
|

2002’nin her dakikasını gönlümce yaşadım
2003 için kendime, sadece sevdiğim şeyleri yapacağım bir yıl diliyorum. Sizlere de "Kendiniz için en iyi yeni yıl dileğini, yine siz bilirsiniz" diyorum
Geçen akşam kız kıza erken bir yılbaşı yemeği yiyoruz. "Zaman nasıl da göz açıp kapayıncaya kadar hızla son sürat geçip gidiyor" dedi içimizden biri. Diğerleri onayladı. Ben ise yıllardan beri değişik vesilelerle sıkça duyduğum zamanla ilgili bu bakış açısına ilk kez yüksek sesle itiraz ettim: Benim zamanım ne hızlı, ne yavaş, hep gerçek zaman gibi geçer! Farklı disiplinlerden birbirinden değerli birikimlere sahip arkadaşlarımın arasında olduğum için bu aykırı halimin analizini, onların da yardımıyla yapabilirim diye düşündüm galiba...
Geçmeyen zaman
Zamanla ilgili olarak sık tekrarlanan diğer uçtaki değerlendirmeye de aynı şiddetle itirazım var tabii ki: Ne zaman "Zaman bir türlü geçmek bilmiyor" deseler, içimden "Ne münasebet efendim, benimki pekala gerektiği hızda geçiyor" demek gelir. Ama her seferinde dilimin ucuna kadar gelen bu cümleyi, bugüne kadar çıkıntılık yapmamak için hiç yüksek sesle söylemedim.
Sadece "Zamanım yok"a derhal itiraz ederim. Ne zaman birisi "Tabii çok yoğunsun. Zamanın olmadığı için şunu şunu yapamıyorsun" gibisinden bir tahminde bulunacak olsa, derhal sözünü keserim: "Hayır, herhalde o konuya öncelik vermediğim içindir. Eğer önceliğim olsaydı, mutlaka zaman da bulurdum!" (Zaman bulamadığım o konu, mesela sağlıklı yaşam için düzenli yürüyüş ya da jimnastik olabilir pekala ve maalesef ben zamanımı, beni atıl kılan, ama daha cazip bulduğum faaliyetlerle geçirmeyi tercih ederim.)
Uçup giden zaman
Aslında "Zamanınız geçmek bilmiyorsa" siz hep sıkılıyorsunuz demektir. 2003’te günlerinizi daha az sıkılarak geçirmenin yollarını mutlaka arayın. Sıkıntı stres yaratır, stres pek çok hastalığın kaynağı olabilir.
Yok eğer tam tersine "Zaman uçup gidiyorsa...", o durumda da yaşamın kontrolü sizin elinizde değil demektir ki, derhal silkinip dümene geçmeniz hararetle tavsiye edilir.
Ben, hobisi mesleği olan nadir şanslı kişilerden biriyim. Ama alçak gönüllülüğe gerek yok, bu şansımı kendim zorla yarattım (Bunu da hatırlatmak isterim.) Mimar olarak kazandığımın üçte birine razı olup çıraklıktan gazeteciliğe başladığımda gerek ailem, gerekse dost çevremden ne tür tepkiler almış olabileceğimi tahmin etmeniz zor olmasa gerek.
Benim için gün 24 saat
Ben sevdiğim işi yaptım. Para sonradan geldi. Hatta zaman zaman istediğimden fazlası bile geldi. Benim için her yeni yıl, bir öncekinden daha iyi geçiyor. Her yeni yaşım, neşemi kaçıracak ortamları hayatımdan elimine etmek konusunda bana yeni bir beceri armağan ediyor. Bu öyle bir beceri ki, artık siyasilerimiz bile beni öfkelendirmeyi başaramıyor.
Evet benim için gün tam 24 saat. Uzun yıllardır zaman ne hızlı, ne yavaş tam güneşin doğduğu ve battığı süre kadar geçiyor. Yazıya noktayı koymak üzereyken birden anımsadım ki, 10 yıl önce bel fıtığından 2 ay yattığımda "Zaman geçmek bilmemişti!"
Nasıl bir siz?
Size vücut sağlığınızın tam olduğu, her dakikasının keyfine varabileceğiniz bir 2003 diliyorum.
"Sadece o kadar mı?" diye sızlananlarınıza ise A & B Tanıtım’dan e - postama düşen yeni yıl mesajıyla yanıt veriyorum:
Nasıl bir dünya
Nasıl bir Türkiye
Nasıl bir toplum
Nasıl bir siz...
Kendiniz için en iyi dilekleri, yine siz bilirsiniz..."
mtamer@milliyet.com.tr
SAYFA BAŞI

|
|

|