
|

Davos, nefesini tutmuş Irak’ı bekliyor!
DAVOS, İsviçre
Savaş ve Amerika karşıtı havalar esiyor Davos’ta. Değişik toplantı ve panellerde Başkan Bush’a ve Amerikan yönetimine dönük eleştirel soru ve çıkışların alkış aldığı bir ortam uç vermiş durumda.
İlginç olan bir nokta var:
Irak’ta muhtemel bir savaşla ilgili olarak eleştiri yağmuruna tutulan Amerika, ekonomi söz konusu olduğunda farklı bir yere oturtuluyor. Çünkü dünya ekonomisi eğer toparlanacaksa, bunun bugün için ancak Amerika’nın motor rolü oynamasıyla mümkün olacağı biliniyor Davos kulisinde...
Tayyip Erdoğan’la Abdullah Gül’ün dün katıldıkları panellerde de anti - Amerikan hava farklı değildi.
AKP lideri Erdoğan’ın panel konusu Avrupa’ydı. Ama sorular daha çok Irak’la ilgili geldi. Başbakan Gül’ün Irak konulu panelinde ise ABD Dışişleri Bakanlığı yetkilisi ve sıkı Cumhuriyetçi Ricard Haass adeta bombardımana tutuldu, sürekli savunmada kaldı.
Bir başka ilginç nokta:
Soru, Tayyip Erdoğan’a geldi. Oturumun Alman yöneticisi, ince bir alayla, "Buyrun Sayın Başbakan, yanıtlayın" diyerek sözü Tayyip Erdoğan’a verdi. Erdoğan da yüzünde gülümseyen bir ifadeyle, başbakan değil AKP Genel Başkanı olduğunu belirterek konuşmaya başladı.
Durum böyle.
Birçok başkentte olduğu gibi Davos kulisinde de pek yakın geleceğin Türkiye başbakanı görüldüğü için Tayyip Erdoğan’a ilgi büyük...
AKP lideri dün sabahki Avrupa panelinde, Türkiye’de asker sorusuyla sıkıştırılmak istendi. "Türkiye hala Kemalist bir ülke. Rejimindeki bu asker ağırlığıyla Avrupa Birliği’ne nasıl üye olacak?" diye kışkırtıcı bir soru yöneltildi Erdoğan’a.
Makul ve ölçülüydü yanıtı:
"Cumhuriyet’in, modern Türkiye’nin kuruluşunda ordunun çok önemli bir görevi oldu. Bunu göz önünde tutmak lazım. Ayrıca siyasette boşluk bırakılırsa dolar. Bizde de ordu bazen doğan bu boşluğu doldurdu. Artık bugün son elli yılın en güçlü parlamentosu var. İki partili, AKP ile CHP’den oluşan güçlü bir parlamento... Nihai kararı siyasi irade veriyor, verecek. Ordu ise anayasal olarak siyasi iradeye bağladır. Ayrıca ordumuzu Avrupa Birliği’ne karşı gibi göstermek de yanlıştır."
Tayyip Erdoğan, Türkiye’nin AB konusundaki kararlılığını yine belirtti. Avrupa içindeki bir Türkiye’nin medeniyetler çatışması tezlerini boşa çıkartacağını, böylece İslam’la demokrasinin bağdaşabilirliğinin kanıtlanacağını, İslam dünyasının da Avrupa’ya bakışının olumlu yönde değişeceğini, Türkiye’nin Müslüman ülkelere model olacağını anlattı.
Malum ama isabetli görüşler...
Irak’la ilgili bir soruyu yanıtlarken de şöyle dedi Erdoğan: "Bütün otoriter ve totaliter sistemlere karşıyız. Demokratik, laik hukuk devletlerinden yanayız. Hukukun üstünlüğüne inanıyoruz."
Tayyip Erdoğan, evet, Türkçe konuştu. Ama noktasıyla virgülüyle, gayet soğukkanlı konuştuğu ve mesajlarını da genellikle iyi çerçevelediği için ne dediği anlaşıldı. Yetersiz bir İngilizceyle hazırlıksız konuşmak yerine, böylesi belki daha iyi. Bu gibi platformlar için, bir başlangıç olarak AKP liderinin performansı fena değildi.
AKP lideri, AB - Türkiye konusundaki bir soruyu yanıtlarken Kıbrıs örneğini verdi. "Madem ki Avrupa kıtasında olmayan, coğrafi olarak Türkiye’ye en yakın olan Kıbrıs’ı içeri alıyorsunuz, o zaman ev ödevlerini tamamlayan Türkiye de AB’ye girer" demeye getirdi.
Yanlış değil.
Ama önemli bir nokta daha var. Türkiye’nin üyeliği bir yerde Kıbrıs’ın sorun olmaktan çıkmasıyla mümkün. Tayyip Erdoğan’ın Kıbrıs’la ilgili açıklamalarının dozu bir ay öncesine göre düşmüş durumda. Eskisi gibi konuşmuyor. Sanki sindi.
Yoksa değişti mi?
Denktaş’a göre öyle...
Ama bir meslektaşım şöyle dedi:
"Kıbrıs’ı çözemezlerse, kendileri çözülebilir!"
Tayyip Erdoğan’la Başbakan Gül, Irak konusunda aynı şeyleri söylediler. (Bir not: Gül’ün bu gibi platformlarda mesajlarını daha derli toplu verebilmek için önceden dersine çalışması ve İngilizce formülasyonları vurucu hale getirmesi gerekiyor gibi geldi bana...) Türkiye’nin savaşçı değil barışçı çözümlerden yana olduğunu, 1991 Körfez Savaşı’ndan büyük zarar gördüğünü yinelediler. Silah denetçilerinin ve BM Güvenlik Konseyi’nin beklenmesi gerektiğini, aksi halde Amerika’nın savaş için meşruiyetten yoksun kalacağını belirttiler.
Haklı bir tutum.
Ama Amerika dinleyecek mi?
Davos kulisinde karşılığı en çok merak edilen soruların başında geliyor. Her yerde kamuoylarının bu kadar savaşın aleyhinde olmasına ve BM’ye rağmen Başkan Bush yine de düğmeye basacak mı?
Davos’ta dünyanın kreması da nefesini tutmuş bu sorunun karşılığını bekliyor.
h.cemal@milliyet.com.tr
SAYFA BAŞI

|
|

|