
|

Yine YÖK
YÖK’ÜN kudret sahipleri meseleyi "Vahhabilik mi, laiklik mi?" diye göstererek "üniversite reformu, yerinden yönetim, akademik özgürlükler, verimlilik, hesap verirlik, bilim ahlakı" gibi temel sorunları göz ardı ettirmeye çalışıyor.
YÖK üyelerinden saygın hukuk profesörü Aysel Çelikel’e sordum, akademik özgürlükler konusunda şunu söyledi:
- Bütün Batı üniversitelerinde akademik özgürlük ve yönetimde katılımcılık esas alınır ve bütün düzenlemeler ona göre yapılır. Bizde ise akademik özgürlüğün, katılımcılığın ve çoğulculuğun olduğunu söylemek ancak kısmen mümkündür, mutlaka çağın düzeyine çıkarılmalıdır.
YÖK üyesi Prof. Çelikel’e göre:
- YÖK sisteminde tek kimsede çok büyük yetkiler toplanmıştır. Onun için baskı yapmak, akademik özgürlükleri kısıtlamak çok kolay olabilmektedir.
***
BUNA ‘şeflik sistemi’ diyebiliriz; YÖK başkanından rektörlere ve aşağıya kadar uzanan bir şefler hiyerarşisi! 12 Eylül’ün otarşik anlayışının bir yansıması.
Elbette akademik değerlere çok duyarlı, eli öpülecek değerde üniversite yöneticileri var... Ama mekanizma, bir "düğmeye basınca" yukarıdan aşağıya bir baskı uygulamaya çok müsait.
Elbette bu mekanizmanın kudret sahipleri birbirlerini koruyorlar. Akademik unvanların ve kadroların dağıtılmasından ‘muhalif’lerin "kapının önüne konulması"na, sicilleriyle oynanmasına kadar!
İşte, YÖK sisteminin önde gelen isimlerinden İÜ Rektörü Kemal Alemdaroğlu hakkında ortaya atılan "aşırma" iddiası hakkında YÖK hiçbir araştırma ve soruşturma yapmamış, buna karşılık 150 öğretim üyesini çeşitli isnatlarla "sokağa atmışötır.
***
TÜRKİYE Bilimler Akademisi’nin ‘Günce’ adlı bülteninde Prof. Özer Bekaroğlu "Dünyada ve Türkiye’de Bilimsel Sahtekarlık" adlı makalesinde diyor ki:
"Türkiye’de bu tip olayların gittikçe artmasına rağmen maalesef hiçbir ciddi çalışma yapılmamaktadır... Hatta bunu yapanlar ‘profesör’ unvanı almışlardır..."
Prof. Bekaroğlu, sadece makale sayısındaki artışın başarı göstergesi olamayacağını, dünyada geçerli öteki 8 kıstasın mutlaka dikkate alınması gerektiğini de anlatıyor.
YÖK’te ise hiyerarşi ve seçim mekanizmaları yüzünden "taraftar" kıstası her şeyin üstündedir! Onun içindir ki, YÖK "akademik etik kuralları" diye bir tüzük ve bunu araştıracak bir komisyon oluşturmaktan kaçınmakta, böylece keyfi davranabilmektedir. İşte, hiçbir komisyon araştırması ve etik kural çalışması yapılmadan Alemdaroğlu hakkındaki aşırmacılık iddiaları geçiştirilmiştir.
Akademik özgürlükler, etik ve verimlilik gibi değerler açısından bugünkü YÖK sistemi savunulamaz: "Hiyerarşik düzen" de, "taraftar oluşturma" mekanizmasına dönüşen seçim sistemi de yanlıştır.
Özgürlük, yaratıcılık, ahlak gibi akademik değerleri temel alan, mütevelli heyet benzeri özerk yönetimlere sahip, şeffaflık, hesap sorulabilirlik, verimlilik gibi evrensel ilkelere dayalı gerçek bir ‘üniversite’ sistemi kurulmalı, YÖK’ün işi koordinasyon olmalıdır.
Erkan Mumcu’yu bu yönde destekliyorum.
t.akyol@milliyet.com.tr
SAYFA BAŞI

|
|

|