07 Ocak 2003 Salı


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 



Picasso’nun sofrası, Gönül Paksoy’un sofrası

     İş Bankası Genel Müdürü Ersin Özince’nin kartviziti eşliğinde masamda bulduğum Picasso’nun Sofrası adlı kitaba mest oldum. İş Bankası Yayınları’ndan çıkan kitaplar genelde ilgimi çeker. Ama hem Picasso’ya, hem yemek yemeye, hem de yemek yapmaya meraklı biri olarak bu kitabın yeri bambaşka...
     Kitapta bir yandan Picasso’nun yemek ve sofrayla ilgili resimlerine bakarken, bir yandan da sevdiği yemeklerin tariflerini öğrenebiliyorsunuz. Picasso da Akdenizli olarak sarımsak ve zeytinyağına düşkün, ayrıca cinsel gücü artıran baharatlar ve çiğ balıklar da favorisi. Bu arada hayatındaki kadınlar değiştikçe, yemekler de değişikliğe uğruyor gibi...
     Anlaşılan Picasso yemeğe epey meraklı. Ancak modacı Gönül Paksoy’un pişirdiği yemekleri tatma imkanını bulamadan bu dünyadan göçüp gittiği için de çok şanssız.
     Gönül Paksoy’u geçen ay tanıdım. Dolayısıyla da Teşvikiye Atiye Sokak’taki atölyesinde, her yıl sadece bir kez dostları için hazırladığı sofradaki akıllara durgunluk veren birbirinden yaratıcı ve lezzetli yemekleri de ilk kez tatma fırsatı buldum. Ve şapkam uçtu. Gazetemizin hafta sonu eklerinin yayın yönetmeni sevgili arkadaşım Deniz Alphan "Mutlaka gel, pişman olmayacaksın" diye ısrar edince, ben de evden çıkmama lüksümün olduğu tek pazar gününü feda ettim. İyi ki etmişim. Gitmeseydim, çok şey kaybedermişim.
     
     2003’ün ilk armağanı
     Daha 20 gün önce tanıştığım Gönül Paksoy, kendi elleriyle hazırladığı yeni yıl yemeğine beni de davet etmekle bana, 2003 yılının ilk çarpıcı armağanını verdi. Ben ki kendimi biraz da mesleğim gereği çok özel sofralarda ağırlanmış zannederdim. Ben ki gittiğim her iş seyahatinde o ülkenin, o kentin en özgün lokantasını bulup değişik yemekleri tatmış olmakta iddialıydım. Ben ki hayatın sürprizlerle dolu olduğunu gayet iyi bildiğimi sanıyordum. Yine de şaşakalmaktan, hayran kalmaktan, üzerine düşünebileceğim yeni bir alan bulmuş olmanın sevincinden kendimi alamadım.
     
     Kimya doçentiyken
     Evet ben bu yemek üzerine, Gönül Paksoy’un kişiliği üzerine, bir insanın merak, beceri ve yaratıcılığının çeşitliliği üzerine, bunları nereye kadar paylaşıp nereden sonra kendisine saklaması gerektiği üzerine uzuuun uzun düşüneceğim.
     Gönül Hanım’ın Çukurova Üniversitesi’nde kimya doçentiyken İstanbul’a yerleşip modacı olmasını, kendim de mimar olup gazetecilik yaptığıma göre doğal karşılayabilirim. Birbirinden güzel takılar tasarlamasına da tamam diyelim. Hayret verici olan, Adana yöresinin yemeklerinden yola çıkarak sebze ağırlıklı malzemelerle bu kadar yaratıcı, alabildiğine özgün, üstelik de bir çatal almaya kıyamayacağınız kadar şık sunumlu -Picasso’nun tabloları gibi diyemeyeceğim, çünkü sanatçı onları ağız sulandırsın diye yapmamış- bir sofrayı, birbirinden ünlü konuklarıyla karşınızda bulmanız. Rasgele aklıma gelenler Filiz Akın, Sönmez Köksal, Belma Simavi, Lüset - Mustafa Taviloğlu, Ümit - Cem Boyner, Zeynep Erol...
     
     Yemek kitabı var
     Gönül Hanım’ın dostları için yılda bir kez pişirdiği bu yemekleri bir tadanlar, anlaşılan bir daha vazgeçemiyor olmalı ki, yıllar önce şimdikinin dörtte biri kadar bir mekanda yılbaşını izleyen pazar günü verdiği bu yemek, şimdi çok daha geniş bir mekanda 2 pazar art arda tekrarlanıyor. Ve sadece o kadar.
     Yemeğe katılanlar, aynı lezzetleri yeniden damaklarında hissedebilmek için koca bir yıl beklemek zorundalar. Ya da Gönül Paksoy’un yemek kitabını satın alacaklar.
     Bu kadar güzel ve özel yemek yapabilen bir kadın, neden lokanta açmaz diye geçiveriyor bir an için aklınızdan. Lokanta açsa da bu güzel yemekleri daha sık yiyebilsek diyorsunuz! Zaten kendisine lokanta açması için çok ısrar edenler olmuş.
     
     Lokanta olmaz
     Bana sorarsanız Gönül Hanım kesinlikle açmaz. Çünkü bazı beceriler vardır ki başkasına öğretilemez. Küçücük bir nüansın eksikliği bir çuval inciri berbat eder. Siz ne kadar öğrettim zannetseniz de, karşınızdaki ne kadar yetenekli olsa da bir yerinden mutlaka sırıtır. Size mide krampları geçirtebilir.
     Gönül Hanım’ın yemekleri ticarileştirilemeyecek kadar özel. Lezzeti ve yaratıcılığı sadece kendisinin 10 parmağı arasında... Ve o da eminim bunun gayet iyi farkında.
     
     mtamer@milliyet.com.tr
     




 SAYFA BAŞI 





Taha AKYOL
Yine YÖK

Melih AŞIK
Bağdat yolunda

Fikret BİLA
Musul Kerkük’te hakkımız var mı?

Hasan CEMAL
Ulufe değil, hesap kitap zamanı!

Güneri CIVAOĞLU
Günaydın

Can DÜNDAR
Havuç, Disney’i yendi mi?

Abbas GÜÇLÜ
Herkes öğretmen olabilecekmiş!

Hurşit GÜNEŞ
Savaş ve popülizm 2003’te ekonomik dengeleri bozabilir!..

Sami KOHEN
"Ortak cephe" savaşı önler mi?

Mehmet Y. YILMAZ
Buna barış değil suçluyu koruma derler!

Derya SAZAK
Savaş ve ekonomi

Meral TAMER
Picasso’nun sofrası, Gönül Paksoy’un sofrası

Güngör URAS
Dağıtmak kolay, toparlamak zor

M. Ali BİRAND
ABD, ANKARA'NIN NE YAPTIĞINI ANLAYAMIYOR

© 2002 Milliyet