
|

Amerikan militarizmi üzerine bir başyapıt
Bankada hesap açtırana promosyon olarak silah hediye edilen bir ülke, Irak’a neden saldırmasın? Bugün vizyona giren Benim Cici Silahım’ı (belgesel) kaçırmayın
İşe bakın! Türkiye, İslami kökenden gelen bir partinin yönetiminde, Ortadoğu’da tarihin seyrini değiştirecek önemli gelişmelerde, Müslüman bir ülkeye karşı Amerika’nın yanında yer alıyor. Irak’ta hiç suçu olmayan binlerce sivilin öldürülmesi için gerekli desteği, dünyanın jandarması Bush yönetimine sağlıyor!
Irak’a savaşın ruhunuzu yeterince kararttığı bir ortamda, sizlere hafta sonu için cazip bir önerim var. Bugün vizyona giren çok hınzır bir filmi hafta sonu mutlaka görün. En azından dünyanın bir yerlerinde duygularınızı paylayan birilerinin bulunduğunu düşünerek ferahlarsınız.
Benim Cici Silahım (Bowling for Columbien), Amerikan militarizmi üzerine mizahla tirajedinin iç içe geçtiği belgesel bir başyapıt. Ben 3 ay kadar önce Londra’da görmüş ve çarpılmıştım. TV gazeteciliğinden gelen ABD’nin toplumsal hiciv ve belgesel ustası Michael Moore’un çektiği film, katıldığı hiçbir yarışmadan ödülsüz dönmüyor. Cannes Film Festivali’nin 46 yıllık tarihinde de ilk kez yarışmada büyük ödülü alan belgesel unvanına sahip.
Hesap açtırana silah
Belgesel olduğunu bile bile, filmde gördüklerinize inanamıyorsunuz. Örneğin filmin başkahramanı da olan tombul yönetmen Michael Moore, bir banka şubesinden içeri girerek vadeli hesap açtırmak için şartları öğrenmek istiyor. Eğer yatıracağı para 5 bin doların üzerindeyse ve 3 ay çekmeyecekse, kendisine promosyon olarak silah teklif ediyorlar. 1000 dolarlık hesap açsa bile, eğer 1 yıl vadeli tutarsa, peşin faiz olarak kendisine beğeneceği silahlardan birinin hesabı açtırdığı an derhal teslim edilmesi söz konusu...
Filmi izledikten sonra günlerce, her karşılaştığım kişiye, "ABD bankalarında böyle bir şey mümkün olabilir mi?" diye sordum. Kimse olmaz demedi, ama somut bir örnek veren de olmadı. Neyse ki Moore ile yapılmış son söyleşilerden birinde sorumun yanıtımı buldum: Filmin başlarında hayret ve dehşetle izlediğimiz hesap açtırma sahnesi gerçekmiş. Vaka mahalli de kuzey Michigan’da çok sayıda şubesi bulunan North Country Bank’mış.
Öldürmek sıradan olay
Hal böyle olunca, ABD’nin de dünyada insanların birbirini vurarak en fazla öldürdükleri ülke olmasına şaşmamak gerek. Amerika’da sadece geçen yıl tam 11 bin kişi, komşusunun, eşinin, çocuğunun, okul ya da iş arkadaşının silahından çıkan kurşunla yaşamını yitirmiş. Amerika’ya 30 yıl önce yerleşmiş bir arkadaşım, her yaz tatilinde Türkiye’ye gelirken, bir keresinde neden gelemediğini anlatırken, gayet sıradan bir şey söylüyormuş gibi "Kocası ortağımı öldürdüğü için dükkanı bırakabileceğim kimse kalmamıştı" diyerek, sükunetiyle beni hayrete düşürmüştü.
Bowling oynar gibi
Bu filmi izleyince arkadaşıma hak verdim. Amerika’da adam öldürmek, bowling oynamak kadar sıradan bir olay. Yönetmen Moore, 11 Eylül sonrası çektiği bu belgeselde, Colombien Lisesi’ndeki 2 öğrencinin evlerinden getirdikleri silahlarla okulda 20 öğrenciyi 2 - 3 dakika içinde öldürmesiyle, bowling lobutlarını devirmeleri arasında fazla bir fark olmadığını bizlere göstermek istiyor ve fevkalade başarıyor.
Filmin her sahnesi çok çarpıcı. Daha ilk saniyesinde Moore’un objektifine kendinizi teslim ediveriyorsunuz:
"Amerika’da sıradan bir gün. Kaliforniya’da elektrikler günlerdir kesik, bu yüzden de ne portakal sıkma makineleri çalışabiliyor, ne de idamlar gerçekleştirilebiliyor... Washington da sıradan bir güne merhaba diyor. Başkan Bush Beyaz Saray’daki oval ofisinde, ekonomiyi canlandırmak için yapılacak vergi indirim oranlarını planlıyor. Bu arada ABD 2 bağımsız ülkeye daha bombalar yağdırıyor..."
ABD’li bir sanatçının kendi ülkesi üzerine böyle bir film yapabilmesini ise, dünyanın jandarmasının şapka çıkartılacak bir özelliği olarak kayda geçmek gerekiyor.
mtamer@milliyet.com.tr
SAYFA BAŞI

|
|

|