04 Şubat 2003 Salı


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 




Muz değil mafya cumhuriyeti

Fransız kriminal tarihinin en tuhaf soruşturmalarından biri Seine Nehri’nin kustuğu iki ceset ve bir torbayla başlamıştı. Soruşturmanın vardığı nokta bizi de yakından ilgilendiriyor

     PARİS

     Paris’in Seine Nehri, İstanbul Boğazı kadar görkemli olmasa da aynı işlevi yüklenir. Aşıklar bakar, umutsuzlar atlar köprülerinden. Suları kente yaşam getirir, okyanusa ceset götürür. Kimileri kendileri bırakmıştır ömürlerini Seine Nehri’nin kollarına, kimilerini başkaları atmıştır, zorla...
     Linda Wong’un cesedini, 1998 yılının 31 Temmuz sıcağında, Seine’in güzelim kıyılarında biraz serinlik arayan gezginler buldu. Mericourt barajının sulara dur dediği yerde, sarıldığı bez yapışkan ambalaj bantlarıyla çevrilerek mumyalanmıştı adeta. 32 yaşındaki Çinli kadın sekiz yerinden bıçaklandıktan sonra boğazı kesilerek öldürülmüştü. Polis önce kimliğini tespit edemedi. Hiçbir ipucu yoktu. Üç ay sonra, yine Seine kıyısında çalışan işçiler, bu kez 4 yaşında bir kız çocuğunun cesedini buldular. Suya atılmadan önce boğulmuştu. Çocuğun da Çinli ve cesedinin aynı beze sarılmış olması, iki cinayet arasında paralellik kurmasını sağladı Fransız polisinin. Ama o kadar. Yine kimlik tespiti yapılamadı. Bir raslantı açtı olayı aydınlatmaya çalışan uzmanların önünü. Yine Seine Nehri kenarında köpeğini gezdiren bir Parisli, içinde Çince belgeler bulduğu bir plastik torbayı ne olur ne olmaz diye karakola teslim etmişti.
     Fransız kriminal tarihinin en tuhaf soruşturmalarından biri, Seine Nehri’nin kustuğu iki ceset ve bir torbayla başlamıştı. Olay tuhaftı, çünkü öldürülen ana-kız Çinli ama torbanın içinden çıkan pasaportları Afrika’nın Senegal Cumhuriyeti’nden verilmiş diplomat pasaportlarıydı. Afrikalı Çinli Linda Wong ve küçük kızı Mary Chen... Torbadaki belgeler arasında, bir sigorta kartı, Çince uğur duaları yazılı bir kağıt, en önemlisi bir cep numarası vardı. Polis, Paris’teki China Town’da ana kızın muhtemelen öldürüldüğü (çünkü duvarları kan izlerini silmek için temizlenmiş) daireyi bulmakta gecikmedi. Daireyi kiralayan ajans, hem cesetlerin kimlik kopyalarını hem de Afrikalı Çinli aile reisi Boyson Chen’inkini saklamıştı. Fransız polisi kanlı bir mafya hesaplaşmasıyla birlikte, diplomatik bir skandalı aydınlatmak üzere kolları sıvadı. Soruşturma ilerledikçe taşlar yerine oturmaya başladı.
     1996 yılında İngiliz kontuarı Hong Kong’un Çin Halk Cumhuriyeti’ne geçişinden az önce, Hong Kong mafyasıyla içli dışlı olup "kızılların" kendilerini cezalandırmasından korkan Çinliler harıl harıl göç edebilecekleri ülkeler arıyorlardı. Senegal Cumhuriyeti bu mafya artıklarına adam başı 20 bin, çocuk başı 5 bin dolara Senegal yurttaşlığı satmaya koyuldu. Göçü, tabii ki Çin mafyası düzenliyordu. Parayı bastıran önce Senegal’in başkenti Dakar’a gönderiliyor, pasaportlarını alınca da tabii ki Senegal’in eski sahibi Fransa’ya geliyor ve Paris’teki China Town’a yerleşiyorlardı. Pasaport paraları, Hong Kong’dan
     Dakar’a Western Union Bank aracılığıyla transfer ediliyordu.
     Senegal’e giden Fransız müfettişleri, bu paranın bir bölümünün gerçekten devlet kasasına girdiğini ama önemli bir bölümünün buharlaştığını belirlediler. Aralarında eski Maliye Bakanı Mustafa Diuf olmak üzere, şimdi Senegalli politikacılar "sen aldın, ben aldım" diye birbirini yiyor. Devlet krizi patladı. Sürü sepet bakan Senegal polisi tarafından sorguya çekiliyor. Ancak Fransız polisini daha çok, 193 sahte diplomata satılan pasaportlar ilgilendiriyor. Öldürülen Linda Chen’in "hayat arkadaşı" Boyson Wong’un cinayetlerden bir hafta önce Senegal’e uçtuğu, dolayısıyla katil olmadığı belirlendi ama kendisi bulunamadı. Onun da öldürüldüğü sanılıyor. Ve üçlünün Paris’e ilk geldikleri günlerde çok lüks bir otelde kaldıklarına bakılırsa, olayın bir mafya hesaplaşması olduğu, katillerin aslında erkeği ararken ana-kızı konuşturmak için işkence yaptıktan sonra öldürdükleri açık.
     Fransız müfettişler şimdi Hong Kong ve Pekin yolunda. Eğer cinayet aydınlatılırsa kuşkusuz romanı yazılacak, ardından heyecanlı bir "Afroçin Godfather" filmi olarak seyredeceğiz. Olay, Paris’in Seine Nehri’nde biten bir Afrikalı Çinli öyküsüyle sınırlı kalırsa, iyi...
     T.C. Başbakanı Abdullah Gül’ün 20 bin dolara Türk vatandaşlığı satmak fikrini beslediği düşünülecek olursa, işte o zaman insanın tüyleri ürperiyor. Demek cumhuriyetin kuruluşundan 79 yıl sonra, Türk vatandaşlığı ancak Senegal vatandaşlığı kadar ediyor, bir. Fiyat, uluslararası mafyanın belirlediği bir fiyat, o da cabası.
     
     Yazara e-mail
     



 PAZAR


"Hollywood’da şöhret peşinde değilim"
Nişantaşı’nın yeni İtalyanı
Semt isimleri nereden geliyor?
İslam alimlerinin çizdiği aletleri yapan profesör
Matematik ve salsa üstadıydı
‘Arabalar neredeyse birbirine çarpacaktı’
Denizler altında yüzlerce fotoğraf
Kate gitti, Eva geldi
ABD’nin otel zinciri Harbiye’de
"Panik"e gerek yok ama bir de sığınak olsa
"Duyurusu yapıldığında kitap alıcısını bulur"
Tekel’den şarap atağı
Pülümürlü Nebahat
Antep kebabı nerede yenir?
Muz değil mafya cumhuriyeti
Almanların ders kitapları
Yüzyıl öncesinden bir Nabi...


 SAYFA BAŞI 





© 2002 Milliyet