30 Ocak 2003 Perşembe


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 



11 Eylül, Amerikalıları yardımsever yapmış!

     DAVOS

Davos’ta öğrendik ki, zengin ülkeler son 10 yılda yüzde 15 zenginleşirken, yoksullara dış yardımı yüzde 30 azaltmışlar

     Bu yıl Davos’ta yoksulluk, yardımseverlik, açlık ve dış yardım gibi oturumlar epey rağbetteydi. Çok önceden kayıt yaptırmamışsanız, yer bulmanız mümkün olmuyordu.
     Dahası geçmiş Davos toplantılarının bu tür oturumlarında hayırsever 70’lik konuşmacıların hafif ruhani mesajları ağırlıktayken, bu yıl bambaşka bir tabloyla karşılaştık. Gencecik, dinamik bakanlar (Norveç), ABD’li kongre üyeleri, Dünya Bankası’nın ve BM Kalkınma Örgütü UNDP’nin üst düzey yetkilileri Davos’ta zengin dünya ile yoksullar arasında anlamlı bir köprünün nasıl kurulabileceği üzerine kafa yoranlar arasındaydı.
     
     Zenginler cimrileşti
     "Dış yardım" başlıklı akşam yemeğinde ilk çarpıcı bilgiyi Dünya Bankası Kalkınma Politikaları Direktörü Ian Goldin verdi. Dünya Bankası’nın istatistiklerine göre dış yardımı yapan zengin ülkelerde refah son 10 yılda yüzde 15 yükseldiği halde, yoksul ülkelere yapılan yardımlarda yüzde 30 azalma olmuştu.
     Masada yanımda oturan Norveç Uluslararası Kalkınma Bakanı Hilde Johnson şaşkınlığımı görünce, "Doğru doğru, hatta daha da kötü. Yardımlar yarı yarıya azaldı. OECD’nin istatistiklerine bakarsanız görürsünüz" dedi. Ama Norveçli Bakan umutlu: "Yoksul ülkelere dış yardım önümüzdeki dönemde hızla artacak."
     
     11 Eylül milat gibi
     Ortada tuhaf bir durum var. Zenginleştikleri, kulaklarından paralar fışkırdığı günlerde yoksul ülkelere yardımı kısan zengin devletler, dünya ekonomisinin konsolide olduğu, borsalar düştüğü için sermayelerin, varlıkların eridiği, daha az vergi toplanılabildiği bir dönemde yoksullara yardımı neden artırsınlar ki?
     Ben bu soruyu ortaya atınca, masamızdaki Amerikalı hanım (ki sonradan kendisinin Küresel Kalkınma Merkezi Başkanı olduğunu öğrendim) "11 Eylül" diyor bilmiş bilmiş. Diğerleri de onu onaylıyor. ABD’den Cumhuriyetçi Parti milletvekili Jim Kolbe de bu görüşü teyit ediyor:
     "90’lı yıllar boyunca çeşitli eyaletlerde yaptırdığımız kamuoyu yoklamalarında Amerikalı seçmen hep, ‘Biz başkaları için neden bu kadar parayı harcayalım?’ diye itiraz ederdi. 11 Eylül’den sonra ise tek bir Amerikalı bile bu lafı ağzına almıyor. Ödedikleri vergilerden yoksul ülkelere yardım yapılmasına kimsenin itirazı kalmadı."
     
     Al gülüm - ver gülüm
     Norveç Uluslararası Kalkınma Bakanı’nın verdiği bilgiye göre dış yardımlar geçen yıl az da olsa yeniden artmaya başlamış zaten.
     Dünya Bankası yetkilisi Goldin’in verdiği bir başka bilgi de hayret verici. ABD’nin yaptığı toplam dış yardımın yüzde 88’i Amerikalı müteahhitlik ve danışmanlık şirketlerine ihale ediliyormuş! Küresel Kalkınma Merkezi Başkanı Nancy Birdsall da bu bilgiyi doğruluyor. Tam al gülüm - ver gülüm vaziyeti...
     
     Açlara oyun parkı!
     Toplantının Afrikalı konuşmacısı Mozambik Devlet Başkanı Joaquim Alberto Chissano’nun verdiği örnek ise, dış yardıma aracı kılınan danışmanlık ve müteahhitlik firmalarının, bu yardımları nasıl heba ettiklerini çarpıcı bir biçimde ortaya koyuyor:
     "Mozambik’te herhangi bir altyapının bulunmadığı elektrik - su olmayan ücra kırsal bölgelere dış yardım adı altında çok sayıda çocuk parkı yaptılar. Oysa o yörelerin çocukları okul olmadığı için eğitim göremiyor, yemek bulamadığı için aç, karnını doyuramıyor."
     Tam dostlar alışverişte görsün misali. Zaten dış yardımı yapan ülkelerin yetkilileri de, bazen yardımlar ancak bütçe yılının bitimine 2 hafta kala iletildiği için alıcı ülkenin kullanamadığını, bazen de paranın alıcı ve verici ülkenin bürokratları arasında eritilip kuşa döndükten sonra, ancak yüzde 20 - 25’inin kullanabildiğini dile getirdiler.
     
     mtamer@milliyet.com.tr
     




 SAYFA BAŞI 





Taha AKYOL
Kıbrıs ve milliyetçilik

Çetin ALTAN
Bush, Saddam ve Ziya Paşa

Melih AŞIK
Amerikan halkı

Fikret BİLA
İran’dan önemli mesajlar

Hasan CEMAL
Arap Yugoslavyası, Arap Almanyası, hangisi?

Yılmaz ÇETİNER
Psikopat, şizofrene terfi etti!

Güneri CIVAOĞLU
Taç ve diken

Can DÜNDAR
Solda ittifak için yeni teklif

Hurşit GÜNEŞ
Okula ayrılan para gayrimenkul fiyatlarını artırır mı?

Doğan HEPER
Ne komünist olduk ne de kapitalist

Sami KOHEN
Savaş mesajı...

Hasan PULUR
Türkçe Mürkçe şikâyetçi Türkçe...

Derya SAZAK
Kıbrıs forumu

Meral TAMER
11 Eylül, Amerikalıları yardımsever yapmış!

Güngör URAS
Halka hizmet, bu bütçeden çıkacak

Serpil YILMAZ
Doğalgaz fiyatı kimseyi memnun etmedi

M. Ali BİRAND
Türkiye, savaşa boyun eğiyor

© 2002 Milliyet