
|

"Keşke, helale de uçkur çözmeseydiniz!"
Koskoca Amerika, Amerika’nın devlet adamları bu işi nasıl zamanında kotaramadılar anlayamıyorum! Önce baba Bush elinden kaçırdı Saddam’ı! Turgut Özal’ın ikazlarına rağmen, fırsatı yakalamışken, şansını kullanamadı!
Bu operasyon oğul Bush’a kaldı ama hayli gecikti gibime geliyor! Bugün yalnız dünya kamuoyu değil kendi insanları bile "savaş istemiyoruz" diye ayağa kalktı.
Baba oğul Bush’ların durumu bana rahmetli Bal Mahmut’tan işittiğim fıkrayı hatırlattı.
Eski cumhurbaşkanlarından Fahri Korutürk’ün kayınpederi olan Selah Cimcoz, yakın zamanın, esprileriyle ünlü, zarif bir Türk aydınıdır.
Üç beş kez İstanbul’dan mebus da olan Selah Cimcoz, mütareke yılları İngilizlerin Fındıklı’da Meclisi Mebusan’ı basmaları sonucu, Malta Adası’na sürgüne gönderilmiştir.
Osmanlı İmparatorluğu’nu savaşa sokan Enver Paşa’nın babası da Malta sürgünleri arasındadır. Enver Paşa ise bilindiği gibi, Talat Paşa, Cemal Paşa ve Bahattin Şakir ile beraber yurtdışına kaçmış, yeni maceralar peşindedir.
Ahmet Paşa hayli yaşlıdır, deneyimlidir, diğer sürgünler saygıda kusur etmezler ona. Bir gün nazırlar, paşalar, ünlü gazeteciler oturmuş aralarında sohbet ederlerken Ahmet Paşa odadan içeriye girer.
- Merhaba evlatlarım, diye selamlar orada bulunanları...
Biri çıkar laf atar:
- Muhterem paşam maşallah ne kadar dinçsiniz! Hayran oluyoruz size. Ne olur bu işin sırrını bize de öğretseniz.
Paşa sağ elini göğsünün üzerine yerleştirir:
- Haa bakın evlatlarım, ben hayatım boyunca hiç harama uçkur çözmedim. Sizler de benim gibi olur harama uçkur çözmezseniz sağlıklı ve dinç kalırsınız!
Selah Cimcoz atılır:
- Ahh ah paşam, der, siz keşke helale de uçkur çözmeseydiniz!
Öyle ya, Ahmet Paşa helale de uçkur çözmeseydi, Enver Paşa dünyaya gelmeyecekti! Osmanlı İmparatorluğu da bu umutsuz savaşa girmeyecek, felaketle karşılaşmayacaktı!
Savaşta diplomasi oyunları! Malum. Kahire’de savaşa katılmamız için Amerika ve İngiltere ile görüşmeler (1944) yapılıyor ya? İnönü var, Saracoğlu var... Dışişleri Bakanı Numan Menemencioğlu. İngiltere Dışişleri Bakanı toplantıda Türkiye’nin savaşa girmesini tekrarlayınca Menemencioğlu şunu sorar:
- Türkiye’ye anlaşma gereğince lazım olan silahlar verilmiş midir?
- Verilecektir. Bunlar konuşulur. Türkiye bir kere prensibi kabul etsin. Vaat etsin ki savaşa girecektir. Ondan sonra ayrıca Türkiye ile İngiltere, Amerika ve Rusya arasında konuşma ve anlaşma olur. Lazım olan malzeme verilir.
- Türkiye anlaşma gereği yalnız olarak savaşa girecek değildir. Onun taahhüdü İngiliz ordusu ile işbirliğidir. İngiliz ordusu nerededir? Nerede ise birlikte savaşacaktır.
- Bu bir askeri sırdır!
- O halde Türkiye’nin savaşa girmesi de bir sır olur!!!
SAYFA BAŞI

|
|

|