
|

Paltodan pardösüye...
MURAT Bardakçı, geçtiğimiz pazar günü (Hürriyet) romancı Orhan Pamuk’un kaybolan paltosu üzerine, ünlü edebiyatçıların palto hikayelerini anlattı... Orhan Pamuk’un paltosu bir davette, vestiyerde kaybolmuş, romancı paltosu için 1500, cebindeki notları için de 1500, toplam 3 bin dolar istemiş...
Murat Bardakçı, yazısına "Orhan Pamuk, yeniden gündeme geldi ama, adından bu defa henüz bitmemiş kitabını görmeden yazılan methiyelerle, kimi eski yazarları eşcinsellikle suçlamasıyla, yahut intihalleriyle değil, paltosuyla bahsettirdi" diye başlıyor, Mehmet Akif’in Abdülhak Hamid’in palto maceralarını anlatıyordu.
***
ACABA, biz de, palto yerine, bir pardösü hikayesi anlatsak bu konuya bir katkımız olur mu?
Ha palto, ha pardösü, ne fark var, ikisi de aynı işi görür, biri ince, biri kalın...
***
NAZIM Hikmet "Bahriye Mektebi"nde yatılı öğrencidir, hafta sonları annesinin evine çıkmakta, tarih ve dil kültürünü zenginleştirmek için, Yahya Kemal’den özel ders almaktadır. Nazım Hikmet’in annesi Celile Hanım, güzelliği ve kültürüyle tanınır, kocası Hikmet Bey’den kıskançlık yüzünden ayrılmak üzeredir.
Yahya Kemal, genç kadına aşıktır, kadının da, ona ilgisi vardır.
***
TAHA Toros, Nazım Hikmet’e ders verilmesiyle gelişen bu ilişkiyi şöyle anlatır:
"Sonbahar yapraklarının dökülmeye başladığı günlerde, Yahya Kemal, Celile Hanımlar’ın evine gelerek, Nazım Hikmet’e dersler vermektedir. Her gelişinde olduğu gibi ana oğul, şairimizi, bahçe katında karşılarlar. Zemin kattaki bir odada Nazım Hikmet’e ders verilir. Ders sonunda da çocuğa, hava alması için, bahçeye çıkması söylenir! O arada Celile Hanım’la Yahya Kemal baş başa, kim bilir neler konuşarak, kristal fincanlarında çaylarını yudumlarlar. Onlar çaylarını içerlerken Nazım Hikmet, bahçede kendi kendine dolaşmakta, hatta Bahriye Mektebi’ndeki gibi jimnastik hareketleri yapmaktadır. Çaydan sonra Yahya Kemal bir ayrılışında, köşkün holünde Celile Hanım’a veda ederken sarılıp, onu öper. Nazım Hikmet, onları, yan pencereden izlemiştir! Yaralanmış bir kuşa döner. Annesine bir şey söylemez ama, bir bahane ile, akşam sofrasına oturmaz. Sabahleyin de erken saatlerde okuluna döner."(x)
***
ASIL olay, Yahya Kemal’in ertesi hafta ders vermeye geldiğinde olur, dersin bitiminde, Nazım Hikmet, yine bahçeye çıkarılır, Yahya Kemal ile Celile Hanım çaylarını içerlerken, Nazım Hikmet portmantoda asılı duran Yahya Kemal’in pardösüsünün cebine bir pusula yazıp bırakır.
Yahya Kemal, yolda elini cebine atınca, pusulayı bulur, Nazım Hikmet şöyle yazmıştır:
"Hocam olarak girdiğiniz bu eve, babam olarak giremezsiniz!"
***
BÜYÜK aşkın sonu, Nazım Hikmet’in küçük pusulasıyla biter, Yahya Kemal bir daha Cemile Hanım’ın yüzünü görmez.
***
BU da pardösü hikayesi...
Ne yapalım palto yoksa, pardösü verelim, affedersiniz, yazalım.
———
(x)Türk Edebiyatında Altı Renkli Portre / İsis Yayınları
h.pulur@milliyet.com.tr
SAYFA BAŞI

|
|

|