07 Ocak 2003 Salı


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 



"Ortak cephe" savaşı önler mi?

     Başbakan Abdullah Gül’ün Ortadoğu turu ile başlattığı "aktif barış diplomasisi" Irak savaşını önlemekte ne ölçüde etkili olabilir, ne gibi sonuçlar verebilir?
     Gezinin Suriye - Mısır - Ürdün bölümünü dün tamamlayan Başbakan, diplomatik girişiminin amacına ulaştığını ve son dakikada atılacak adımlarla krizin önlenebileceğini söyledi.
     Gül’ün görüştüğü Arap liderleri ile görüş birliği içinde olduğu ve birlikte harekete geçme konusunda mutabakata vardığı da anlaşılıyor.
     Bunların hepsi güzel. Gerçekten hükümetin bir barış diplomasisine girişmesi, Gül’ün bizzat bölgeyi turlaması yerinde. Böylece Ankara inisiyatifi ele almış, Arap ülkeleri ile ilişkilerine yeni bir ivme kazandırmış, uluslararası platformda bir varlık göstermiş oluyor. Ayrıca AKP iktidarı, özellikle kendi tabanına - ve genelde kamuoyuna da - "bakın biz savaşı önlemek için bölge ülkeleri ile (veya Müslüman ülkelerle) el ele veriyoruz" şeklinde sempati toplayacak bir mesaj da veriyor.
     Bütün mesele, bu egzersizin, savaşın önlenmesinde ve krizin atlatılmasında gerçekten etkili olup olmayacağıdır. Diğer bir deyişle, oluşturulmaya çalışılan "ortak cephe"nin "kıymeti harbiyesi" nedir?
     ***
     İŞTE, bu konuda iyimser olmak zor. Nedenleri:
     1) "Ortak cephe"nin sağlamlığı ve devamlılığı konusunda kuşkular var. Geçmişte de Arap ülkelerinin bir araya geldiği, ama bu birlikteliği fazla sürdüremediği görüldü. Bu kez de çıkarları ve politikaları farklı Arap ülkelerinin ileride (hele savaş çıkarsa) "ortaklığı" bozulabilir.
     2) Böyle bir "ortak cephe"nin "etkinliği" konusunda da şüpheler var. Bush Irak’ı vurmayı aklına koymuşsa (ki öyle görünüyor) "ortak cephe"nin çağrılarına, telkinlerine ne kadar kulak asar? Aynı şekilde, usta bir manevracı olan Saddam da, uysal davranması için "ortak cephe"nin ikna çabalarını ne ölçüde ciddiye alır? Daha dün Saddam’ın Ordu Günü’nde kullandığı üslup, kimseyi takmaya niyeti olmadığını göstermedi mi?
     Ama denilebilir ki, "diplomasiden umut kesilmez." Tamam; umudu kesmeyelim ve "aktif barış diplomasisi"ne "ya tutarsa" diyerek devam edelim...
     Ama "tutmazsa" ve savaş önlenemezse, "ortak cephe"nin durumu, tutumu ne olacak? Her şeyden önce bu takdirde, Türkiye ne yapacak?
     ***
     TÜRKİYE’nin pozisyonu diğer bazı "ortak cephe" mensuplarından farklı ve daha da zor. Türkiye gerçekten bir ikilem karşısında: Bir yandan savaşı istemiyor ve aynı görüşü paylaşan ülkelerle birlikte hareket etmeye çalışıyor. (Keşke bunu daha büyük ağırlığı olan Fransa, Almanya gibi Avrupa ülkeleri ve de Rusya ile yapsa)... Ama öte yandan da, Türkiye ABD’nin "stratejik müttefiki" ve pek çok konuda (Irak meselesi dışında tabii) büyük ortak çıkarları var. Bu yüzden savaş çıktığı takdirde, "ortak cephe"ye sığınıp, ABD’ye tamamen sırt çevirmesi olanaksız.
     Dolayısı ile "aktif barış diplomasisi", savaşın başladığı ana kadar sürebilir; ama sonra? İşte bunu da gerçekçi bir şekilde değerlendirmek gerekiyor.
     ***
     ŞİMDİLİK, hükümet "vaziyeti iyi idare ediyor" diyebiliriz. Başta Bush yönetimine yönelik bazı genel destek beyanları yapıldı, Amerikalıların gönlü hoş tutuldu. Ardından, Türk kamuoyunun hassasiyeti de dikkate alınarak, barış atağına geçildi, ABD’nin bazı "acil" istekleri askıda tutuldu, Arap - Müslüman dünyasına yaklaşılarak, "ortak cephe" oluşumuna geçildi.
     Tabii keşke bu strateji sonuç verse ve Irak krizi savaşsız, belasız atlatılabilse... O zaman, izlenen "ip cambazlığı diplomasisi"nin başarısı takdir toplayacaktır!
     Ama ya savaş çıkarsa? Böyle bir diplomasi ile "ne İsa’ya ne Musa’ya yaranmama" tehlikesi var. O zaman, bu politikayı baştan gözden geçirip yeni pozisyonlar almak gerekecek...
     
     skohen@milliyet.com.tr
     




 SAYFA BAŞI 





Taha AKYOL
Yine YÖK

Melih AŞIK
Bağdat yolunda

Fikret BİLA
Musul Kerkük’te hakkımız var mı?

Hasan CEMAL
Ulufe değil, hesap kitap zamanı!

Güneri CIVAOĞLU
Günaydın

Can DÜNDAR
Havuç, Disney’i yendi mi?

Abbas GÜÇLÜ
Herkes öğretmen olabilecekmiş!

Hurşit GÜNEŞ
Savaş ve popülizm 2003’te ekonomik dengeleri bozabilir!..

Sami KOHEN
"Ortak cephe" savaşı önler mi?

Mehmet Y. YILMAZ
Buna barış değil suçluyu koruma derler!

Derya SAZAK
Savaş ve ekonomi

Meral TAMER
Picasso’nun sofrası, Gönül Paksoy’un sofrası

Güngör URAS
Dağıtmak kolay, toparlamak zor

M. Ali BİRAND
ABD, ANKARA'NIN NE YAPTIĞINI ANLAYAMIYOR

© 2002 Milliyet