman Saddam’a yönelik başkaldırı hareketini başlatan güçler vardı. Saddam, aradan geçen 12 yıl boyunca Irak içinde kendisine alternatif oluşturacak muhalifleri, Silahlı Kuvvetler içindeki bazı kimseleri yok etti.
     
     ARTIK GEÇMİŞTE KALDI
BM Güvenlik Konseyi’nin 678 sayılı kararı Kuveyt’in işgaline son verilmesi üzerineydi. ABD savaşa devam edip Irak’ı işgal etse bu defa kendisi uluslararası hukuka aykırı davranmış olmayacak mıydı? Amerika’daki ‘Vietnam sendromu’nu da unutmayalım. 1991’deki başkanlık seçimi öncesinde Baba Bush Bağdat’ta ABD askerlerinin ölmesi riskini göze almadı.
     - Doğrudur, bir meşruiyet arayışı o zaman da vardı. ABD’nin işgali değildi mesele, güneyde Şiiler ayaklanmıştı, Bağdat’a doğru ilerleseydi koalisyon güçleri, orada da Saddam’a karşı bir hareketlenme olabilirdi. Artık geçmişte kaldı.
     
Saddam dosyasını kapatma misyonunu oğul Bush devraldı.
     - 2004’te ABD’de başkanlık seçimleri var. Başkan Bush, 1991’de Clinton karşısında kaybeden babasıyla aynı kaderi paylaşmak istemiyor. Saddam’sız bir seçim kampanyası işine gelir.
     
     Düşman sayısını artırmamalıyız...
Ankara, Kuzey Irak’a ABD askeri tek başına girerse Kürt devleti oluşumundan kaygı duymuyor mu? ‘Biz de girelim!’ yaklaşımının ardında bir ‘oldu bitti’yle karşılaşmama kaygısı mı var?
     - Biz de girelim. Ama bizim ‘dost güç’ olarak girmemiz lâzım. Böyle krizli dönemlerde düşman sayısını artırmamak lazım. Kuzey Iraklı Kürt liderler Barzani ve Talabani’yle ilişkileri de abartmadan normal seyrine oturtmak gerekiyor. Kuzey Irak’ta, ayrı devlet olmak isteyenler de çıkabilir ama bunun gerçekleşeceğine ihtimal vermiyorum. Güneydeki Şiiler belki ama kuzeydeki Kürtler kopmaz. Biz 14 yıl PKK terörünün büyük sıkıntısını çektik. Körfez Savaşı’nın çıkışında Türkiye’nin tutumu farklı olsaydı olaylar başka türlü gelişebilirdi.
     
Nasıl?
     - Krizin ilk günlerinde, Kuveyt’in işgalinin ilk günlerinde ABD’nin savaşa yönelmesinde Bush’u özendiren ana nedenlerden biri Özal’dır. Türkiye farklı bir tutum takınsaydı, gelişmeler başka türlü olabilirdi.
     
     Göç dalgası olabilir
ABD kuzeyden cephe açmayı güneydeki Şiilerin harekete geçmeyeceği düşüncesiyle mi istiyor?
     - Güneyden Bağdat’a doğru çıkışta başka zorluklar da var. Saddam’ın su oyunları, bataklıklar falan vardır. Harekât sadece güneyden başlatılırsa kuzeyde eli boş kalacak Irak silahlı kuvvetleri yeni bir göç dalgasıyla krizi Türkiye sınırlarına ihraç edebilir. Bunu engellemek için Irak askerleriyle karşı karşıya gelecek bir güce ihtiyaç var. Türkiye mi olsun? Amerika mı? ABD olsun daha iyi.
     
Güneydoğu’da 80 bin kişilik ABD ordusu konuşlandırma isteğinin ardında bu mu yatıyor?
     - Kuzeyden Amerikan kara kuvvetlerinin girişi Irak’ın kuzeye doğru hareketlenmesini nötralize edecek bir güç sağlar. Körfez Savaşı sonrasındaki göçü hatırlayın. İstenmeyen fotoğraflarla, ‘Kürtler mazlum, Türkler zalim!’ imajı yaratılmaya çalışılmıştı. Tam AB yolunda ilerlerken, demokrasi ve insan hakları nedeniyle yine bir haksızlığa uğramayalım.
     
     İç hesaplaşma olur
Amerikan medyasında çıkan haberlere ne diyorsunuz? 8’inci günde Bağdat varoşlarına girmeyi planlıyorlarmış. Körfez Savaşı’nda Bağdat’a yönelik bombardıman 45 gün sürmemiş miydi?
     - Saddam rejimi, 1978’den bu yana 35 yıldır iktidarda. Acımasız bir diktatörlük bu. Savaş başlarsa, Irak’ta bir iç hesaplaşma kaçınılmaz. Saddam döneminde mağdur olmuş kitleler, bir temizlik, kanlı bir hesaplaşmaya gidebilir. Irak’ın tarihine bakınca, 1958’de de benzer olaylar yaşanmış, rejim değişiklikleri her zaman kanlı olmuş. Romanya’da, Yugoslavya’da boyutları farklı olsa da diktatörlüklerin sonu aynıdır.
     ABD’nin stratejisine bakınca, rejimi güneyden ve kuzeyden baskı altına alarak devirmeye çalışacağı görülüyor. Irak’taki Şii unsuru önemli bir faktör. 1991’deki isyanda bu kitle yalnız bırakılma duygusunu yaşadı.
     
Saddam kolay teslim olmaz
Bağdat’a girilirse Saddam bulunur mu? Afganistan’da Usame bin Ladin kayıplara karıştı.
     - Saddam’ın çok kolay teslim olacağı kanısında değilim.
     
Irak demokratikleşir mi?
     - Kolay olmaz. Demokratik altyapısı olmayan bir ülke. BM, operasyondan sonra devreye girer. Iraklı muhaliflerden bir koalisyon kurulur. Rejimin Baasçılardan temizlenmesi için Güney Afrika Cumhuriyeti’ndeki ırkçılık taraftarlarının devlet aygıtından uzaklaştırılmasına benzer model öneriliyor. Bunu Doğu Avrupa’daki eski komünist rejimlerin demokrasiye dönüşündeki gibi yapmak da mümkün. Bir domino efekti aslında dalga dalga, Ortadoğu’dan Kuzey Afrika’ya uzanan yayı etkisine alacak.
     
Kitle imha silahları açısından Türkiye’ye dönük bir tehdit görüyor musunuz?
     - Uzak bir olasılık ama temkinli olmak gerekir. Uzun menzilli füze ya da biyolojik silah kullanacaksa, Ortadoğu’da daha kaotik bir ortam doğsun diye İsrail’e atmayı tercih eder.
     
Kendi insanımızı nasıl koruyacağız?
     - Irak’tan kitle imha silahı tehdidi gelme ihtimalini zayıf görüyorum. Beni orta ve uzun vadeli endişelendiren, Irak’a yönelik bu hareketin yeni terör hareketlerine zemin hazırlayacak olmasıdır. Farklı köklerden gelen terörist hareketlere güç verecektir.
     
11 Eylül’deki ‘görünmeyen düşman’ gibi mi?
     - Asimetrik savaş denen olgu... Farkı ideolojideki terörist gruplar, Ortadoğu’daki kaotik duruma göre yeni eylemler yapabilir.
     
     Türkiye seyirci kalamaz
Türkiye ABD ile birlikte hareket ederse, komşu bir ülkeye girmiş olmayacak mı?
     - Son dönemde bazı konseptler değişti. Komşuya saldırı falan değil. Önümüzdeki dönemde bütün bu kavramlar, yerli yerine oturacak. 1990’da ‘yeni dünya düzeni’ dendi. Asıl 11 Eylül’den sonra ‘yeni dünya düzeni’ kurulacak. Soğuk savaşın bitiminde Avrupa ortaya çıkan boşluk nedeniyle yeni bir tehdit algılaması, savunma ve güvenlik kimliği oluşturmaya çalışırken Türkiye kendi içindeki PKK mücadelesi nedeniyle tartışmaya uzak kaldı. Bunu geleceğin dünyasının vizyonuyla tartışmak lazım.
     
ABD’nin ‘önleyici savaş’ konsepti gibi mi?
     - Evet.
     
Türkiye’nin rolü ne olacak?
     - Geleceğe dönük dünya düzeni hakkında bir senaryo yazılıyor da Türkiye de orada yerini alacaksa, Irak krizinin dışında kalamaz. Türkiye bölgesel bir güç olarak bu coğrafyada olup bitenlere seyirci kalamaz. Irak’ın normalleşmesi, Türkiye’nin lehinedir.
     
     Başka ülkeler karışmamalı
Diyarbakır’daki karargaha ne diyorsunuz?
     - ABD Başkanı Bush’un eylül ayında yaptığı bir strateji açıklaması vardı. Onun bir unsuru ABD’nin belli bölgesel güçlere dayanarak güvenlik sorunlarını çözmesidir. Türkiye bulunduğu konum itibariyle, ABD ile geçmişteki stratejik ilişkileriyle bu tarife uyan bir ülke. Burada yadırganacak bir şey görmüyorum. ABD bu üstünlüğünü muhafaza ettiği ölçüde bu şekilde gidecek. Bu yeni bir stratejik olgu.
     
11 Eylül’den sonra gelişen bir strateji...
     - Bu Türkiye açısından o kadar da ürkülecek bir durum değil. Hatta gelecekte bazı ülkeler ABD ile bu tür stratejik işbirliğini arzulayacaktır.
     
1990 - 91’de Körfez Savaşı ardından ‘Saddam kaldı’. Bu defa da savaş uzarsa ne olacak? Ekonomik kayıplar, insan kaynağımız... Yoğurdu üfleyerek yesek daha iyi olmaz mı?
     - Operasyon kısa mı sürecek, uzun mu?
     
Savaş...
     - Temennimiz kısa sürmesi, bir bataklığa dönüşmemesi. Olayı süratle bitirmek lazım. Kısa sürerse, ekonomik kayıplar az olabilir. Tabii diğer ülkelerin müdahil olmaması gerekir. İsrail ve İran’ın sakin durması önemli. Körfez’de İran’ın Almanlar ve Rusya desteğiyle yaptırdığı nükleer santralı var. Bu kaotik ortamda bu tür meseleler çıkar mı? İsrail, 1980’lerin başında Irak’ın bir reaktörünü vurmuştu. Kaotik ortamda başka ülkeler karışmazsa operasyon uzamaz.
     



 SİYASET


SOHBET ODASI
‘YAŞ’a muhalefet demokratik haktır’
Sezer, Anayasa değişikliğini imzalıyor
‘Yakış, benim dedem yaşında’
MİT’e yeni isim
Önceki müsteşarlar
Özkan için vefa semt adı değil!
Asker, Kıbrıs için harita hazırlıyor
Martta sonuca ulaşırız...
Takarsan başörtü veririm
Kısa kısa..


 SAYFA BAŞI 




© 2002 Milliyet