
|

Irak konusunda AKP’ye düşen...
Yılın son yazısı bu. Irak’la ilgili klişelere mesafeli bir yazı. 2003’te "kapı komşumuzda savaş" olasılığının çok yüksek olduğu bilinciyle, bu konuda gevelemekten vazgeçip dobra konuşmamız gerektiğine inanan bir yazı.
Karşılığında, elektronik posta kutuma dolduracağınız tepkileri bekleyerek, Irak konusunda basit ve aykırı görüşler sunuyorum size.
Hepinize sağlık ve sevgi dolu bir yeni yıl diliyorum.
Hükümet, halka borçlu...
Sandık desteği taptaze olan hükümetin, Türkiye devletini, hem halkı, hem de dünya karşısında "zavallı" konumda tutma hakkı yok. AKP, Saddam Hüseyin hakkındaki gerçek fikrini cümle aleme açıklayabilmeli. "Irak’la bizim bir derdimiz yok ama, ABD’ye de pek muhtacız, ne yapalım" diyen eli kolu bağlı görünüm silinmeli.
Tayyip Erdoğan’ın Bush yönetimine söylediği ve ABD’nin çok önemsediği bir söz var.
AKP lideri Washington’daki görüşmelerinde, Saddam konusunda gayet net tavır sergilemiş ve Irak diktatörünün, herkes için tehdit olduğunu belirtmiş.
"İslamcı gelenekten gelen bir Türk liderinin kafasının, Bağdat’taki rejim konusunda, bu kadar berrak olmasından etkilendik" diyor Amerikalılar. Ve açıkçası, Erdoğan’ın, Saddam’ın gitmesinin, Irak halkının, Türkiye’nin ve dünyanın hayrına olacağına inanan sözlerinin, sadece Beyaz Saray ve Pentagon duvarları arasında kalmamasını, Türkiye halkına da yansımasını istiyorlar. Bence haklılar...
Düşünün bir, Körfez coğrafyasında, Irak diktatörünün zararını, cümle aleme açıkça anlatma lüksüne sahip olan birkaç ülkeden biri, Türkiye. Hayır, Arap olmadığımız için değil, demokrasi olduğumuz için, bu lükse sahibiz.
Diyenler olacaktır ki, "Komşumuzun işine nasıl karışırız? Irak halkı dururken, biz nasıl ‘Saddam zararlı’ deriz?"
Katılmıyorum; eğer demokrasiye inançlı isek, deriz. Halkına gazla saldırmış, muhalif kafaları bir bir uçuran, kendi sebep olduğu Körfez Savaşı sonunda uyma sözü verdiği BM kararlarını yerine getirmeyip halkını yıllardır yaptırımlara kurban eden, şimdi bölgesini yine savaş hedefi yapan, çok kan akıtması ve hemen hiç enformasyon akıtmaması sayesinde koltuğunda duran bir adamın "meşruiyetini" savunacak halimiz yok.
Denilebilir ki, "Hani ABD’nin derdi Saddam’ı devirmek değil, Irak’ı silahsızlandırmaktı? Hem ‘ABD dedi’ diye, Bağdat’ın elinde kitle imha silahları olduğuna neden inanalım?"
Bunlar, haklı sorular.
Açıkçası Bush yönetimi, Saddam gitmedikçe, Irak’ı silahsızlandırmanın mümkün olmadığı kanısında. Bağdat ise, BM kararlarını hayata geçirmeyi reddettikçe Washington’ın eline koz veriyor.
AKP hükümeti, Washington’a, "Madem bizden aktif savaş desteği istiyorsunuz, Irak’ın kitle imha silahları ile ilgili bilginizi bizimle paylaşın" diyebilmeli, çoktan demiş olmalı. Hükümet, bu konuda Washington’ın bilgilendirmesine dayalı samimi fikrini hepimize açıklamalı. Öte yandan, Irak liderinin, istese BM kararlarını uygulayarak ve silah varlığı konusunda tam bir netleşme sağlayarak savaşı önlemesinin mümkün olduğu unutulmamalı, bu da Türk halkına anlatılmalı.
Kaybetmedik, kazandık... İkincisi, 1991 Körfez Savaşı konusunda, "Ben diyeyim ‘30’, sen de ‘40 milyar" türünden çelişkili ve kuşkulu bir zarar muhasebesi ile, dünya önüne çıkmaktan vazgeçilmeli. AKP hükümeti, Türkiye’yi "İstemediği bir savaşa, salt para için girecek olan ve daha önce girdiği bir savaşın muhasebesini sadece parasal bazda yapan" bir ülke konumundan kurtarmalı. Birçok Türk diplomatının size özel sohbetlerinde söyleyeceği, "Türkiye’nin Körfez Savaşı’ndan somut kazanımlar sağladığı" görüşü, halka da açıkça söylenebilmeli.
Nedir bu kazanımlar?
Dönemin cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın, Türkiye’yi, Körfez Savaşı’nda ABD’nin yakın destekçisi yapması, Ankara ile Washington arasındaki "stratejik ortaklığın" temelini attı. ABD, bu çerçevede Türkiye’ye, AB’ye entegrasyon, enerji hatları güzergahı, PKK ile mücadele, Öcalan’ın yakalanması ve IMF programı başta olmak üzere, çok kritik alanlarda çok önemli destekler verdi. K.Irak’taki (burada, her ne kadar Ankara’nın içine sinmeyen bir özerk yönetim kurulduysa da), Kürt gruplarının Türkiye ile işbirliği yapmasında ve bağımsızlık hayalini gündem dışı bırakmasında, ABD belirleyici oldu. Ankara, Körfez Savaşı’nda o dönemin başkanı Baba Bush’un deyimiyle "staunch ally" (sadık müttefik) olmasının karşılığında, son on yıldır, ABD’yi kendi yanında "sadık müttefik" olarak buldu.
Kaldı ki, Körfez Savaşı’nın hedefi (Irak’ın Kuveyt’ten çıkarılması), Ankara’nın da paylaştığı bir hedefti. Türkiye, sonuçlarını da göze alarak, işgali durdurmak için devreye girmişti.
"Tam ABD ile pazarlık yaparken, bunları söyleyip elimizi mi zayıflatalım" demek anlamsız, zira Washington bunları zaten biliyor.
Yine de denilebilir ki, "1991 savaşındaki ticari kaybımız büyük. Yeni bir savaşın ekonomiyi sarsacağı da açık." Bunlar, haklı saptamalar.
Ancak bu çerçevede, ABD’nin asla karşılayamayacağı rakamsal talepleri kamuoyuna yansıtmak hata. "Şuradan bir yudum, buradan bir gıdım" tarzında, incik boncuk listeleri oluşturup sonra bunların her kaleminin Kongre engeline takılmasını beklemek de hata. Doğru olan, Türkiye’ye turizm ve yatırım getirecek, öte yandan, ihracat ve kredi olanaklarımızı genişletecek birkaç somut mekanizma üzerinde çalışmak.
Geçen hafta, Marc Grossman ve John Taylor’ın Ankara ziyaretinde, bir ölçüde ortaya çıkan bu anlayış, halka da anlatılmalı. Yoksa "Savaş, ekonomimizi mahvedecek. Şu kadar milyar zarar edeceğiz. ABD ise bunun, ancak şuncacığını karşılıyor" haberlerinin sonu kötü. Tam tersine hükümet, IMF ile programın rezervlerini, savaş olasılığına göre, gözden geçirmeli ve piyasalara "Biz bunun iktisadi planlamasını yaptık" diye güven verebilmeli. Zira unutmayalım, felaket tellallığının gerçekten felaket getirebildiği belki de tek alan, ekonomi.
Özetle, AKP hükümeti, eğer Bağdat’ın silahsızlandırılmasında (Saddam’ın devrilmesinde) Türkiye’nin çıkarını görüyorsa (ki bence görmeli) ve Saddam sonrası konusunda söz sahibi olmak istiyorsa (kesinlikle istemeli), bu görüşlerini hepimizle paylaşmalı.
Ülkeyi, "Hem ağlarım hem giderim" ile "Biz paralı asker değiliz" arasında salınan çaresizliğinden kurtarmanın yolu, dobra konuşabilmekten geçiyor.
ycongar@erols.com
SAYFA BAŞI

|
|

|