
|

Uğur Mumcu’ya özlem
On yıl önce Uğur Mumcu’nun ardından ‘gözlerimin yaşına bak’ diye sel olan milyonların acısını bastıran ortak duygu şu olmuştu:
Aydınlarını koruyamayan bir ülkede Mumcu suikastının ‘faili meçhul’ kalmaması için devlet adına ‘namus sözü’ veren iktidarların peşini bırakmayacak, ‘Uğur Ağabey’i unutmayacaktık.’
Halk sözünü tuttu.
Uğur Mumcu her yıl özlemle anılıyor, Cumhuriyet gazetesindeki köşesindeki yazılarının değeri, onu susturanların amaçladıklarının aksine daha çok değer kazanıyor. Genç kuşaklar Mumcu’yu, cesur eşi Güldal Hanım’ın yönetimindeki Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı’nın (um:ag) yayımladığı kitapları okuyarak, etkinliklere katılarak tanıyorlar. Böylece Mumcu’nun taşıdığı Cumhuriyet Türkiyesi’nin aydınlanmacı bayrağı, demokrasi, özgürlük ve hukuk mücadelesi geleceğe taşınıyor.
Mumcu unutulmadı.
Halk sözünü tuttu.
Ya devlet?
Mumcu suikastı aydınlatılabildi mi?
Yeni ‘faili meçhuller’in önü alınabildi mi?
Ahmet Taner Kışlalı korunabildi mi?
Abdi İpekçi’den Çetin Emeç’e, Muammer Aksoy’dan Bahriye Üçok’a, Onat Kutlar’a uzanan ‘aydın cinayetleri’nin gizi niye çözülemiyor? Ankara’daki Hablemitoğlu, Diyarbakır’daki Gaffar Okkan’ı kimler öldürdü?
Cumhuriyet gazetesinin ‘Uğur Mumcu özel sayısı’nda eşi Güldal Mumcu içinde taşıdığı kuşkuyu Işık Kansu’yla paylaşmış:
"Davayı soruşturan DGM savcısı şubatın 18’inde, yani olaydan 25 gün sonra eve benim bilgime başvurmaya geldiğinde ‘Bu işi devlet yapmıştır. Siyasi iktidar isterse çözer’ demiştir.
Bu suikastı gerçekleştirenlerin ardındaki güçler tümüyle ortaya çıkmadığı sürece, bu cinayetlerin hepsi faili meçhul bence. Tetikçileri bulup, bunların arkasındaki yapılanmayı ortaya çıkarmamak işin kolayına kaçmak olur. Hatta işin siyasi yanını görmemek olur."
Güldal Mumcu, vicdanlara seslenmek yerine dünyada ‘insan’ olarak yaşamanın gereği sorgulama refleksini anımsatıyor:
"Hem kişiler, hem toplumlar, terörün desteklenmesi olgusuyla yüzleşmedikleri sürece bu dünyada ne terör kalkar, ne de savaş!"
Terör kurbanı Uğur Mumcu, öldürülen öteki aydınlar, İpekçi’ler, Kışlalı’lar gibi barış adamıydı.
Körfez Savaşı ardından PKK terörü Güneydoğu’yu kuşattığında ABD’nin ‘Çekiç Güç’le bölgeye yerleşme stratejisine ‘Sevr’ örneğinden hareketle karşı çıkmıştı:
"Çekiç Güç ne anlama geliyor? Ülke savunmasının bir bölümünü ‘taşeron’a vermek anlamına geliyor. Hem bu anlama geliyor hem de Irak’ın iç işlerine karışma anlamına. İşlev bununla da bitmiyor. Çekiç Güç, Kuzey Irak’ta oluşan ‘Kürt federe devleti’nin kurulup gelişmesini sağlıyor. Sevr Anlaşması’nın uygulanması anlamına geliyor."
Defalarca yazmıştı:
‘ABD, Ortadoğu’yu gün geçtikçe egemenliği altına alıyor.’
Mumcu’yu unutmayacağız.
dsazak@milliyet.com.tr
SAYFA BAŞI

|
|

|