10 Ocak 2003 Cuma


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 



Özkök Paşa’nın konuşması üzerine...

     Genelkurmay’ın geçen çarşamba akşamı Ankara’da verdiği basın kokteyline katıldım. Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök ilginç bir konuşma yaptı. Bu konudaki görüşlerimi aşağıdaki noktalarda özetliyorum:
     
     (1) Özkök Paşa, Türkiye’nin çok kritik bir dönemden geçtiğini, böyle bir dönemde Türk Silahlı Kuvvetleri’nin yıpratılmaması gerektiğini belirtti ve askerin ‘siyasete bulaştırılması’ndan özenle kaçınılmasını istedi.
     Haklıydı.
     Ancak, Sayın Genelkurmay Başkanı benzer duyarlığı keşke hükümet açısından da gösterseydi. Oysa konuşmasında Başbakan’ı sert biçimde eleştirdi, böylece Türkiye’nin bu kritik döneminde askerle hükümeti karşı karşıya getirmiş oldu. Bu tutumu doğru değildi Özkök Paşa’nın...
     
     (2) Evet, Yüksek Askeri Şura’da, yani YAŞ’taki şerh olayında yanlış olan Başbakan Gül’ün tavrıydı. Hem öz hem biçim açısından haklı olan askerdi.
     Ama konu bu yönüyle zaten kamuoyuna taşınmış, tartışılmıştı. İsabetli olan artık bu noktada frene basılması, gerekiyorsa konunun kapalı kapılar arkasında olgunlaştırılması idi. O yüzden, şerh olayı kamuoyuna yeniden taşınmasa, ülkemizde zaten nezaketi olan sivil - asker otorite ilişkileri açısından daha hayırlı olurdu.
     
     (3) Orgeneral Özkök, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin modernleşme alanındaki tarihsel öncülüğünü belirtirken, Avrupa Birliği’ne baştan beri kesin taraftar olduklarını vurguladı.
     Bu vurgu da isabetliydi.
     Ancak, Sayın Genelkurmay Başkanı’nın Avrupa Birliği açısından duyarlık göstermesi gereken bir konu daha var. Bu da Türkiye’de asker - politika ilişkisidir. Çünkü askerle seçilmiş sivil otorite, yani hükümet ilişkilerinin bu ülkede de demokrasilerdeki olağan boyutuna oturtulması, Türkiye’nin AB yolculuğunu daha zahmetsiz hale getirecektir.
     
     (4) Orgeneral Özkök konuşmasında türban konusuna da değindi. İrtica ve bölücülüğün tehdit olarak varlıklarının devam ettiğini söyledi.
     Bunlar da haklı hassasiyetler.
     Ancak, hassasiyetin ölçüsü de demokrasi açısından önem taşıyor. Zira ölçü kaçtığında demokrasi yara alıyor. Örneğin, türban konusunda kamusal alan tarifinin biraz daraltılarak yapılmasının demokratik huzur açısından daha doğru olacağına inanıyorum.
     
     (5) Özkök Paşa’nın Irak konusundaki görüş ve kaygılarını genel olarak paylaşıyorum. Neyin ne olması gerektiğiyle ilgili olarak askerin baştan beri daha gerçekçi görüşlere sahip olduğu kanısındayım.
     Hükümetin ise bu konuda biraz kararsız, biraz kaçak güreştiğine dair işaretler var. Fakat, askerin de sanki hükümeti kıskaca almak ister gibi bazı yönelişler içinde olduğu suyun yüzüne vurmuyor değil.
     Irak açısından, askerle sivil otorite arasında ‘güven bunalımı’na tahammülü olmayan bir yol var önümüzde. Ve hükümetin daha kararlı, daha gerçekçi olması gerekiyor.
     
     (6) Orgeneral Özkök’ün konuşmasında altı çizilmesi gereken bir başka konu Kıbrıs’tı. Şöyle dedi: "Türkiye’nin güvenliğini tehdit eden ve güvenlik ihtiyacını sağlamayan bir Kıbrıs çözümüyle ‘Türk’ün Anadolu’ya hapsedilme süreci’ hemen hemen tamamlanmış olacaktır."
     Altı çizilecek bir duyarlık.
     Ama ben haritaya bakınca, Doğu Akdeniz’de Kıbrıs’la Anadolu’nun yakınlığını, Türkiye’nin büyüklüğüyle askeri gücünü göz önünde tutunca, "Türk’ün Anadolu’ya hapsedilebileceği"ne doğrusu ihtimal veremiyorum. Soğuk savaş döneminde Türk’e karşı yapılamayanın, bundan sonra hiç yapılamayacağını düşünüyorum.
     Askerin de aslında farklı düşündüğünü sanmıyorum.
     Soğuk savaş sonrasında Kıbrıs’a ve Kıbrıs’ta çözüme, Türkiye’nin daha kendine güven duyarak ve eskisine göre daha esneklikle bakabileceğine, bunun da hem Kıbrıs hem Türkiye Türkleri için daha iyi olacağına inanıyorum.
     
     (7) Son olarak, Özkök Paşa’nın konuşmasında yer verdiği Cezayir Kurtuluş Savaşı ve Fransa örneğinin bazı açılardan isabetli olmadığını belirtmek isterim.
     Son söz:
     Ben diyaloğun eleştirel içerikli olanını severim.
     
     h.cemal@milliyet.com.tr
     




 SAYFA BAŞI 





Taha AKYOL
Genelkurmay’ı dinlerken

Çetin ALTAN
"Kimbilir nerde, nasıl, kaç yaşında..."

Melih AŞIK
Gel de çıldırma!

Fikret BİLA
Kırmızı hatlar

Hasan CEMAL
Özkök Paşa’nın konuşması üzerine...

Güneri CIVAOĞLU
Fay hattı

Abbas GÜÇLÜ
Eğitimin en önemli sorunu (2)

Hurşit GÜNEŞ
Üniversite reformu (2)

Sami KOHEN
Asker "siyasi karar" istiyor...

Mehmet Y. YILMAZ
Askeri konularda doğru bilgi ihtiyacı

Hasan PULUR
Halk dalkavukluğu...

Derya SAZAK
Özkök, ordu, Irak

Meral TAMER
Özal’dan beri en büyük Davos çıkartması

Ece TEMELKURAN
Dün kaç kişi öldün sen?

Güngör URAS
Cumhuriyet tarihimizin en büyük sorunları ile karşı karşıyayız

M. Ali BİRAND
Asker, kırmızı çizgiyi çizdi

© 2002 Milliyet