25 Ocak 2003 Cumartesi


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 



Ortada bir ayva, önce bakalım kim yiyecek?

     Yüzyıllar değişe dursun; insancıklar, özellikle siyasal olay ve sorunları, en az 50 yıl gerilerde kalmış "kalıplaröla konuşurlar...
     Ve yine siyasal öneri ve tartışmalarda; "tek değişmeyen şey, değişimin kendisidir" saptamasının, hiç algılanmamış olduğu görülür.
     Bu nedenle de hala, "ulus - devlet" modelinin aşılmakta olduğu bir türlü algılanamıyor.
     ***
     19. ve 20. yüzyılda Avrupa devletleri arasındaki rekabet ve çatışmaları düşünün. Binlerce analiz ve öngörü yapıldı Avrupa devletleri arasındaki rekabet ve çatışmalar hakkında...
     Ama kimsenin aklına ne "Avrupa Birliği" geldi, ne "Avrupa vatandaşlığı", ne de Fransa’yla Almanya’nın, toplumsal bir saç örgüsüne dönüşüp "Fransalmanya" olacağı...
     ***
     Aslında "ulus - devlet" modeli çok pahalıya mal oldu insanlığa... Ve bu model sadece iktidar siyasetçileriyle, silah ve petrol tacirlerinin işine yaradı.
     Şimdi ise "ulus - devlet" modeline sade elleriyle değil, ayaklarıyla da sımsıkı sarılan "statükocu"ların depremi başlıyor.
     Bu depremin gitgide yaygınlaşacak olan sarsıntıları dışında; ne ABD’deki "statükocular" kalabilir, ne de Saddam gibi kendi "ulus - devlet" modelinin tepelerine tünemiş diktatörler, krallar ve oligarşik kadrolar...
     ***
     20. yüzyılın iki büyük yanılgısı oldu:
     1- Leninizmi, "komünizm" sanmak...
     2- Ekonomiyi, siyasal parti ve kadroların keyfi ve iradesine göre kullanılabilecek bir mekanizma sanmak...
     ***
     "Komünizm" siyasal bir doktrin değil; sürekli bir değişim içindeki Kainat’ın düzeniydi.
     Ve sorun şuydu:
     - İnsan toplumu, "sürekli bir değişim içindeki Kainat düzeni"nin dışında ayrı bir olgu mudur; yoksa hiçbir şey, "Kainat düzeni"nin dışında olamaz mı?
     ***
     Kitleler, gerek bireylerin hipnozları, gerek politikacıların demagoji rüzgarları içinde; ne "tek değişmeyen şey, değişimin kendisidir" saptamasını algılayabildiler, ne de hiçbir şeyin Kaniat’ın dinamik düzeni dışında olabileceğini...
     ***
     İnsanın, insanın gövdesel enerjisini kullanması, başka bir anlatımla kapitalizmin, işçi sınıfının gövdesel enerjisini kullanması ve bunu asla değiştirilemeyecek bir "statüko" haline getirmek istemesi; Kainat’ın dinamik düzenine aykırıydı.
     Çünkü zaten Kainat bir enerji kaynağıydı ve enerjiden ibaretti.
     Kadırgalarda forsaların yerini önce kömür, sonra mazot aldığı zaman, kürek mahkumluğu da sona erdi.
     Elektronik, bilgisayar, otomasyon devreye girdiği zaman da; "işçi sınıfı" tarihe gömülme eşiğine geldi.
     Ve geçen yüzyıllarda birbirinin rakibi olan Avrupa devletlerinin, birbirine düşman vatandaşlığı; önce "Avrupa vatandaşlığı"nda bütünleşti ve usul usul da "Dünya vatandaşlığı"na doğru kafasını uzatmaya başladı.
     ***
     21. yüzyıl "ulus - devlet" modelini kökünden ırgalayacak bir değişim yüzyılı...
     Bu değişimi engelleme olanağı yoktur.
     Besbelli ki önce Saddam gidecek... Böyle bir değişimin getireceği hesap dışı bir maliyetten; ABD de - son toplamda - alacak payını... Petrol amaçlı savaşların rantabl olmadığı çıkacak ortaya...
     Ve 2050’ye doğru, petrole dayalı enerji kullanımında görkemli bir değişim olacak. Nükleer enerji yanında, ola ki "soğuk füzyon" da girecek devreye... Bundan kaçınılamaz...
     ***
     O zamana kadar ne mi olacak?
     Anlamsız yere yığınla insan ölecek; anlamsız yere milyarlarca insan da, bir türlü çözüm bulamadığı garip sıkıntılar içinde yaşayacak...
     Bu arada "statükocular" kurtarabilecekler mi sanıyorsunuz paçayı?
     Şayet buna inanıyorsanız; önümüzdeki 48 hafta içinde dahi, beklenmedik sürprizlere tanık oldukça daha çok afallayacaksınız; tıpkı "Fransalmanya" sürprizinde tüm dünyanın afallaması gibi...
     ***
     Bakalım ortadaki ayvayı önce kim yiyecek?
     Ne yazık ki, değişimler, önce birilerine yediriyor ayvayı; örneğin 1. ve 2. Dünya savaşlarında ölmüş olanlar gibi...
     Derken siyasal liderler de yiyor ayvayı...
     ***
     Evet, evet "ulus - devlet" modeli çok pahalıya mal oldu insanlığa... Şükür ki artık aşılıyor...
     Bu arada ayvayı, yine birileri önce yiyecek olsa da...
     
     c.altan@prizma.net.tr
     




 SAYFA BAŞI 





Taha AKYOL
Türkiye’nin başarısı

Çetin ALTAN
Ortada bir ayva, önce bakalım kim yiyecek?

Melih AŞIK
BBC’de soykırım

Fikret BİLA
Meclis Kararı

Hasan CEMAL
Davos, nefesini tutmuş Irak’ı bekliyor!

Güneri CIVAOĞLU
Diplomat jenositi

Can DÜNDAR
KADEK cephesi: "Niye görüşmeyelim ki?..."

Abbas GÜÇLÜ
YÖK ve Halman’ın hülyaları

Sami KOHEN
İstanbul çağrısını dinlerler mi?

Mehmet Y. YILMAZ
Hiç bunları kendine dert etmeye değer mi?

Meliha OKUR
Özelleştirme turları Almanya’dan başlatıldı

Hasan PULUR
Söyleyin ne değişti?

Derya SAZAK
Uğur Mumcu’ya özlem

Meral TAMER
Davos’tan Irak’ta savaşa hayır

Ece TEMELKURAN
Başka bir dünya

Tamer HEPER
Sabrınız takdire değer

Osman ULAGAY
Krize mi gebeyiz?

Güngör URAS
Kavak kesimi başladı

M. Ali BİRAND
Arap usulü bir sonuç...

© 2002 Milliyet