01 Şubat 2003 Cumartesi


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 





Aşk yumuşak ve nazik değil

Amerikan bağımsız sinemasından gelen bu ilginç film, tutkulu bir beraberliğe dönüşen sadomazoşist bir patron / sekreter ilişkisini konu alıyor.

     FERHAN BARAN

     Bağımsız Filmler Festivali son sürat devam ederken, Hollywood’a alternatif Amerikan sinemasından çok ilginç bir örnek, hoş bir zamanlama ile ticari gösterime giriyor. Bağımsızların kalesi Sundance’ten senaryo ödüllü "Sekreter", okullu yönetmen (American Film Institute) Steven Shainberg’ün ikinci uzun metraj çalışması. Mary Gaitskill’in aynı adlı hikâyesinden daha önce bir kısa film denemesi de yapmış olan Shainberg, aşkın her zaman beklediğimiz şekilde ortaya çıkmayacağı fikrinden hareket etmiş.
     Uzun yıllar ruhsal tedavi görmüş Lee ile mükemmellik saplantılı avukat Edward Grey’in, alışılmadık sadomazoşist patron / sekreter ilişkisini ucuza kaçmadan ve gülünç olmadan anlatmayı başarmış. İçindeki acıyı bedenine zarar vererek dışarı çıkartma eğilimindeki genç kadının, buyurgan ve saplantılı patronunun sadist güdülerinin gönüllü objesi olmayı kabul etmesiyle başlayan ilişkisinin, giderek tutkulu bir aşk hikâyesine dönüşümünü sade ancak mizah yüklü etkileyici bir dille anlatmış.
     Farklı gereksinim ve arzularından utanmayan genç kadının değişimini, güç kazanıp güzelleşmesini enfes bir performans ile veren Altın Küre adayı Gyllenhall olsun, on küsur yıl önce gencecikken yine şeker gibi bir bağımsız filmle (Soderbergh’in öSeks Yalanları / Sex, Lies and Videotape") yıldızı parlayan Spader olsun çok iyiler. Angelo Badalamenti’nin müzik çalışması da enfes. Kaçırmayın.
     
Bir film de festivalden
     Bir şizofrenin bilinçaltına yolculuğunu öyküleyen Cronenberg imzalı "Örümcek"in, Bağımsız Filmler Festivali kapsamındaki son gösterimlerini kaçırmayın!
     "Örümcek / Spider" - Yönetmen: David Cronenberg / Oyuncular: Ralph Fiennes (Dennis ‘Spider’ Cleg), Miranda Richardson (Anne / Yvonne / Bayan Wilkinson), Gabriel Byrne (Baba Bill Cleg), Bradley Hall (çocuk ‘Spider), Lynne Redgrave (Bayan Wilkinson), John Neville (Terrence) / 2002 Kanada - İngiltere - Fransa yapımı, 98 dakika
     
     2. AFM Uluslararası Bağımsız Filmler Festivali’nin açılışını yapan David Cronenberg filmi "Örümcek", akut şizofren Dennis Cleg’in bilinçaltına yapılan yolculuğun benzersiz öyküsü. Teknoloji ile bağlantılı olarak bedenin deformasyonu üzerine kafa yoran Kanadalı usta, bu kez bizleri hasta bir beynin karanlık dehlizlerinde gezdiriyor.
     Uzun yıllar tedavi gördüğü akıl hastanesinden, kendisi gibi akli sorunları olan kişilerin barındığı bakımevine yerleşen Cleg’in geçmişine ve aklına ulaşma uğraşı, "Akıl Defteri / Memento"daki karakterin serüveniyle benzeşiyor. Genç adamın bitirmeye çabaladığı yapboz (puzzle) ile özdeşleşen çabasına seyirciyi eşit koşullarda ortak eden çalışma, kara filmden ödünç aldığı bölümlerle son derece etkileyici bir deneyime dönüşmüş.
     Annesinin ‘örümcek’ diye çağırdığı Dennis Cleg’de ‘İngiliz Hasta’ Ralph Fiennes, kutsal ve fahişe annede Miranda Richardson olağanüstü. Delilik ve ödipal saplantılar üzerine geniş okumalara olanak tanıyan bu son Cronenberg yapıtının ticari gösterime çıkıp çıkmayacağı henüz kesinleşmiş değil. İşi şansa bırakmak istemeyenler, Beyoğlu Fitaş sinemalarındaki 24 Ocak Cuma 21.30, veya bilet bulma ihtimalinin daha yüksek olduğu 26 Ocak Pazar 10.30 gösterimlerini kaçırmasın.
     
Derin sularda dehşet
     "Hayalet Gemi" parlak açılış sekansı ile dikkat çekiyor.
     "Hayalet Gemi / Ghost Ship" - Yönetmen: Steve Beck / Oyuncular: Gabriel Byrne (Murphy), Julianna Margulies (Epps), Desmond Harrington (Jack , Ron Eldard (Dodge), Isaiah Washington (Greer), Alex Dimitriades (Santos), Karl Urban (Munder), Emily Browning (Katie) / 2002 ABD - Avustralya yapımı, 91 dakika
     
     "On Üç Hayalet" ile ilk kez yönetmenliği deneyen, özel efekt uzmanlığından gelme Steve Beck’in yeni filminde yine hayaletlerden geçilmiyor. Beck bu kez mekân olarak, "The Abyss" ve "Kızıl Ekim Avı"ndaki efekt çalışmalarından aşina olduğu derin suları seçmiş. Kırk yıl evvel, Avrupa’nın kaymak tabakasından 400 yolcusuyla Amerika’ya doğru yelken açan modern bir sanat eseri görünümündeki Antonia Graza’nın başına gelenler, "Titanic"in öyküsünden çok daha dehşet verici. Beck, heybetli transatlantiğin balo sahnesinde geçen açılış sekansını çok iyi çekmiş. Güzel Francesca Rettondini’nin "Senza Fine / Sonsuz" şarkısını susturan toplu katliam sahnesi, "Blade"in kanlı disko açılışını anımsatan etkileyici bir başlangıç. Hikâyenin günümüzde geçen devamı ise o denli parlak değil. "Yaratık / Alienödan "Altıncı His"e türün ünlü örneklerinden bir kolaj izlenimi veren film, sinematografik açıdan bir bütünlüğü olmayan, ancak özel efektler marifetiyle ürkütücü olabilen bir tür ‘korku tüneli’ işlevi görüyor.
     
‘Define Adası’nın uzay çağı versiyonu
     Stevenson’ın ünlü çocuk klasiğinin çizgi film uyarlaması, macerayı uzayın derinliklerinde bir gezegene taşımış.
     "Define Gezegeni / Treasure Planet" - Yönetim ve Senaryo: Ron Clements, John Musker / Sanat Yönetimi: Andy Gaskill / Müzik: James Newton Howard / Seslendirenler: Joseph Gordon - Levitt (Jim Hawkins), Brian Murray (John Silver), Emma Thompson (Amelia), David Hyde Pierce (Doktor Doppler), Martin Short (B.E.N.), Laurie Metcalf (Sarah), Michael Wincott (Scroop) / 2002 ABD yapımı, 95 dakika
     
     Çocukluğumuzun başucu kitaplarından "Define Adası" bir kez daha beyazperdede. Robert Louis Stevenson’un ünlü klasiğinin çizgi film uyarlaması, bilinen korsan öyküsünü farklı mekânlarda anlatıyor, macerayı ıssız adadan uzayın derinliklerindeki "Define Gezegeni"ne taşıyor. 15 yaşındaki babasız Jim Hawkins’in çocukluktan ergenliğe geçiş serüveninin uzay çağı versiyonu, delikanlının acımasız cyborg’lara, süpernovalara ve kara deliklere karşı verdiği mücadele çerçevesinde gelişiyor. Disney’in yaratıcı ikilisi Musker ve Clements’in "Küçük Deniz Kızı", "Alaaddin" gibi çalışmalarını izleyen bu beşinci birlikteliklerinde, klasik el çizimi tekniğiyle, kısaca CGI adı verilen bilgisayar çıkışlı çizimler birlikte kullanılmış. Walt Disney yapımlarının demirbaşı haline gelmiş şarkılı bölümler ise bu kez asgaride tutulmuş.
     
     
     




 KÜLTÜR & SANAT


Aşk yumuşak ve nazik değil
Çok dinlenenler
Haberiniz olsun
Çok izlenenler
Çok okunanlar
Hamam su dökünmek değildir
Devrimci ‘kadın’ Rosa!
Biraz bilge, biraz derbeder
"Adım hiçbir şey, soyadım önemsiz"
Ölüm ve cinsellik
Maskesiz sanatçıların dansı
Kelepir yapıtlar
Aslolan yaşamdır
Koleksiyonun mu var tutkun var
Resimdeki ‘hayalet’...
Camdaki mutluluk
Janis’in Mercedes’i
"Ciwan’dır, ne yapsa yeridir!"
Bağımsızlığa az kaldı
Bağımsızların prens ve prensesi
‘Öteki’lerin festivali
Evliliğin evinde evcilik
Sistem ve insanlar
Büyüleyen Giselle


 SAYFA BAŞI 





© 2002 Milliyet