
|

Yoksulluk Davos’un da gündemindeydi
Citibank, Deutsche Bank ve Commerzbank, mikro finansa girerek yoksullara kredi vermeye hazırlanıyor
Citibank’ın mikro krediye girmek istediğini Davos’a gitmeden önce de biliyordum. Kadın Emeğini Değerlendirme Vakfı (KEDV) Başkanı Şengül Akçar’ın gayretleriyle İzmitli depremzede kadınlardan başlanarak mikro kredinin Türkiye’de yaygınlaştırılmasına çalışılıyor. (Biliyorsunuz mikro finans 100 - 150 dolarlık kredilerle yoksul bölgelerdeki kadınları iş sahibi yapmayı hedefliyor)
KEDV’in mikro krediyle ilgili son 2 toplantısına ben de katıldığım için, Citibank’ın konuya ilgisi bana yabancı değil. Zaten aksi halde Deutsche Bank, Commerzbank gibi devlerin mikro finansa girmeye hazırlandıklarını, ilk kez Davos’ta duyacak olsaydım şapkam havaya uçardı. Çünkü daha 2 yıl önce yine Davos’ta mikro kredinin mucidi Grameen Bank’ın kurucusu Bangladeşli Muhammed Yunus’la görüştüğümde, değil dev uluslararası bankalar, bizim orta halli Türk bankalarının bile bu işle ilgilenmeleri hayaldi.
Türkiye’ye döndükten sonra sıcağı sıcağına konuyu birkaç Türk bankacıyla tartışmış, ancak daha ne Türkiye’de 19 Şubat 2001 krizi, ne de dünyada 11 Eylül yaşanmadığından, kimsenin ilgisini çekmeyi başaramamıştım.
Bugünkü manzara ise 2 yıl öncesiyle taban tabana zıt. Hem biz yoksullaştık, hem de dünya... Öte yanda ise dev bankalar için kredi verilecek sağlam büyük kurum kalmadı pek. Çoğu kredi limitlerini fazlasıyla doldurmuş durumda ve bu durgunluk ortamında krediyi nasıl geri ödeyeceklerini bilemiyorlar. Hatta kimisiyle alacaklı bankalar arasında bu yüzden ciddi sorunlar söz konusu.
Yoksulu müşteri yapmak
Mikro kredi dev bankalar açısından bugün için belki bir anlam taşımayabilir, ancak geleceğe dönük bir yatırım olduğuna kuşku yok. Dünyada sayıları 4 - 4.5 milyar olarak tahmin edilen yoksul ve aç insanlardan hiç değilse küçük bir bölümünü böylelikle tüketici ve banka müşterisi haline getirebilirler belki. Zaten şu anda taş atıp kolları yorulacak da değil. Hem başlangıçta verecekleri kredi 1 - 2 milyon dolarlarla ifade edilen küçük rakamlar, hem de bu kredileri her ülkede güvenilir sivil toplum kuruluşları aracılığıyla yoksul kadınlara kullandıracakları için herhangi bir riski yok.
Önce hak arama, sonra okuma - yazma Pazarlama gurusu olarak Türkiye’de de tanınan (2 - 3 kez konferans vermeye gelmişti) dünyaca ünlü Hintli profesör C. K. Prahalad’ı, Davos’ta yoksullukla ilgili oturumlarda konuşmacı olarak görmek hayli şaşırtıcıydı. Michigan Üniversitesi iş idaresi profesörü Prahalad, pazarlama ve liderlikle ilgili zengin birikimiyle yoksulluğa bakarken, bizlerden farklı şeyler görüyor. Hem konuyu en can alıcı noktasından yakalayarak "Yoksullukla mücadelede kadınlar mutlaka işin içinde olmalı ve başı çekmeli" diyor, ama hem de hiçbirimizin aklına gelmeyecek bir öncelik kaydırması yapıyor:
"Kadınlara okuma - yazma öğretmekten daha önemlisi, onlara hak aramayı öğretmektir. Onlara, köy kadınları olarak bir araya gelip ortak hak aramaları öğretilmeli. Bunu öğrendikleri takdirde kendileri için de, çocuklarının eğitimi için de, köylerinin elektriği için de ortak hareket ederek taleplerini doğru yerlere götürmeyi ve sonuç almayı başaracaklardır."
Bugüne kadar hiç bu şekilde düşünmemiştim. Ben Prahalad’a hak verdim. Ya siz?
mtamer@milliyet.com.tr
SAYFA BAŞI

|
|

|