
|

Sinan Kara, iyi seneler!
Sinan Kara, genç bir meslektaşım. Datça’da gazetecilik yapıyor. Ama anlaşılan uslu durmuyor! Yüksek yerlere çomak sokup karıştırmayı seven bir habercilik anlayışı ve fikri takip sevdası var.
Bu yüzden başı belada!
Yeni yılı hapiste karşıladı.
Şimdi Ula Cezaevi’nde yatıyor.
Sinan Kara, babadan gazeteci.
Erzurum’un Hınıs ilçesinde Hınıs’ın Sesi gazetesini çıkarırmış babası. Sinan da 13 yaşından itibaren el dizgisi yaparak baba mesleğine adım atmış. 1990’ların başında Datça’ya göç etmiş aile. Sinan Kara, kendi gazetesini, Datça Haber’i yayımlamaya başlamış.
Babası demiş ki:
"Oğlum, devletin kaymakamı, hakimi, savcısı ve emniyet müdürüyle uğraşma!"
Kulak asmamış Sinan Kara.
Nerede haber varsa, kovalamış.
Gerçeğin peşinde koşturmuş.
Kaymakamla, Müftüyle, müteahhitlerle sık sık karşı karşıya kalmış. Haberden takamayanlar, bazı idari davalarla gazetecinin yolunu kesmeye çalışmışlar.
19 dava açılmış hakkında.
9 yıl hapis, milyarlarca para cezasına çarptırıldığı 14 dava Yargıtay aşamasında. 5’i devam ediyor. Celal Başlangıç dün Radikal’deki köşesinde anlatıyordu:
"15 Aralık’tan bu yana kaçak durumdaydı Sinan Kara. Çünkü Kaymakama iki adet gazete vermemek suçundan aldığı 3 ay hapis ve 92 milyon liralık para cezası, yasada yapılan değişiklikle 30 milyar liralık para cezasına çevrilmişti. Yasa değişikliğinde amaç, Türkiye’nin Avrupa Birliği normlarına uyum sağlamasıydı. Yani idari bir işlemden dolayı gazeteciyi hapse atan bir ülke olmaktan çıkartılacaktı Türkiye.
Ancak yasa koyucu, gazeteciye verilecek para konusunda elini biraz ‘bol’ tutmuştu. 3 ay hapis paraya çevrilince 30 milyar etmişti. Sinan değil 3 ayda, 1 yılda 30 milyar kazanamazdı. Bu durumda çaresiz ‘Hapis yatayım’ demek zorunda kalmıştı. İşin komiği, 3 ay hapis cezası paraya çevrildiğinde 30 milyar ediyor, para ödenemediği için 30 milyar karşılığı 2750 gün hapis yatmak gerekiyordu.
Neyse ki bu sefer insaflı davranmışlar, 30 milyarı ödeyemediği için Sinan Kara’yı eski cezası üzerinden 3 ay hapis yatırmaya karar vermişlerdi. Geriye kalan 92 milyon para cezasını da ödemediği için onu da 8 gün hapse çevirmişler, böylece 3 ay 8 günlük bir hapis cezası çıkarmışlardı."
Celal’in röportajı şöyle bitiyor:
"Neti 42 gün olan cezasını çekmek üzere Ula Cezaevi’nin demir kapısının ardına bırakıyoruz Sinan’ı. Biraz buruk el sallıyor bize. ‘İyi yıllar’ diyorum Sinan’a, 2003’ün kapısına dayandığımız bugünlerde daha hala bir gazeteciyi cezaevi kapısına bırakmak utancıyla..."
Hiç değişmiyor.
Her ülkede gerçek gazeteciliğin ete kemiğe bürünmesi hapishane kapılarından, böylesi mücadelelerden geçiyor.
Bu kavgalar verilmeden gazetecilik gazetecilik olmuyor. Devleti sorgulamadan, ‘yüksek yerler’de olan bitene çomak sokmadan, haksızlıkları sergilemeden basın basın olmuyor, gazeteci de gazeteci olmuyor.
Bu meslek al gülüm ver gülüm mesleği değil çünkü...
Sinan Kara, sana iyi seneler diliyorum. Önünde daha uzun yıllar var haber peşinde koşturmak için...
Yılmak yok!
h.cemal@milliyet.com.tr
SAYFA BAŞI

|
|

|