
|

11 Eylül, Amerikalıları yardımsever yapmış!
DAVOS
Davos’ta öğrendik ki, zengin ülkeler son 10 yılda yüzde 15 zenginleşirken, yoksullara dış yardımı yüzde 30 azaltmışlar
Bu yıl Davos’ta yoksulluk, yardımseverlik, açlık ve dış yardım gibi oturumlar epey rağbetteydi. Çok önceden kayıt yaptırmamışsanız, yer bulmanız mümkün olmuyordu.
Dahası geçmiş Davos toplantılarının bu tür oturumlarında hayırsever 70’lik konuşmacıların hafif ruhani mesajları ağırlıktayken, bu yıl bambaşka bir tabloyla karşılaştık. Gencecik, dinamik bakanlar (Norveç), ABD’li kongre üyeleri, Dünya Bankası’nın ve BM Kalkınma Örgütü UNDP’nin üst düzey yetkilileri Davos’ta zengin dünya ile yoksullar arasında anlamlı bir köprünün nasıl kurulabileceği üzerine kafa yoranlar arasındaydı.
Zenginler cimrileşti
"Dış yardım" başlıklı akşam yemeğinde ilk çarpıcı bilgiyi Dünya Bankası Kalkınma Politikaları Direktörü Ian Goldin verdi. Dünya Bankası’nın istatistiklerine göre dış yardımı yapan zengin ülkelerde refah son 10 yılda yüzde 15 yükseldiği halde, yoksul ülkelere yapılan yardımlarda yüzde 30 azalma olmuştu.
Masada yanımda oturan Norveç Uluslararası Kalkınma Bakanı Hilde Johnson şaşkınlığımı görünce, "Doğru doğru, hatta daha da kötü. Yardımlar yarı yarıya azaldı. OECD’nin istatistiklerine bakarsanız görürsünüz" dedi. Ama Norveçli Bakan umutlu: "Yoksul ülkelere dış yardım önümüzdeki dönemde hızla artacak."
11 Eylül milat gibi
Ortada tuhaf bir durum var. Zenginleştikleri, kulaklarından paralar fışkırdığı günlerde yoksul ülkelere yardımı kısan zengin devletler, dünya ekonomisinin konsolide olduğu, borsalar düştüğü için sermayelerin, varlıkların eridiği, daha az vergi toplanılabildiği bir dönemde yoksullara yardımı neden artırsınlar ki?
Ben bu soruyu ortaya atınca, masamızdaki Amerikalı hanım (ki sonradan kendisinin Küresel Kalkınma Merkezi Başkanı olduğunu öğrendim) "11 Eylül" diyor bilmiş bilmiş. Diğerleri de onu onaylıyor. ABD’den Cumhuriyetçi Parti milletvekili Jim Kolbe de bu görüşü teyit ediyor:
"90’lı yıllar boyunca çeşitli eyaletlerde yaptırdığımız kamuoyu yoklamalarında Amerikalı seçmen hep, ‘Biz başkaları için neden bu kadar parayı harcayalım?’ diye itiraz ederdi. 11 Eylül’den sonra ise tek bir Amerikalı bile bu lafı ağzına almıyor. Ödedikleri vergilerden yoksul ülkelere yardım yapılmasına kimsenin itirazı kalmadı."
Al gülüm - ver gülüm
Norveç Uluslararası Kalkınma Bakanı’nın verdiği bilgiye göre dış yardımlar geçen yıl az da olsa yeniden artmaya başlamış zaten.
Dünya Bankası yetkilisi Goldin’in verdiği bir başka bilgi de hayret verici. ABD’nin yaptığı toplam dış yardımın yüzde 88’i Amerikalı müteahhitlik ve danışmanlık şirketlerine ihale ediliyormuş! Küresel Kalkınma Merkezi Başkanı Nancy Birdsall da bu bilgiyi doğruluyor. Tam al gülüm - ver gülüm vaziyeti...
Açlara oyun parkı!
Toplantının Afrikalı konuşmacısı Mozambik Devlet Başkanı Joaquim Alberto Chissano’nun verdiği örnek ise, dış yardıma aracı kılınan danışmanlık ve müteahhitlik firmalarının, bu yardımları nasıl heba ettiklerini çarpıcı bir biçimde ortaya koyuyor:
"Mozambik’te herhangi bir altyapının bulunmadığı elektrik - su olmayan ücra kırsal bölgelere dış yardım adı altında çok sayıda çocuk parkı yaptılar. Oysa o yörelerin çocukları okul olmadığı için eğitim göremiyor, yemek bulamadığı için aç, karnını doyuramıyor."
Tam dostlar alışverişte görsün misali. Zaten dış yardımı yapan ülkelerin yetkilileri de, bazen yardımlar ancak bütçe yılının bitimine 2 hafta kala iletildiği için alıcı ülkenin kullanamadığını, bazen de paranın alıcı ve verici ülkenin bürokratları arasında eritilip kuşa döndükten sonra, ancak yüzde 20 - 25’inin kullanabildiğini dile getirdiler.
mtamer@milliyet.com.tr
SAYFA BAŞI

|
|

|