
|

Solda ittifak için yeni teklif
Bağdat bombardımanında canlı kalkan olmak üzere Londra’dan önceki gün yola çıkan ekip dün bölünmüş.
Bir grup, bütün Avrupa’yı kat edip muhaliflerin desteğini alarak ilerlemekten yanaymış. Diğer grup ise "Acele edelim. Biz gidene kadar savaş patlayacak" diyormuş. Sonunda yolları ayırmışlar; ilk ekip kuzeye, diğeri derhal Bağdat’a gitmek üzere güneye yönelmiş.
Bölünmek, muhalif olmanın kaderi galiba...
Herkes her şeye tepki göstermek üzere koşullandığından, bir türlü görüş birliği sağlanamıyor. Sonuçta her farklı fikir, bir fraksiyon olarak örgütleniyor. Dolayısıyla hiçbir zaman muhalifler, saldırganlar gibi yekvücut olamıyor.
***
Türkiye’de solun hali de bu değil mi?
Kendisini solda gören herkes ayrı otobüste ayrı yönlere gidiyor.
Halkın yüzde 90’ı savaşa karşı... Ama bu potansiyeli örgütleyecek bir yapı oluşturulamadığından sesler cılız çıkıyor; Türkiye, "halkına rağmen" savaşa doğru koşuyor.
Ana muhalefet partisi CHP meydanlarda yok. "Savaşa hayır" diyenlerin önünde, yanında görünmüyor. Meclis konuşmalarıyla işini yaptığını sanıyor.
ÖDP, seçim hezimetinin ardından içine kapandı. Geçen hafta sonu toplanan kongrede Ufuk Uras’ın yerine yine bir iktisatçı olan Hayri Kozanoğlu’nu seçti.
HADEP - SHP - ÖDP - EMEP ittifakı seçime 5 kala, bazı sivri akıllıların çabasıyla engellenince, birlikte Meclis’e girme ihtimali olan bu partilerin hepsi baraj altında kaldı.
Tek başına barajı aşabileceğini sanan HADEP de şimdi kongreye giderken sesini duyuramamaktan yakınıyor.
Kimse seçimden ve halkın tokadından ders almış görünmüyor. Hala bir birliktelik çabası gözlenmiyor.
Tersine, SHP’de Karayalçın - Sağlar ikilisi ayrılık sinyalleri veriyor.
Kemal Derviş’in kurbanları DSP ve YTP’nin sesi duyulmuyor.
Gürbüz Çapan, yeni parti kurma hazırlığı yapıyor.
Çatısız kalan aydınlar, gençler, örgütler tek tek ses vermeye çalışıyor.
***
Bu darmadağın "yapboz"un kimi parçalarıyla konuştum.
Çıkış için en akla yakın görünen formüllerden biri şu:
Sandıkta partiler bazında kurulamayan ittifakı, önümüzdeki yerel seçimde kişiler bazında oluşturmak...
Yukarıda saydığım bütün hareketler, belli ilkeler çerçevesinde bir yerel seçim mutabakatına varabilir ve kendi varlıklarını dağıtmadan, sandıkta birbirlerinin güçlü adayını destekleyebilirler.
Murat Bozlak, Diyarbakır’dan aday olabilir mesela ve diğer partililer de orada Bozlak’a oy verir.
Buna karşın Ankara’da oylar - diyelim - Murat Karayalçın’a akıtılır. Aynı şemsiye altında Mersin’de Fikri Sağlar aday olur... Muş’ta Sırrı Sakık... Kadıköy’de Ufuk Uras...
***
Bu tür bir dayanışma, küskün seçmeni yeniden sandığa çekebileceği gibi, hiç olmazsa yerel yönetimde halkın tercihinin sandığa yansımasını sağlayabilir. Belki uzun vadeli bir ittifakın temelleri de orada atılabilir.
Savaş yaklaşıyor. Güneydoğu’dan yeniden çatışma haberleri geliyor. Hükümetle devlet arasında ipler geriliyor. AB, Kıbrıs konuları çözüm bekliyor. IMF reçetesi halkı köşeye sıkıştırıyor.
Ve soldaki "yapboz", bir türlü toplanamıyor.
Bir çare bulamazlarsa, tarih bu dağınıklıktan hepsini birden sorumlu tutacaktır.
can.dundar@e-kolay.net
SAYFA BAŞI

|
|

|