07 Ocak 2003 Salı


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 



Yine YÖK

     YÖK’ÜN kudret sahipleri meseleyi "Vahhabilik mi, laiklik mi?" diye göstererek "üniversite reformu, yerinden yönetim, akademik özgürlükler, verimlilik, hesap verirlik, bilim ahlakı" gibi temel sorunları göz ardı ettirmeye çalışıyor.
     YÖK üyelerinden saygın hukuk profesörü Aysel Çelikel’e sordum, akademik özgürlükler konusunda şunu söyledi:
     - Bütün Batı üniversitelerinde akademik özgürlük ve yönetimde katılımcılık esas alınır ve bütün düzenlemeler ona göre yapılır. Bizde ise akademik özgürlüğün, katılımcılığın ve çoğulculuğun olduğunu söylemek ancak kısmen mümkündür, mutlaka çağın düzeyine çıkarılmalıdır.
     YÖK üyesi Prof. Çelikel’e göre:
     - YÖK sisteminde tek kimsede çok büyük yetkiler toplanmıştır. Onun için baskı yapmak, akademik özgürlükleri kısıtlamak çok kolay olabilmektedir.
     ***
     BUNA ‘şeflik sistemi’ diyebiliriz; YÖK başkanından rektörlere ve aşağıya kadar uzanan bir şefler hiyerarşisi! 12 Eylül’ün otarşik anlayışının bir yansıması.
     Elbette akademik değerlere çok duyarlı, eli öpülecek değerde üniversite yöneticileri var... Ama mekanizma, bir "düğmeye basınca" yukarıdan aşağıya bir baskı uygulamaya çok müsait.
     Elbette bu mekanizmanın kudret sahipleri birbirlerini koruyorlar. Akademik unvanların ve kadroların dağıtılmasından ‘muhalif’lerin "kapının önüne konulması"na, sicilleriyle oynanmasına kadar!
     İşte, YÖK sisteminin önde gelen isimlerinden İÜ Rektörü Kemal Alemdaroğlu hakkında ortaya atılan "aşırma" iddiası hakkında YÖK hiçbir araştırma ve soruşturma yapmamış, buna karşılık 150 öğretim üyesini çeşitli isnatlarla "sokağa atmışötır.
     ***
     TÜRKİYE Bilimler Akademisi’nin ‘Günce’ adlı bülteninde Prof. Özer Bekaroğlu "Dünyada ve Türkiye’de Bilimsel Sahtekarlık" adlı makalesinde diyor ki:
     "Türkiye’de bu tip olayların gittikçe artmasına rağmen maalesef hiçbir ciddi çalışma yapılmamaktadır... Hatta bunu yapanlar ‘profesör’ unvanı almışlardır..."
     Prof. Bekaroğlu, sadece makale sayısındaki artışın başarı göstergesi olamayacağını, dünyada geçerli öteki 8 kıstasın mutlaka dikkate alınması gerektiğini de anlatıyor.
     YÖK’te ise hiyerarşi ve seçim mekanizmaları yüzünden "taraftar" kıstası her şeyin üstündedir! Onun içindir ki, YÖK "akademik etik kuralları" diye bir tüzük ve bunu araştıracak bir komisyon oluşturmaktan kaçınmakta, böylece keyfi davranabilmektedir. İşte, hiçbir komisyon araştırması ve etik kural çalışması yapılmadan Alemdaroğlu hakkındaki aşırmacılık iddiaları geçiştirilmiştir.
     Akademik özgürlükler, etik ve verimlilik gibi değerler açısından bugünkü YÖK sistemi savunulamaz: "Hiyerarşik düzen" de, "taraftar oluşturma" mekanizmasına dönüşen seçim sistemi de yanlıştır.
     Özgürlük, yaratıcılık, ahlak gibi akademik değerleri temel alan, mütevelli heyet benzeri özerk yönetimlere sahip, şeffaflık, hesap sorulabilirlik, verimlilik gibi evrensel ilkelere dayalı gerçek bir ‘üniversite’ sistemi kurulmalı, YÖK’ün işi koordinasyon olmalıdır.
     Erkan Mumcu’yu bu yönde destekliyorum.
     
     t.akyol@milliyet.com.tr
     




 SAYFA BAŞI 





Taha AKYOL
Yine YÖK

Melih AŞIK
Bağdat yolunda

Fikret BİLA
Musul Kerkük’te hakkımız var mı?

Hasan CEMAL
Ulufe değil, hesap kitap zamanı!

Güneri CIVAOĞLU
Günaydın

Can DÜNDAR
Havuç, Disney’i yendi mi?

Abbas GÜÇLÜ
Herkes öğretmen olabilecekmiş!

Hurşit GÜNEŞ
Savaş ve popülizm 2003’te ekonomik dengeleri bozabilir!..

Sami KOHEN
"Ortak cephe" savaşı önler mi?

Mehmet Y. YILMAZ
Buna barış değil suçluyu koruma derler!

Derya SAZAK
Savaş ve ekonomi

Meral TAMER
Picasso’nun sofrası, Gönül Paksoy’un sofrası

Güngör URAS
Dağıtmak kolay, toparlamak zor

M. Ali BİRAND
ABD, ANKARA'NIN NE YAPTIĞINI ANLAYAMIYOR

© 2002 Milliyet