01 Şubat 2003 Cumartesi


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 




Yeni Cami fareleri

Tarihi eserlerin yağmalanması karşısında devletin koruma teşkilatının yetersiz kalacağı çok açıktır. Halkın ilgi ve saygı duymadığı bir ortamda hangi devlet koruma görevini başarabilir?

     Salı günü Murat Bardakçı’nın kaleminden Hürriyet’te okuduk; Yeni Cami Külliyesi’nden Hünkar Köşkü’ndeki (Hünkar Mahfili) bir koca pano gaddar hırsızlarca bir çini dizisi kırılarak, sökülüp götürülmüş. Bir ay içinde bu ikinci pano hırsızlığı...
     Hünkar Köşkü üç asırdır İstanbul camileri için yedek çini stoklarının saklandığı depoydu. Onlar eritildi. Sıra duvarlardaki çinileri sökmeye geldi. Birkaç yıl önce Üsküdar Valide-i Atik Camii’nin çinileri yok oldu, polis buldu ve yaralı pano yeniden monte edildi. Kasımpaşa Piyale Paşa Camii’nden çalınan çini panodan haber yok; kimsenin de ilgilendiği yok. Eski eser deposu olarak kullanılan Yenikapı Mevlevihanesi’ndeki yangın şaibelidir. Kim bilir hangi hırsızlıklar ateşle örtüldü.
     Her yerde servetler el değiştiriyor, görgüsüz sınıflar yükseliyor. Bu görgüsüz sınıflar sanat sevici oluyor. Ve bilhassa bizde mezar taşlarına, cami çinilerine ve çeşmelere musallat oluyor. Görevlileri kandırıyorlar, çetelerle anlaşıyorlar ve istedikleri evlerine getiriliyor. Bu kadarla kalsa iyi. Birçok nadide parça uzak ülkelerdeki orta sınıf evlerin bahçelerine taşınıyor. Yükselen orta sınıfın arsızlık ve cesaretinde sınır yok; yürütülüp götürülenler hiçbir zaman derli toplu koleksiyonların parçası olamıyor; dolayısıyla gelecek nesillerin bellek ve biliminden uzak kalacaklar.
     
     Halk ilgi ve saygı duyuyor mu?
     BM’nin UNESCO’su British Museum’daki Partenon Tapınağı’nın frizlerini Yunanistan’a götürmek gibi kuru gösterişle uğraşacağına; hırsızlara mani olmak için bu gibi eserlerin sahibi olan halkları örgütlese, hırsız orta sınıf sanatsever kitlelere taşın yerinde güzel olduğunu, gerçek koleksiyonun ne olduğunu anlatan eğitim programları düzenlese daha iyi eder.
     Eğitimsizlik, daha doğrusu yarım yamalak eğitim hırsızlığa teşne geniş bir kitle yaratmıştır. Avrupa eğitimi bireylerde sanat eserlerine karşı bir eğilim ve saygı yaratıyor; ancak bu saygı bir koruma bilinci içinde sanat eserinin sadece kendi ortamında güzel ve etkili olacağını öğretmiyor. Bu nedenle orta sınıf Avrupalı, falan kitabe veya mezar taşının, tabloların kendi evlerinde Akdeniz müzelerinden daha iyi korunacağına peşinen inanan yarı cahil bir adamdır.
     Yükselen orta sınıf tüketiminin her alanda olduğu gibi eski eser yağmacılığında da boy gösteren asri bir facia olduğu açıktır. Fakat envanteri yapılmamış kıymetli eserleri ortadan kaldıran yeni zengin sınıflardır. Doğru dürüst müze kurmadan eser toplamaya ve hatta aşırmaya meraklıdırlar. Evin süsü ile bilime ışık tutacak bir parçanın farkını anlayamazlar.
     Bu gibi sanatsever yağması karşısında devletin koruma teşkilatının pek mevzii kalacağı açıktır. Her müzenin sayısız eserini; açıktaki yüzlerce harabeyi nasıl koruyacaksınız? Ya bizi adeta ölüme ısındıran o mezarlıklarımızı, o zarif taşları, o tarih kaynağını? Halkın ilgi ve saygı duymadığı bir ortamda hangi devlet koruma görevini başarabilir? Asıl önemlisi hangi devlet bürokrasisi halkta olmayan sorumluluk duygusuna sahiptir?
     
     Vakıflar umursamazlık içinde
     Ülkemizde devlet sadece imkansızlık değil, umursamazlık içindedir. Yurttaşların tenkit, talep ve baskısından uzak Vakıflar Genel Müdürlüğü bu kadar eseri sadece imkansızlıktan değil umursamazlıktan dolayı da koruyamıyor. Eski eserlerin korunmasında en etkili ülke olarak halen Amerika gösteriliyor. Ancak Amerika’nın zenginliği herkeste yok. Herkeste olması gereken nesne, kamusal bağışlar zihniyeti ise bizi bırakın Avrupa’da bile yok, sadece Amerika’da var.
     Akdeniz’in İtalya, Mısır, Türkiye, Suriye ve İsrail gibi beş ülkesi gerçekten çok zengin tarih hazinelerine sahiptir. Bu yüzden de hırsızların ana hedefidirler. Bu arada "kıymet bilmezlik" gibi boş lafların anlamının olmadığı açıktır. İtalyanlar Rönesans’tan beri Varsani ve Cellini gibi büyük sanat tarihçileri yetiştiriyorlar. Avrupa’nın ilk büyük koleksiyonları kilise ruhbanı ve İtalyan prensi tarafından meydana getirildi. Halk bu eserleri korur; ama buna rağmen toplayıcılar ve hırsızlar bu ülkenin her yanını asırlardan beri kazmıştır ve halen kazıyor. Mısır, At Meydanı’na getirilen Dikilitaş’tan beri bu açgözlülüğü doyurmaya çalışıyor. İran’ın ve bizim halimiz malum. Şimdi de daha önce pek itibar görmeyen 16-17. asır çinileri moda oldu. Yarım metrekarelik çini panoya birkaç milyon İngiliz sterlini verilirse buna kim mani olabilir?
     Olabilir ama kurum veya memurlar değil, halk. Akdeniz’de hırsızlığa en az maruz kalan ülke İsrail. Çünkü arkeoloji kazılarına katılmak ve gözetmek devletin sınırlarını aşmış bir iş. Sayısız gönüllü kuruluş var. Ve birçok insan bu gönüllü grupların üyesi. Gümrükçülerinin birçoğu eski eser uzmanları kadar eğitim görmüş. O bilinçli ve etkin vatandaş ağını delecek hırsız zor çıkar.
     Bu yurdun varlığını korumak 200 milyon maaşlı bekçilere değil 17. asırdan kalma mezarlığın yanı başındaki halka ait olmalıdır. Onları korumak Afrodisyas’a gönül veren Sevgi Gönül’ün başkanlığındaki Geyre Vakfı Gönüllüleri gibi grupların işi olmalıdır. İnsanlar mezar taşı yüklemeye kalkan hırsızları kovalamadıkça bu iş çözülmez. O zaman vakıflar gibi hantal kuruluşlar da hizaya gelebilir. İnançsız ve sevgisiz bir kitlenin ecdat eserlerini koruması mümkün değildir. Yeni Cami fareleri kapanla yok edilemez, ancak uyanık bir halkın olduğu yerde faaliyet gösteremezler.
     



 PAZAR


‘Beni okuduklarını söylemekten çekiniyorlar’
Dillerde "Barış Şarkısı"
"Katil nefes alınca bile geride iz bırakır"
Anadolu türküleri opera sahnesinde
Kimisi takip edildi kimisi dayak yedi
Konak Pier, İzmirlileri birbirine düşürdü
Sıra yemeğe geldi
Bali lezzetleri İstanbul’da
Hollandalı sarışın
"Tutku olmadan sanat olmaz"
Futbol teorisi
Cibalikapı Balıkçısı
Sübyancı avı
Yeni Cami fareleri
Polisiye tadında masallar
‘Bahçeci’de barış muhabbeti


 SAYFA BAŞI 





© 2002 Milliyet