
|

Yılın son günü hortlakların dansı...
Yılın son günü... Kafamın etrafında demirden bir cendere. Arada bir sıkılıyor. Ve ateşten bir zonklama dalga dalga yükseliyor tepeme doğru...
Üstelik bugün yazı günüm.
Göğsüm dolu.
Anamın sözünü hatırlıyorum:
"Haso, karda mı yattın?" derdi.
Derinden, gaipten tuhaf hırıltılar geliyor. Nefesimi tutuyorum. Çünkü öksürmek bir felaket!
Hatta işkence...
Her öksürükte göğsümden bir parça et korkunç bir acıyla kopuyor. Başımı bir ateş dalgası sarıyor. Hortlaklar uğursuz giysileri, kukuletaları ve tüyler ürpertici tamtam sesleriyle gözlerimde dans ediyorlar.
Demir cendere yine sıkılıyor.
Yüreğim kökünden kopuyor.
Göğsüm sıkışıyor. Ama o garip parçayı koparmam şart içimden. Sanki o, şiddetli bir öksürükle çıkıp gidince hastalık bitecek.
Uzaktan atları seyrediyorum.
Hava kurşuni, soğuk.
Köyün bacaları tütüyor.
İşi başından önemsemedim. Oysa yıllar geçiyor! Güneri’nin yazısında vardı, kristal Rus votkasıyla atlatmış gribi...
Ben grip miyim?
Tıp kültürüm sıfırdır. Yorgan döşek yatarken İsmet’in geçen günkü sözü aklıma takılıyor. Ortalıkta, ne demekse, gizli bir zatürree virüsü dolaşıyormuş. Bir arkadaşı üç dört gün kurtulamayınca, hastaneye gitmiş, hemen yatırmışlar, zatürree teşhisiyle...
Oysa, ailecek ne umutlarla gelmiştik kendi başımıza geçireceğimiz yılbaşı tatiline. Sonra aile boyu hastalandık. Ben geçenlerde son noktasını Kopenhag’da koyduğum kitabımı, son bir kez okuyup ocak ayında yayıncıma teslim edecektim.
Bu arada Irak’la ilgili bir kitap getirdim yanımda. Amerika’da yeni çıkmış. Yazarı Kenneth M. Pollack.
Uzunca bir ismi var:
"The Threatening Storm; The Case for Invading Iraq." (A Council on Foreign Relations Book, Random House)
Washington’un en önde gelen Irak uzmanlarından biriymiş. Uzun yıllar CIA’da analizci olarak çalışmış. 1990’da Saddam’ın Kuveyt’i işgal edeceği konusunda büyüklerini zamanında uyarmış ama kimse kulak asmamış...
Bir sayfa bile okuyamıyorum.
Başım dönüyor.
Üstelik bugün yazı günüm.
Şimdi gazeteye telefon açsam Yazı Müdürüyle konuşsam. "Sesimden de anlaşılıyor değil mi?" desem...
Olabilir.
Ama geçen bayram da izin kullanmıştın.
Ya inandırıcı olamazsam...
Kaç vuruş olmuş yazı?
Daha iki bin.
Köşeyi doldurur mu?
Kısa kalabilir.
Hortlaklar yine o korkunç kukuletalarıyla gözlerimde dansa başlıyorlar.
Aman Tanrım, öksürecek miyim?
Yılın son günü...
Sen yazı müdürü olsan bu yazıyı basar mıydın?
Bilmem!
Aslında 2002’nin kötü geçtiği kanısında değilim. Koalisyon hükümeti Türkiye’nin önünü açacak işlere imza attı çünkü.
Gelecek yıldan da umutluyum.
Bunları yazmaya çalışıp, yeni yılınızı yarınki yazımda kutlamak üzere iyi pazarlar!
h.cemal@milliyet.com.tr
SAYFA BAŞI

|
|

|