31 Ocak 2003 Cuma


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 



Irak’ı silahlandıran Amerika değil miydi?

     ZÜRİH

     Davos’ta 6 gün boyunca tam 271 oturum düzenlendi. (Bill Gates’ten Bill Clinton’a Davos’un en ünlülerini medyayla biraraya getiren toplantılar hariç)
     Sabahın 7.30’undaki kahvaltılı oturumlardan başlayıp gece yarılarına kadar süren toplantılar için Kongre Merkezi ile bu küçük dağ kasabasının dört bir yanına dağılmış oteller arasında karda (kolunuzu - bacağınızı kırmadan) koşuşturmak hayli yorucu. Nitekim Brezilya Merkez Bankası Başkanı karda yürürken kolunu kırdığı için son 1 - 2 gün konuşmacı olduğu oturumlara katılamadı.
     6 günlük bu bilgilenme maratonunun ardından Türkiye’nin kısır gündemine dalmadan önce kafanızı toplamak ihtiyacı hissediyorsunuz. İşte bu nedenle Davos dönüşü İstanbul’a uçmadan önceki gece Zürih’te otel odasında, önümde 4 defter dolusu notlarım artı giremediğim oturumlarda neler konuşulduğuna ait toplantı özetleri arasında eşelenip duruyorum. (Davos’ta adettir, her toplantının ana mesajları konuşmacıların ağızlarından birer cümleyle de olsa kayda geçer ve katılımcılara verilir)
     
     İran’a da, Irak’a da...
     Daha önce de yazdım, Amerika bu yıl Irak’a askeri müdahale inadı nedeniyle Davos’ta topun ağzındaydı. Örneğin Savunma Bakanı Vecdi Gönül’ün de konuşmacı olduğu "İstikrarsızlık kuşağı" başlıklı oturumu yöneten Washington Post gazetesinin editörlerinden David Ignatius, bakın ne yaman bir hatırlatma yaptı:
     "Amerika 1960’larda İran’ı silahlandırarak, Ortadoğu’da istikrarın sağlanması görevini bu ülkeye vermişti. Sonra İran’ın bu silahlarla ne yaptığı ortada.
     1970’lerde ise Amerika bu kez İran’a karşı Ortadoğu’da ‘istikrar’ sağlansın diye Irak’ı silahlandırdı. Irak’a bölgede ‘istikrar’ı sağlama görevini verdi. Bunun nasıl sonuçlanacağını ise önümüzdeki günlerde göreceğiz."
     
     Ucuz petrol için!
     Bush yönetimi değişik oturumlarda "Ucuz petrole ulaşmak için çok pahalı bir yol seçmekle" suçlandı. Zaten Bush yönetiminin Davos’taki temsilcileri şamar oğlanı gibiydiler. Katıldıkları her oturumda ağızlarının payını veren birileri mutlaka çıkıyordu. Hiç kimse olmazsa, savaş yanlısı ve savaş karşıtı Amerikalı uzman konuşmacılar kendi aralarında ağız dalaşına tutuşuyorlar, ama bir Avrupalı ya da Arap konuşmacı müdahale edecek olduğunda hemen dayanışma içine giriyorlardı.
     Geçmiş yılların aksine Davos’taki CEO nüfusu bayağı azalmış gibiydi. Kimisi skandallara kurban gitmiş, kimisi işler kötüye gittiği için koltuğunu kaybetmiş, kimisi de işlerin açılma umudunun bulunmadığı bir ortamda Davos’a gelmeyi fazla anlamlı bulmamıştı.
     
     Cips satışı artar!
     Gelenlere sorulan sorular da dönüp dolaşıp Irak’ta karar kılıyordu. Örneğin Pepsi Cola’nın yeni hanım CEO’su Hintli Indra Nooyi, ekonominin durgun olduğu bir ortamda iş yapma koşullarını anlatıyordu ki, salondan şu soru geldi: "Irak savaşına karşı ne gibi pratik hazırlıklar yapıyorsunuz?"
     Nooyi’nin yanıtı da ilginçti:
     "1) Bölgedeki çalışanlarımızı korumak üzere önlemler alıyoruz.
     2) Amerikan ürünlerine boykot olabileceğini dikkate alıyoruz.
     3) ‘Petrol fiyatları arttığında nelerden tasarruf edebiliriz’in çalışmasını yapıyoruz.
     4) Ama genelde satışlarımızın artacağına kuşkumuz yok. Çünkü dünyanın dört bir yanında insanlar evlerine kapanıp, TV başında savaşla ilgili haberleri izleyecekler. Bunu yaparken de cips yiyip, Pepsi Cola içecekler."
     
     Reklam sıfıra indi
     Irak’a savaşın söylentisi bile reklamların bıçak gibi kesilmesine yetmiş. Ben zannediyordum ki Irak’a askeri müdahale, bizim bölgemizi daha çok etkiliyor. Ne münasabet! Reklamlar her yerde yok oluvermiş. Tüketicinin, Irak savaşı olup bitinceye kadar parayı cebinde tutacağı sinyalini almışlar. Bu yüzden de kimisi, "Savaş olacaksa bir an önce olup bitsin" havasında. Bu görüşte olanlar, ABD’nin Irak’ta işi iki hafta içinde şipşak halledeceğini umuyor; "Saddam’ın bir sıkımlık canı var" diyorlar.
     Kimin haklı olduğunu bekleyip göreceğiz.
     
     mtamer@milliyet.com.tr
     




 SAYFA BAŞI 





Taha AKYOL
Irak’ı yeniden kurmak

Çetin ALTAN
Eski köşk bahçelerinin alçak duvarları üstündeki flörtler...

Melih AŞIK
CHP üzerine...

Fikret BİLA
Üslerinizi açarsanız Irak bunu unutmaz!

Hasan CEMAL
Saddam kalırsa, Saddam giderse?

Güneri CIVAOĞLU
Ata’nın gururu

Abbas GÜÇLÜ
14. Genç İletişimciler Yarışması

Hurşit GÜNEŞ
New York’ta ve İstanbul’da suç oranları nasıl düştü?

Sami KOHEN
AB’yi unuttuk!

Mehmet Y. YILMAZ
İktidar bozar, mutlak iktidar mutlak bozar!..

Hasan PULUR
Şizofrenik bir yazı...(*)

Derya SAZAK
F tipi adalet

Meral TAMER
Irak’ı silahlandıran Amerika değil miydi?

Güngör URAS
Tütüncünün hali duman

M. Ali BİRAND
Herkes Türkiye'den uygulama bekliyor

© 2002 Milliyet