
|


Bond buzlar ülkesinde
Dördüncü kez Bond olan Pierce Brosnan, Oscarlı Halle Berry eşliğinde Kuzey Koreli düşmana karşı savaşıyor.
FERHAN BARAN
"Başka Gün Öl / Die Another Day" - Yönetmen: Lee Tamahori / Senaryo: Neal Purvis, Robert Wade / Görüntü: David Tattersall / Müzik: David Arnold / Özgün Film Şarkısı: Madonna, Mirwais Ahmadzai / Oyuncular: Pierce Brosnan (James Bond), Halle Berry (Jinx), Toby Stephens (Gustav Graves), Rosamund Pike (Miranda Frost), Rick Yune (Zao), Judi Dench (M), John Cleese (Q), Michael Madsen (Damian Falco), Kenneth Tsang (General Moon) / 2002 İngiltere - ABD yapımı, 132 dakika.
Ian Fleming’in ölümsüz kahramanı kırkıncı yaşını, yirminci filmle kutluyor. Pierce Brosnan bu dördüncü denemesinde Bond’luğa iyice alışmış. Üstelik bu kez partneri, geçtiğimiz yıl gözyaşları içinde kucakladığı Oscar’ı ile, bu ödülü kazanan başroldeki ilk siyah kadın oyuncu olarak Akademi tarihine geçen Halle Berry. İç gıcıklayıcı dekoltesiyle değme aksiyon numaraları çeken Berry’ye alternatif ‘cool’ İngiliz Bond kızını ise tiyatro kökenli Rosamund Pike canlandırmış. "Bir Zamanlar Savaşçıydılar" filmiyle bir zamanlar bağrımıza bastığımız Yeni Zelandalı Maori’lerden Lee Tamahori ise postu çoktan fabrikasyon Hollywood ürünlerine serdi. Ancak Allah için, fanatiklerinin beklentilerini karşılayan sıkı bir Bond filmi çekmiş, görünmez otomobil gibi numaralarla fantastik bilimkurguların alanına dalmış.
Uzun yıllar ‘soğuk savaş’ gündeminden hareketle iki blok arasındaki bitmez tükenmez çekişme üzerine odaklanmış bulunan Bond fimleri, duvarların yıkılmasının ardından yeni düşmanlar bulmakta zorluk çekmiyor.
Bu defa ilham konusu olan şeytan, sahip olduğu nükleer ve kimyasal silah kapasitesiyle, birçoklarının Saddam’dan daha tehlikeli gördükleri, halkı açlıktan kırılırken yedi katlı sarayında sefa süren Kuzey Kore diktatörü. Bond’un iki Kore arasındaki silahsızlandırılmış tampon bölgede kitle imha edici silahını geliştiren Kuzeyli generalin, Kim Jong II benzeri oğlu ve yakın adamı Zao ile mücadelesi, komünizmin son kalelerinden Küba’ya atlıyor, kozlar İzlanda’daki buzdan sarayda paylaşılıyor.
Hayat devam ediyor Dustin Hoffman ile Susan Sarandon’ın etkileyici oyunlar verdikleri film, sevdiklerini yitirenlerin kederli günlerinden tablolar çiziyor.
"Ay Işığında / Moonlight Mile" - Yönetim ve Senaryo: Brad Silberling / Oyuncular: Jake Gyllenhael (Joe), Dustin Hoffman (Ben Floss), Susan Sarandon (Jojo Floss), Ellen Pompeo (Bertie), Holly Hunter (avukat Mona Camp), Aleksia Landeau (Cheryl), Allan Corduner (Stan Michaels) / 2002 ABD yapımı, 110 dakika.
"Oğul’un Odası" ve "Yatak Odasında"nın ardından bir ‘kayıp’ filmi daha. Oyunculuk yapan kız arkadaşını, fanatik hayranının kurşunlarıyla beklenmedik bir biçimde kaybeden Brad Silberling’in yaşadıklarından yola çıkarak çektiği "Ay Işığında" büyük ölçüde gerçeklik taşıyor. Yetmişli yıllara yerleştirdiği hikâyesini dönemin popüler müziğiyle süslemiş. Oyuncuları gayet iyi. Usta Hoffman ile Sarandon biricik kızlarını yitiren anne babada etkileyici oyunlar veriyor. Acıyı melodram haline getirmeden, sessiz hüznüyle yansıtma çabası da filmin artıları arasında. Ancak bu yalın gerçekçi tavır gereksiz yere uzatılmış bölümlerle filmin tıkanmasına neden olmuş. Silberling, anne, baba, nişanlının soğukkanlı duruşlarını, Renee Zellweger benzeri ağlamaklı Bertie ile, kayıp acısını, bir önceki hit’i "Melekler Şehri"nin izini sürerek romantik bir aşk hikâyesiyle dengelemeye çalışmış, ancak filmini, geçen yılların yerinden oynatamadığı o birbirine benzeyen Amerikan kasabalarının sıkıcılığına bürünmekten kurtaramamış.
Papa’nın ölüm sessizliği "Amen" - Yönetmen: Costa - Gavras / Senaryo: Costa - Gavras, Jean Claude Grumberg / Oyuncular: Ulrich Tukur (Kurt Gerstein), Mathieu Kassovitz (Riccardo Fontana), Ulrich Mühe (Doktor) / 2002 Fransa-Almanya-Romanya ortak yapımı, 122 dakika.
"Z", "Sıkıyönetim", "Kayıp / Missing" gibi önemli politik yapıtlarıyla tanınan Costa - Gavras, uzunca bir aradan sonra setlere döndüğü son filminde, insanlığın büyük utancı Yahudi soykırımının yaşandığı İkinci Dünya Savaşı’nın karanlıkta kalmış sayfalarını tartışmaya açıyor. Avusturyalı yazar Rolf Hochhuth’un "Temsilci" isimli eserinden yola çıkan film, Yunan asıllı sinemacının, oyunu Berlin’de ilk kez izlediği 1963 yılından beri kafasında olan bir proje. Oyun ve film, gerçekten yaşamış Alman kimyager teğmen Kurt Gerstein’ın, savaş sonrası Nürnberg duruşmalarında delil olarak gündeme gelen kişisel notları üzerine kurulmuş. Nazi yönetimine temin ettiği haşarat öldürücü ‘Zyklon B’ gazının Yahudilerin yok edilmesi amacıyla kullanıldığına tanık olan Gerstein’ın, kitlesel katliamı durdurmak için birlikte kamuoyu yaratma mücadelesi verdiği Cizvit papazı ise kurmaca bir karakter. Yabancı elçiliklerden din adamlarına ve nihayetinde (Tanrı’nın temsilcisi) Papa’ya, kişiler ve kurumların her gün on binlerce kişinin katledilmesi karşısında isyan ettirici suskunluğu tarihsel dönemini aşarak, çağdaş toplumların yakın dönemin ‘Bosna’ soykırımına, Afrika’da açlığa terk edilen insanlara veya muhtemel bir harekatta yaşamını yitirecek yüzlerce Iraklı bebenin ölümüne kayıtsızlığı üzerine bir sorgulamaya dönüşüyor.
Costa - Gavras ,öSchindler’in Listesi", "Hayat Güzeldir" gibi soykırımı konu alan filmlerde olduğu gibi toplama kamplarını göstermiyor, ancak gaz odasının kapı gözünden içeride olanları izleyen subayın tepkisi, bacalardan sızan duman ve Armand Amar’ın insanın içine işleyen müziği eşliğinde dolu gidip boş dönen trenler yaşanan dehşeti aktarmada çok daha etkili. Istvan Szabo imzalı "Taraf Tutmak" da Furtwangler’in ikinci kemancısı olarak izlediğimiz Ulrich Tukur ile Yahudi yönetmen / oyuncu Mathieu Kassovitz’in yorumları ise birinci sınıf.
KÜLTÜR & SANAT


Bond buzlar ülkesinde
Çok dinlenenler
Haberiniz olsun
Çok izlenenler
Çok okunanlar
Erkeğin şiddeti
Kölelik bitmedi
Gravürlere yansıyan tarih
80 yaşındaki polisiye yazarı
007’yi kitaptan okumak
"Pentürün haysiyetini iki paralık ettiler!"
Zonaro’nun İstanbul’u
Gösterilesi resimler
Eskilere caz cilası
Ölürüz biz sana
Iron Maiden külliyatı
Dozunda agresif rock
Bir denge ustası
Çok işlevli ‘blues’
Kassovitz karizması
Aşk savaştan önce gelir
Tiyatro fakirleşti
Godot bilmecesi
Yeni yayınlar
SAYFA BAŞI

|
|

|