
|

Türkiye, savaşa boyun eğiyor
Kimse savaşı istemiyor.
Kimse savaş çığırtkanlığı da yapmıyor.
Bush yönetiminin son derece riskli bir işe giriştiği biliniyor. Herkes Saddam Hüseyin' in kitle imha silahlarından arındırılması gerektiğini biliyor, ancak bunun savaşsız çözümünü tercih ediyor. İnsanların öleceği, bölgedeki dengelerin altüst olacağı bir savaşa herkes karşı çıkıyor. Türk kamu oyu gibi, Avrupası da, Amerikan halkı da "savaşa hayır" diyor.
Ancak, Bush yönetimini ikna edebilmek imkansız.
İstanbul' da bir araya gelen 6 bölge ülkesi dahi sudan bir bildiri yayınlamakla yetinebildiler. Başlarına nelerin geleceği bilmelerine rağmen, ne Arap ülkeleri, ne de İran seslerini yükseltebildiler.
Aynı şekilde Avrupa da, sözlü protestoların ötesine gidemiyor. Açıkça vetolarını kullanacaklarını söyleyemiyorlar. Zira onlar da, herkes gibi, sırası gelince ABD' yi fiilen veya sözlü şekilde desteklemek zorunda kalacaklarını biliyorlar. Alman- Fransız ikilisi de, yelkenleri indirmeye hazırlanıyor.
Hiç kimsenin ABD' yi durdurma olanağı yok.
Peki, Türkiye' nin tutumu ne olmalı ?
Bu savaştan Türkiye de büyük zarar görecek. Ekonomisi sarsılacak. Bölgedeki dengelerin bozulması, bizim ülkemizin de toprak bütünlüğünü risk altına sokacak.
Bütün bunlar biliniyor ve öfkeyle karşılanıyor.
Ancak bir de madalyonun öbür yanı var.
Türkiye öyle bir konumda , öyle bir durumda ki, kararını vermiş bir Bush yönetimini bırakın ikna etmeyi veya fiilen durdurmayı, işbirliği yapmadığı taktirde, risklerini ve kayıplarını birkaç misli arttırma tehlikesiyle karşı karşıya kalmış durumda.
Türkiye katılırsa ne, katılmazsa ne olur?
Türkiye' nin, ABD ile işbirliği yapıp yapmaması gerektiğini, duyguları bir kenara bırakıp birlikte ele alalım. Ardından kendinizi sorumlu kişilerin yerine koyup kararı verin:
- EKONOMİSİ, her şekilde darbe alacak. Katılsa da, katılmasa da turizmi azalacak, Irak ile ticareti sıfırlanacak. Petrol fiyatları artacağından dolayı zarara uğruyacak. İçerde ve dışarıda faizler artacağı için bütçesine ekstra yük gelecek.
KATILIRSA, bu açıklarının büyük bir bölümünü, ABD' nin hazırladığı 14 milyar dolarlık destek paketinden karşılayabilecek. IMF ile ilişkilerinde sıkıntıdan kurtulacak. Daha da önemlisi, ABD hazinesinin garantisi olacağından dolayı, dış piyasalardan daha kolaylıkla ve daha ucuza borçlanabilecek.
KATILMAZSA, uğrayacağı zararın tamamını kendi başına karşılamaz zorunda kalacağı için, ekonomik deprem çok daha fazla artacak
- ASKERİ harcamaları her iki halde de yükselecek. Önlem alabilmek için hem askeri
Kaydırmalar yapacak, hem de savaş hazırlığı için çeşitli üslerini modernize edecek.
KATILIRSA, Amerika Türk Silahlı Kuvvetlerinin bölgedeki üslerinde ve limanlarında
Yaklaşık 250-300 milyon dolarlık düzeltme ve genişleme harcaması yapacak. Bu şekilde, TSK' nın uzun süredir gerçekleştirmek isteyip kaynak bulunmadığından dolayı ertelediği , son derece önemli bir modernizasyonu gerçekleşmiş olacak.
KATILMAZSA, bu harcamalardan hiçbir karşılanmayacak.
- KUZEY IRAK' ta, Saddam sonrasında karşılaşılacak durum Türkiye'yi son derece rahatsız ediyor. Bağımsız bir Kürt Devletinin kurulması, Musul- Kerkük petrollerinin Kürtlerin eline geçmesi, ortaya çıkacak olan boşluktan dolayı PKK' nın yeniden Kuzey Irak alanını kullanmaya başlaması olasılığı gibi, bir dizi gelişmeden kaygılanılıyor.Bu sakıncaları giderebilmek için, Kuzey Irak' a bir süre için yaklaşık 15- 50 bin arası Türk askeri sokmak isteniyor.
KATILIRSA, Türkiye Kuzey Irak'a belli oranda asker sokabileceğinin sinyallerini Amerikalılardan aldı. Bunun rakamı ve konumlanma yerleri kesinleşmemekle birlikte, işbirliği yaptığı taktirde, ABD' nin bu isteklere daha ılımlı bakacağı belirtiliyor.
KATILMAZSA, Irak' ın toprak bütünlüğü ve Musul- Kerkük petrolleri konusunda kesin güvenceler vermesine rağmen, ABD Türkiye' yi Kuzey Irak'a sokmayacağını üstü örtülü şekilde anlattı.Kuzey Irak ( PKK dahil olmak üzere) konusunda Türkiye' nin söz hakkı olmayacak.
- SADDAM sonrası gelişmeler Türkiye' yi, savaşın ne kadar sürüp, ne kadar kayıp verileceğinden daha fazla ilgilendiriyor. Saddam' ın devrilmesiyle birlikte, Irak' ta bir iç savaşın başlaması ve kargaşanın çoğalması Ankara' nın korkulu rüyaları arasında sayılıyor ve Saddam sonrası yeniden yapılanma sırasında mutlaka masada bulunulmak isteniyor.
KATILIRSA, Türkiye Irak' taki gelişmeleri çok yakından ve masaya ABD ile birlikte oturarak etkileyebilecek. Sadece bununla kalmayacak, savaş kayıplarını, Irak petrollerinden elde edilecek gelirlerle karşılayabilecek. Aynı şekilde, savaş sonrasında Irak' ın yeniden inşası durumunda hem ihale, hem de ticaretini genişleterek payını alacak.
KATILMAZSA, bunlardan hiçbirini elde edemeyeceği gibi, Saddam sonrası dönemde iktidara gelecek olan yönetimlerle ilişkisi uzunca bir süre soğuk geçecektir.
- STRATEJİK İŞBİRLİĞİ adı altında yıllardan beri sürdürülen ve Türkiye' nin her
sıkışma durumunda ( IMF ile ilişkiler, dış yardım, Kıbrıs' ta çözüm, AB ile ilişkiler) Washington' un kapısını çalıp yardım istediği mekanizma, Irak savaşı sırasında tam anlamıyla bir testten geçecek.
KATILIRSA, bu ortaklık bir misli değerlenecek, Türkiye' nin bölgedeki ağırlığı daha da artacak ve Washington' dan istediklerini daha kolaylıkla elde edebilecek
KATILMAZSA, Türkiye artık kendine " stratejik ortak" adını veremeyecek. ABD nezdindeki genel anlamda önemi belki yine sürecek, ancak ağırlığı eskisi gibi olmayacak.İslam dünyasındaki "model ülke" konumunu ve söylemini kaybedecek. Avrupa Birliğinde destek, IMF konusunda anlayış, borçların silinmesi gibi konularda, Ankara' dan Beyaz Saray' a edilecek telefonlar yanıtsız kalacak.
Kararı artık sizler verin
Yukardaki listeyi önünüze alın ve kararı verin.
Savaşı hiçbirimiz istemiyoruz.
Durdurabilmek için elimizden geleni yapalım.
Ancak, ABD' yi durduramayacak noktadaysak ne yapmalıyız ?
Kendinizi Başbakanın yerine koyun ve kararınızı verin. Kararınızı benimle de paylaşmak istiyorsanız, e- mail veya faks yollayın…
* * *
Bush, savaş düğmesine bastı Başkan Bush dünkü "Birliğin durumu konuşmasında" , belki aynı kelimeliri kullanmadı ancak, sözlerinin özünde "savaşın artık kaçınılmaz olduğu" ve "ABD'nin gerekirse tek başına Saddam Hüseyin'i bitirmek üzere harete geçeceği" vardı.
Başkan artık geri dönüşü olmayan bir yolda. Kim ne derse desin, BM ikinci bir karar versin veya vermesin, Washington Saddam rejimini devirecek. Öyle bir noktaya gelindi ki, savaşı durdurabilecek tek gelişme, Saddam'ın bütün ekibi ile birlikte iktidarı bırakıp başka bir ülkeye gitmesine bağlı.
Bu da, imkansız denecek kadar güç...
Öte yandan, Washington'un etrafındaki ittifak giderek güçleniyor. Fransa yavaş yavaş muhalefetini esnekleştirirken, diğer BM Güvenlik Konseyi üyesi Rusya, Başkan Bush'u destekleyeceğinin açık işaretlerini veriyor.
Washington, 5 Şubat'ta BM'ye yeni deliller sunacağını açıkladı. Ardından da, güvenlik konseyinin Irak konusunda bir karar alması gerektiğine dikkat çekti.
BM Güvenlik Konseyi, tarihinin en önemli yol ayırımı ile karşı karşıya kalacak. Ya, istememesine rağmen ABD'ye Irak'ı vurması için yeşil ışık yakacak veya ABD tek başına hareket edip Güvenlik Konseyinin prestijini büyük oranda zedeleyecek.
Bush bu konuşmasıyla savaş takvimini de netleştirmiş oldu: 5 Şubat'ta BM'ye yeni deliller verilecek. 15 Şubat'ta denetimcilerden ek rapor alınacak. 20 Şubat'a kadar BM'den yeni bir karar beklenecek ve Mart ayı içinde harekat başlayacak.
(Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com.tr) yayınlanmaktadır. )
mabirand@e-kolay.net
SAYFA BAŞI

|
|

|