
|

Bush, Saddam ve Ziya Paşa
ABD başkanlarının her yeni yılın ilk ayında, "ulusa sesleniş" adıyla bir konuşma yapmaları eski bir gelenek.
Başkan Bush da, bu geleneğe uyarak konuşmasını yaptı ve Amerikan vatandaşlarına, ülkelerinin savunma hakkını kullanarak, Saddam’ı vurmak zorunda kalabileceklerini kesin bir dille anlatmaya çalıştı; BM Güvenlik Konseyi, Irak’a karşı yaptırımcı bir güç kullanma kararı alsa da, hatta almasa da...
Bu arada Irak halkına da seslenerek şöyle dedi:
- Sizin düşmanınız çevrenizde değil, başınızdadır.
***
Biliyorsunuz diktatörler, taht egemenliğine dayalı monarşiler ve Hazine’den geçinmelilerin üst kesimini oluşturan oligarşik kadrolar, kendi iktidarlarının çıkarlarıyla, tepesine kuruldukları halk yığınlarının çıkarlarını eşdeğerde gösterirler ve ekonomik bir saydamlığa asla yanaşmadan; sürekli "milli çıkarlarödan, "milli dava"dan, "milli onurödan söz ederler...
Oysa ekonomik saydamlıktan yoksun bir ülkede; tepedeki egemenlerin, "halkın çıkarınaymış" süsü vererek izledikleri, kendi çıkarlarına dönük politikalar, her zaman halk yığınlarının başını kanlı belalara sokar.
Tıpkı Enver Paşa’nın, Alman İmparatoru II. Wilhelm’den aldığı 5 milyon altın karşılığında, Türk bayrağı çekmiş 2 Alman zırhlısına Odesa’yı bombardıman ettirerek; bir gecede İtilaf Devletleri’ne, yani Rusya’ya, İngiltere’ye, Fransa’ya, İtalya’ya, Japonya’ya ve hatta ABD’ye karşı savaşa girmesi gibi...
***
Irak halkının asıl düşmanı Saddam mıdır, Bush mudur; yoksa ayrı ayrı açılardan her ikisi birden midir?
Radikal’de Hasan Bülent Kahraman’ın da, özellikle Kıbrıs konusunda sık sık değindiği gibi; "milliyetçilik hipnozları"nın incelenmesi ve uluslararası ekonomik bir saydamlığın daha çok vitrinlere çıkmasıyla ilgili bir konu bu...
Ama sonunda perişan olacak olan, çoluk çocuk zavallı yoksul Irak halkı...
***
Bu arada Ankara da, 1991 Körfez Savaşı’ndan kalma deneyimiyle, yeni bir göç dalgasından kaygılı...
Ah bu göçler, göç dalgaları...
Ziya Paşa’nın 140 yıl önce yazmış olduğu bir beyit geliyor aklıma:
Vatan - melûf olanlar (vatanına alışmış olanlar) bisebep terk - i diyar etmez
Zaruretsiz cihanda kimse gurbet ihtiyar etmez.
***
93 Muharebesi diye bilinen 1876 - 77 Osmanlı - Rus Savaşı’nda da, Bulgaristan’ın Eskizağra’ya bağlı İslimye ilçesinde yaşayan Hacıgözüm ailesi, İstanbul’a göç etmişti...
O tarihlerde o ailenin küçük kızı olan babaannem, 7 yaşındaydı. Çardaklı evlerinin kapısını son kez kapatırken; "belki yine döneriz" umuduyla, kapının anahtarını çardağın üstüne nasıl koyduklarını anlatırdı.
O büyük Balkan göçünün kuşak kuşak süren dalgaları; bendenizin bile öz yaşamını çok derinden etkiledi...
***
Ah bu göçler, göç dalgaları...
Ve -20 derece bir kış soğuğunda, depremin bir kez daha vurduğu Pülümür insanlarına gönderilen yazlık çadırlar... Öncelikle çatlayan, oturulamaz duruma gelen kamu yapıları...
Pülümür’ün ulaşılamayan köyleri...
***
Yine Ziya Paşa’nın 140 yıl önce yazdığı bir başka beyit:
Diyar - ı küfrü gezdim beldeler kaşaneler gördüm
Dolaştım mülk - ü İslamı bütün viraneler gördüm
Bu konuyu vaktiyle Memduh Şevket Esendal’la da, ünlü müzik adamı Muhiddin Sadak’la da konuştuğumuz çok oldu.
İslam dünyasının ülkeleri, feodal dönemlerin aşiret ve tarikat yapılanmasından; yeni çağların endüstri dönemi yapılanmasına neden bir türlü geçememişlerdi?
Az inceleme de yapılmadı bu konuda...
***
Gelelim şimdi sonuca...
21. yüzyıl, İslam dünyasının çok gerilerde kalmış ülkelerini de, saydam bir globalleşmenin içine alacaktır. Diktatörlerin, monarşilerin, oligarşilerin iç talanları ve bol bol silah alımları, iyice dökülecektir ortaya. 1 milyar 300 milyon insanın, neden sürüm sürüm süründürüldüğü de, daha berrak çıkacaktır su yüzüne...
***
Şu günlerde dinsel inançlar arasında ortaya çıkmış gibi görünen sorunlar; bir süre sonra yönetim biçimleri arasındaki sorunlara dönüşecek gibi...
Saddam’dan sonra Ortadoğu’nun alacağı biçim, bakalım eskisine oranla ne getirip, ne götürecek...
Yalnız şunu da unutmamak gerekir ki; insanlık son toplamda kötüye gitmez, Türkiye de gitmez. Enseyi karartmayın... Hele hele "ulus - devlet" modeli de, artık aşılıyorsa...
Ve her ne kadar şimdilik kabak, Irak halkının başına patlayacaksa da...
c.altan@prizma.net.tr
SAYFA BAŞI

|
|

|